Türk Dünyası Yardım Kampanyası

FUAT SABİT AĞACIK

 

1887’de Erzincan’ın Kemah ilçesinde doğdu, Babası Düyün-ı  Umumiye görevlilerinden Mehmet Sabit’tir.

 

Asıl adı Ahmet Fuat olmakla birlikte, Dr. Fuat Sabit olarak tanınır.

 

1905’te idadiye, 1910 yılında tabip yüzbaşı rütbesi ile Askeri  Tıbbiye’yi bitirdi. Bakırköy Akıl Hastanesin’de yaptığı uzmanlık çalışması sonun da 1944’de 1. Sınıf ruh ve sinir hastalıkları uzmanı oldu.

 

Tıbbiye’yi bitirip bir süre Gülhane Hastanesi bakım birimlerinde çalışarak uygulama deneyimi kazandıktan sonra, Temmuz 1912’de Merkez Askeri Hastanesinde görevlendirildiği Erzurum’a gitti.

 

1914 yılında Teşkilat-ı Mahsusa (Özel örgüt)’ya girerek ‘’haber alma’’ amacı ile cephelerde çalışmağa başladı.

 

Bu görevi dolayısıyla Doğu Anadolu’nun önemli bir bölümü dolaşmak, tanımak fırsatını buldu.

 

Özellikle Doğu’daki ermeni eylemlerine ilişkin bilgilerin edinilmesi çalışmalarına önemli katkılarda bulundu.

 

1919’da toplanan Erzurum Kongresi’nden sonra Bolşeviklerin Milli Mücadele’ye yardımını sağlamak amacıyla temsilci olarak Bakü’ye gönderildi. Orada , yardım sağlamada ve Sovyetlerle ilişkilerde yararlı olabilir düşüncesiyle , Türk Komünist Partisi’nin oluşumuna katıldı. Bakü, Dağıstan ve Moskova’da başarılı diplomatik çalışmalar yaptı. 01 eylül 1923’te tabip binbaşı’lığa yükseltildi.

 

Milli Mücadele sonrasında siyasi eylemleri bırakıp mesleki işlerine döndü. Askeri  Tıpbi’ye  ‘’müzakereci’’ olarak atandı. Almanca dersi de verdiği bu okulda,  öğrenciler arasında ortaya çıkan bir komünistlik olayı ile ilgili olduğu varsayılarak Manisa ya gönderildi.

 

O da zorunlu görev süresi dolduğu için 31 Nisan 1927’de ordudan ayrıldı. Bir süre (12.01.1928 – 31.05.1929) gezici sağlık hekimliği yaptıktan sonra Manisa köylerinde satın aldığı bağ ve tarlalarla uğraşmağa başladı.

 

II. Dünya harbi’nin başlaması üzerine yeniden göreve çağrıldı. 14. 03. 1941 – 31. 07. 1944’ deki bu yedek subaylık hizmetinden sonra Manisa’ya dönmeyerek İstanbul’a yerleşti ve ‘tıpta uzmanlık’ çalışmalarını tamamlayarak ‘’sinir hastalıkları uzmanı’’ oldu.

 

31.07. 1944 – 28. 01. 1945’te İstanbul Belediyesi’nin Sıhhi muayene Komisyonu’nda asabiye uzmanı olarak çalıştı. Bir ara Bakırköy akıl Hastanesinde hizmet gördükten sonra Belediye’deki işine döndü.

 

(17 Temmuz 1947) emekli olduğu 1 Aralık 1951’e kadar orada çalıştı. Bundan sonraki hayatını Beyoğlu’nda açtığı muayehane ile yakınındaki bir hastanede hastaları ve dostları ile geçirdi ve 15 Nisan 1957 günü İstanbul’da vefat etti.

 

Askeri  Tıbbiye öğrencisi iken Osmanlı Devleti’nin içinde olduğu bunalımlı dönemden Türkçülük ile çıkabileceğine inanan arkadaşları ile birlikte bu ülkünün okulda yayılması için çaba gösterdi. Bu yolda yurt  çapında başarı sağlayabilmek için örgütlenmek gerektiği düşüncesi ile,  ‘’190 Tıbbiyeli Türk evladı’’ imzalı bir mektup yazılıp dönemin başlıca aydınlarına gönderilmesine öncülük  ve bu amaçla 3 Temmuz 1911’de düzenlenen toplantıya başkanlık etti. Kurularak derneğe ‘’TÜRK OCAĞI’’ adının verilmesini önerdi.

 

Bu adın benimsenmesi üzerine onun  ‘ ad babası’ da oldu. Ocağın kuruluş hazırlıklarına çok önemli katkılarda bulundu. Anılan toplantıda seçilen ‘’Muvakkat’’ ve 25 Mart 1912’deki Kuruluşundan sonraki ‘’Resmi’’ ilk idare heyetinde ‘veznadar’ üye olarak görev aldı. Fakat, yazık ki, Türk Ocağı’nın kuruluşunda Askeri Tıbbiyelilerin öncüsü ve Temsilcisi olarak gerçekleştirdiği hizmetler, 1912 Temmuzunda  Erzurum’a Atanması ile son buldu ve bir daha Türk Ocağı ile ilgilenemedi.

 

Ancak , bu kısa süreli fakat başarılı çalışmaları onu Türk Ocağı’nın gerçek kurucularından biri konumuna getirdi. Ayrıca Mütareke ve Kurtuluş Savaşı dönemlerinde Türklüğe ve Ülkeye yararlı bir çok hizmetlerde bulundu. Türk Yurdu’nda yalnızca ‘’Anadolu duygularından’’ başlıklı bir yazısı ((111. 4.1329) (1913), 111-115.) yayınlandı.

Fransızca  ve Almanca’yı çok iyi bilen ve okumaya olan düşkünlüğü ile tanınan Dr. Fuat Sabit’in, herhalde yaşadığı fırtınalı ve hareketli hayat dolayısıyla fazlaca yazmak ve eser vermek fırsatını bulamadığı sanılıyor. Çünkü Gazete ve Dergilerde çıkmış çok az yazısı var; onlarda genellikle Sağlık konulu. Yayınlanmış tek Kitabı da sağlıkla ilgili ilim ışığında fredman ve calmetta verem aşıları (1934)

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü