Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Ocakbaşı'nda İlk Sohbette Kazan Tatarları Konuşuldu

03 Ekim 2015
Ocakbaşı'nda İlk Sohbette Kazan Tatarları Konuşuldu
  • Yer
    Galip Erdem Salonu
  • Tarih
    03 Ekim 2015

Türk Ocakları Genel Merkezi’nin düzenlediği ve bir gelenek haline gelen Ocakbaşı Sohbetleri’nde, bu yılki ilk programda, Türk Ocakları Genel Merkezi ve T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yapılan ve Türk Ocaklı gençlerin gerçekleştirdiği “Türk Dünyası Kültür Başkenti: Kazan” projesinin sonuçlarının değerlendirildiği “Kazan Tatarları ve Tataristan” başlıklı sohbet yapıldı.

 

Programın açılış konuşmasını Türk Ocakları Genel Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Bülent Aksoy yaptı. Aksoy, 3 Ekim tarihinin Türk Dünyası açısından büyük bir öneme sahip olduğunu belirterek, 3 Ekim Türk Dünyası günü çerçevesinde Türk Ocakları’nın faaliyetlerinden ve Türk Dünyası’nın ortak alanlarından, Türk Konseyi gibi kuruluşlardan bahsetti.  Aksoy’un konuşmasının ardından Türk Dünyası Kültür Başkenti Kazan Projesi Koordinatörü Rüştü Kaya, Kazan Projesinin son toplantısının 3 Ekim Türk Dünyası gününe gelmesinin önemli bir tevafuk olduğunu ifade etti.

 

Türk Dünyası Ortak Tarih Kitabı Gelecek İnşasında Önemli Bir Atılım

 

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin (Türk Keneşi) kuruluş süreci ve çalışmaları hakkında bilgiler veren Kaya, Konseyin devlet başkanları zirvelerinde önemli konuların ele alındığını ve projeler geliştirildiğini sözlerine ekledi. Türk Dünyası Ortak Tarih kitabı çalışmalarına da değinen Kaya, bu kitabın Türk Keneşi’ne üye ülkelerin tümünde okul müfredatlarına alınacağını ve bu durumun gelecek nesillerin inşasında büyük bir önem arz ettiğini de dinleyicilerle paylaştı. Türk Konseyi’nin işleyiş ve çalışmalarından bahseden Kaya, uluslar arası ilişkiler bağlamında da bu örgütü değerlendirdi. Konseye daha çok önem verilmesi gerektiğini ifade eden Kaya, konseyin üye ülkelerinden ve üye olmayan Türk Cumhuriyetlerinden bahsetti.

 

Rüştü Kaya’nın konuşmasının ardından mikrofonu Türk Dünyası Kültür Başkenti Kazan Projesi Yürütücüsü Sadettin Erbaş aldı. Erbaş, projenin ortaya çıkışını ve gelişim sürecini anlattı. Programla alakalı Türkiye’de yapılan bilgilendirme toplantılardan bahseden Erbaş, yapılan toplantılarda Tataristan ve Kazan Tatarları hakkında konuların akademik olarak katılımcılara aktarıldığı anlattı. Konuşmasına devam eden Erbaş, Kazan projesi kapsamında yapılan Kazan gezisi hakkında da açıklamalarda bulunarak gezi esnasındaki izlenimlerini paylaştı. Sadettin Erbaş’ın konuşmasının ardından Türk Dünyası Kültür Başkenti Kazan Projesi Katılımcısı Emre Kartal, Kazan hakkındaki izlenim ve tespitlerini dinleyicilerle paylaştı. Kartal, şehrin geneline bakıldığında Rusçanın hakîm dil konumunda olduğunu belirterek Tatar köylerinde ise hâlâ Tatarcanın kullanılmaya devam ettiğini ifade etti. Kazan Tatarları’nın Tatar kimliğini himaye ettiğini belirten Kartal bu kimlikte İslam vurgusunun da baskın durumda olduğunu sözlerine ekledi. İslamiyet’i kabul eden ilk Türk topluluğu olarak bilinen İdil Bulgarlarından da bahseden Kartal, Tatarların İdil Bulgarlarına sahip çıktıklarını da belirtti. Her ne kadar Tatar kimliği İslam ile özdeşleşmiş olsa da Kazan’daki gözlemelerinin günlük yaşamda İslam’ın ön planda olmadığı yönünde olduğunu belirten Kartal, aynı şekilde Ortodoks Rus nüfusunda dini hassasiyetlerinin zayıf olduğunu ifade etti.

 

Türk Dünyası Kaf Dağının Ardındaki Ülke Olmaktan Kurtarılmalıdır

 

Kazan’ın Türk Dünyasının yanı sıra Rusya için de büyük bir öneme sahip olduğunu ifade eden Kartal, Kazan şehrinin başkent Moskova’ya çok yakın bir mesafede olduğunu ve Rus ekonomisine ciddi bir katkı sağladığını sözlerine ekledi. Bağımsız Tataristan demenin Kazan Tatarlarına ne faydası olabilir sorusunu sormamız gerektiğini belirten Kartal, Türkiye’nin Kazan için sosyal, kültürel ve ekonomik projeler geliştirmesinin faydalı olacağından bahsetti. Tatarların Türkiye’ye bakışı konusunda da çeşitli izlenimlerini paylaşan Kartal, “Tatarlar, Türkiye ile Tataristan’ın akraba olduğunun farkındalar” diyerek Kazan’da yaşadığı bir anısını paylaştı. Kartal, Türk Dünyası Bakanlığının kurulmasının Türk Coğrafyası açısından çok önemli ve gerekli olduğunu belirtip, “Türk Dünyası Kaf Dağının Ardındaki Ülke olmaktan kurtarılmalıdır” diyerek sözlerine son verdi.

 

Kazan’ın Türk Dünyası Kültür Başkenti Olması Tesadüf Değil

Sohbette son olarak oturum başkanı ve Türk Dünyası Kültür Başkenti Kazan Projesi Akademik Danışmanı Doç. Dr. Alper Alp konuştu. Alp, yapılan projenin öneminden ve değerinden bahsederek konuşmasına başladı. Kazan Tatarlarının bölgedeki varlığını anlatan Alp, Kazan Tatarlarının 6. yüzyıldan itibaren bölgedeki Türk varlığının temsilcisi olduğunu ve bu temsilin 10. yüzyıldan itibaren Türk-İslam medeniyeti çerçevesinde teşekkül ettiğini ifade etti. Daha sonraki dönemlerde de Kazan Tatarlarının lider konumunun devam ettiğini söyleyen Alp, Kazan Tatarları Rusya Müslümanları arasında da lider konumda, Kazan’ın Türk Dünyası Kültür Başkenti olması tesadüf değil” dedi. Kazan’ın tarihini anlatan Alp, 1552’de Kazan’ın Ruslar tarafından işgal edilmesinin ardından 200 sene Tatarların silahlı mücadele vermeye devam ettiğini dinleyicilerle paylaştı. Rusya Müslümanları için kurulan müftülük müessesesinin Kazan Tatarları tarafından yönetilmesinin de liderlikle doğrudan ilişkili olduğunu sözlerine ekleyen Alp, doğu ile yapılan ticaretin kurulmasını ve işleyişini de Tatarların yönettiğini ifade etti. Kazan Tatarlarının kültürel sahada da önemli varlık gösterdiğini belirten Alp, Ceditçilik hareketinin yürüdüğü süreçlerin yönetildiği yerin Kazan olduğunu sözlerine ekledi. 1905- 1940 yılları arasında Kazan’da 40’tan fazla Tatar gazetesinin mevcut olduğunu söyleyen Alper Alp son olarak Tatar dilinin öneminden ve sahip çıkılması gereğinden bahsederek konuşmasını bitirdi.

Doç. Dr. Alper Alp’in konuşmasının ardından soru cevap bölümüne geçildi. Soru cevabın tamamlanmasının ardından program sona erdi.

 

Haber: Can Güleçoğlu

Fotoğraf: Derviş Ulaşhan Eraslan

 

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü