Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Prof. Dr. Bilgehan Atsız Gökdağ, Türklerin Dünyası'nı Anlattı

30 Ocak 2016
Prof. Dr. Bilgehan Atsız Gökdağ, Türklerin Dünyası'nı Anlattı
  • Yer
    Türk Ocakları GM Galip Erdem Salonu
  • Tarih
    30 Ocak 2016

Türk Ocakları Genel Merkezi’nin her hafta düzenlediği Ocakbaşı  Sohbetlerinde bu hafta Kırıkkale Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgehan Atsız Gökdağ, “Türklerin Dünyası” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Programın açılış konuşmasını Türk Ocakları Genel Merkez Denetleme Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Atabey yaptı. Atabey, Gökdağ’ın çalışmalarını kısaca anlattıktan sonra sözü kendisine verdi.

 

TÜRKLERİN ANAVATANI NERESİDİR?

 

Konuşmasına Türkoloji bilimi hakkında değerlendirmeler yaparak başlayan Gökdağ, Türklerin dil, tarih, kimlik ve siyasi konumuyla alakalı yazdığı makalelerden oluşan kitabını da kısaca tanıttı. Ardından Türklerin tarihi kökenlerini değerlendirmeye başlayan Gökdağ, “Türklerin anavatanı neresidir” sorusunu çeşitli görüşler üzerinden tartıştı. Genel kanıya ve çalışmalara göre Türklerin kökenlerinin M.Ö 5000’lere dayandığını, Anav ve Andronova gibi kültürlerle ilişkili olduğunu ifade etti. Bu bağlamda Türklerin coğrafi olarak anavatanlarının Altay ve Sayan dağlarının çevreleri olduğunu belirten Gökdağ, yağılan arkeolojik kazıların da bunu desteklediğini söyledi. Ancak bu konuda farklı görüşler olduğunu da belirten Gökdağ, dilden hareketle bunun değişebileceğini ifade etti. Bu noktada dil bağları gözetilerek, Türklerin anavatanlarının Doğu Anadolu, Mezopotamya ve Kafkasya bölgeleri de olduğu iddia edilmektedir.

 

SÜMERCE VE TÜRKÇE ARASINDA 168 ORTAK KELİME

 

Türklerin M.Ö. 3000-3500’lü yıllarda bu coğrafyalar bulunduğunu söyleyen Gökdağ, Türkçe ve Sümerce arasındaki benzerliklerden bahsetti. Yapılan çalışmalarda ilk bulgular olarak 168 kelimenin Türkçe ve Sümerce’de ortak olduğunu söyleyen Gökdağ, bu ortaklığın genetik bir yakınlığın değil de coğrafi bir komşuluğun habercisi olduğunu ifade etti. Türkler dışındaki pek çok milletin de ulus devlet inşa süreçlerinde Sümerler ve Hititler ile ilişki kurma çabaları olduğunu anlatan Gökdağ, Türklerde de Güneş Dil Teorisi gibi çalışmaların bu amacı taşıdığını söyledi.

 

EN FAZLA TÜRK NÜFUSU TÜRKİYE VE İRAN’DA

 

Türklerin dil kökenlerinden sonra nüfus bilgileri hakkında bilgi vermeye devam eden Gökdağ, çok geniş bir coğrafyada yaşayan Türklerin günümüzde kendi çalışmalarına göre 200-220 Milyon civarında nüfusa sahip olduğunu ifade etti. Bu nüfusun dağılımını değerlendiren Gökdağ, en çok Türk’ün Türkiye ve İran’da yaşadığını, İran’da 35-40 milyon civarında Türk’ün olduğunu söyleyerek, İstanbul’dan sonra en çok Türk’ün Tahran’da bulunduğunu da ekledi. Türk boyları arasında da en yoğun nüfusun Oğuzlarda olduğunu söyleyen Gökdağ, “Türk nüfusunun %60’ı Oğuz’dur” dedi.

 

Türklerin dini özelliklerini anlatan Gökdağ, günümüzde Türk nüfusunun %97-98’inin Müslüman olduğunu belirtti ve  “Çok az bir kısmı Hıristiyan, Budist, Musevi ve eski Türk inanışlarına sahip olan Türklerdir” dedi. Din alfabe ilişkisinden de bahseden Gökdağ, tarih boyunca farklı dinlere inanan Türklerin bu yüzden farklı alfabeler kullandığını söyledi.

 

“İRAN’I BİR TÜRK ÜLKESİ OLARAK GÖRÜYORUM”

 

İran hakkında tarihi ve nüfus bağlamında değerlendirmeler yapan Gökdağ, İran’da hakimiyetin 1000 yıl boyunca Türklerde olduğunu ifade etti. “Hatta Güney Azerbaycan coğrafyasının İran hakimiyetine girdiği dönemde dahi İran’ı Türk hanedanları yönetmekteydi” diyen Gökdağ, “İran’ı halen bir Türk ülkesi olarak görüyorum” dedi.  Türklerin Anadolu’ya geliş süreçlerini de anlatan Gökdağ sonra, Türk tarihinin dönüm noktalarından bahsetti.

 

1552 KAZAN HANLIĞININ YIKILIŞI BİR DÖNÜM NOKTASIDIR

 

Gökdağ, 1552 yılında Kazan Hanlığının Ruslar tarafından yıkılmasının çok ciddi sonuçlarının olduğunu ifade ederek, bu tarihten sonra Rusların Türk coğrafyasında genişlemeye başladığını belirtti. Türk Dünyasının sınırlarının daralamasın sebep olan bazı olayları da anlatan Gökdağ, bunların en başta gelenlerinin Türkmençay, Gülistan anlaşmaları, Osmanlı’nın gerilemesi, Balkan faciası olduğunu ifade etti.

 

KAZAKİSTAN VE AZERBAYCAN’DA BAĞIMSIZLIK MÜCADELELERİ OLMUŞTUR

 

Türk tarihine yönelik değerlendirmelerini günümüze yaklaşarak devam ettiren Gökdağ, 90’lı yıllara kadar tek bağımsız Türk devletinin Türkiye olduğunu söyledi. Kazakistan ve Azerbaycan’da Sovyetler dağılmadan önce çeşitli bağımsızlık hareketlerinin olduğundan bahseden Gökdağ, bunların 1988 Azerbaycan “Azadlık Hareketi”nin, Ebulfez Elçibey’in verdiği mücadelenin ve Kazakistan’da 16’ıncı Jeltoksan hareketinin bu bağımsızlık mücadelelerine örnek olacağını ifade etti. Bu mücadelelerin diğer Türk Cumhuriyetlerinde olmadığını da ekleyen Gökdağ, günümüzde halen bu ülkeleri eski Komünist Parti yöneticilerinin idare ettiğini söyledi.

 

TÜRKİYE TÜRK DÜNYASI’NIN BAĞIMSIZLIĞINA HAZIRLIKSIZ YAKALANDI

 

Türkiye’de yapılan bilimsel çalışmaların geçmişine bakıldığında Türk Dünyası hakkında yapılan çalışmaların çok yetersiz olduğunu söyleyen Gökdağ, 1912 yılında Türk Ocakları’nın kuruluşunda yapılan neşriyatın, 90’lı yıllarda yapılan neşriyattan çok daha fazla olduğunu belirtti. Türk Dünyası ile ilgilenenlerin de çok dark çalışmalardan faydalanarak bir şeyler yapmaya çalıştığını söyleyen Gökdağ, Türk siyasetinin de Türk Dünyası’na uzun yıllar ilgisiz olmasının bunda bir etken olduğunu ifade etti. Boraltan Köprüsü ve II. Dünya Savaşı’ndaki Sovyet galibiyeti gibi hadiselerinde buna katkı sağladığını söyledi.

 

1991’DEN SONRA TÜRK DÜNYASI İLE EKONOMİK İLİŞKİLER ARTTI

 

Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmasının ardından Türkiye ile ekonomik bağların kurulduğunu anlatan Gökdağ, bu noktada önemli adımların atıldığını söyledi. İlk yıllarda 1 Milyon dolar civarında olan ticaretin günümüzde 13 Milyar doları bulduğunu ifade etti. Özellikle Kazakistan, Azerbaycan ve Tataristan’ın Türkiye’de de yatırımları olduğunu söyleyen Gökdağ, Azerbaycan’ın 2023 yılı hedefi olarak Türkiye’de 20 milyar dolar yatırım yapmak olduğunu ifade etti. Rusya dahil Türklerin yaşadığı coğrafyalarda 4 bin civarında şirketin faaliyet gösterdiğini ve 60 Milyar dolarlık iş hacmine sahip olduklarını da ekledi. Ancak günümüzde Rusya ile yaşanan uçak düşürme krizinin bu duruma zarar vermiş olduğu gördüklerini ifade etti.

 

Gökdağ, Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ve siyasi durumlarını değerlendirerek, bu bağlamda Türkiye ile olan ilişkileri hakkında çeşitli yorumlar yaptı.

 

TÜRK DIŞ POLİTİKASI TÜRK DÜNYASI NOKTASINDA ZAYIF KALIYOR

 

Türkiye’nin Türk Dünyası’na yönelik siyasetini de değerlendiren Gökdağ, bu noktada pek çok eksikliklerin olduğunu söyledi. Osmanlı İmparatorluğu gibi bir geçmişe ve Türk Dünyası gibi bir kültürel havzaya sahip olan Türkiye’nin “yumuşak güç” olarak ciddi bir potansiyeli olduğunu ancak bunu doğru kullanamadığını ifade etti. Türkiye’nin Türkmen meselesinde de ciddi bir çalışma yapamadığını ekledi. Ancak TİKA, YTB, Yunus Emre Enstitüsü, TRT AVAZ gibi kurumların bu coğrafyada kültürel ve kalkınma bağlamında önemli işler yaptıklarını da ekledi. Türkiye’nin genişleme potansiyeli de olduğunu söyleyen Gökdağ, bu avantajın iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

 

Türk Dünyası hakkında 2009 Yılında yapılan Nahçıvan Anlaşması’nın ve Türk Konseyi’nin çok önemli olduğunu söyleyen Gökdağ, bunun öncesinde ise Alparslan Türkeş’in öncülüğünde yapılan 11 Türk Kurultayı’nın büyük bir hizmet olduğunu belirtti ve Türkeş’i rahmetle andı.

 

Türklerin İlminsky adında simgeleşen etnik gruplara bölünme politikasından bahseden Gökdağ daha sonra Bulgaristan ve yakın coğrafyalardaki Türk nüfusunun yaşadıklarını sorunlara da kısaca değinerek konuşmasını tamamladı.

 

Ardından yapılan soru cevap kısmıyla program sona erdi.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü