Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Tarihi Dizi ve Filmler Çeşitli Açılardan Masaya Yatırıldı

06 Şubat 2016
Tarihi Dizi ve Filmler Çeşitli Açılardan Masaya Yatırıldı
  • Yer
    Türkiye Kamu-Sen Genel Merkezi
  • Tarih
    06 Şubat 2016

Türk Ocakları Genel Merkezi ve Türkiye Kamu-Sen işbirliğiyle düzenlenen “Film Dizi ve Tarih: Kurgu ve Gerçek” isimli panelde film ve dizilerdeki tarihi gerçeklik konusunu masaya yatırıldı. Oturum başkanlığını Prof. Dr. Mehmet Şahingöz’ün yaptığı panele Doç. Dr. Mehmet Sezai Türk, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çetin, Osman Baş ve Prof. Dr. Tufan Gündüz katıldı. Açılış konuşmasını Türk Ocakları Merkez Denetlim Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Atabey yaptıktan sonra sözü Prof. Dr. Mehmet Şahingöz’e bıraktı. Şahingöz dizilerin ve filmlerin tarihi sevdirmek bakımından önemli bir yeri olduğuna, fakat bunun yanında tarihin dizi ve filmlerden öğrenilmemesi gerektiğine değindi. Kurgu kavramına dikkati çeken Şahingöz ilk konuşmacı olarak Doç. Dr. Mehmet Sezai Türk’e söz verdi.

 

“FİLM VE DİZİLERDE TARİHİ GERÇEKLİKLERİN DEĞİŞTİRİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

 

Türk, konuşmasına film sektörünün Osmanlı döneminden itibaren tarihi gelişimini özetleyerek başladı.  Özgün, sunumsal ve algısal gerçeklik kavramlarının tanımını yapan konuşmacı, film konusunda söz sahibi olanları gerçekçiler ve biçimciler olmak üzere ikiye ayırdı. Türk, yeni teknolojiyle gerçekliğin artık bulanıklaştığını ifade etti.  Türk, film ve dizi sektöründe gerçekliğin yansıtılmasında yansıtmacı ve kurmacı yaklaşım olmak üzere iki eğilimin olduğunu açıkladı. Günümüzdeki tarihi film ve dizilerin ülkemizde en çok tartışılan konu olduğuna dikkat çeken Türk, tarih kitaplarını sıkıcı bulan kesimin bile tarihi film ve dizileri beğeni ve ilgiyle izlediğini ifade etti. Türk, film ve dizilerin senaryosunun yazılması sırasında tarihi kaynaklarda anlatılmayan kısımların senarist tarafından doldurulmasında bir yanlış olmadığını belirtirken tarihi gerçekliklerin değiştirilmesinin, dönemin gelenek göreneklerine aykırı sahnelerin bulunmasının kabul edilemez olduğuna değindi. Bu tür durumlarda film ve dizilerin olumsuz eleştiri almasının haklılığını vurgularken, “Fetih 1453” filminin ve “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin şu ana kadarki hiçbir tarihi film veya dizinin almadığı kadar olumsuz eleştiri aldığına dikkat çekerek tezini destekledi ve konuşmasını bitirdi.

 

“DİZİ VE FİLMLERDE MİLLİYETÇİLER CAHİL, KABA VE KAVGACI KİŞİLER OLARAK YANSITILIYOR”

 

İkinci konuşmacı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çetin son yıllarda dizi piyasasında ciddi bir gelişme olduğuna dikkat çekerek söze başladı. Türkiye’den yurtdışına yüksek miktarda dizi satışı olduğuna değinen Çetin, yine de film ve dizilerimizde hala büyük eksiklikler olduğunu ve bu sektörün endüstriyel manada geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Çetin, TRT’nin, bütün dünyadaki devlet televizyonlarının aksine, en yüksek reyting alan televizyon olduğunu ve genellikle dönem dizisi veya tarihi dizi yayınladığını ifade ettikten sonra “Diriliş Ertuğrul” ve “Filinta” dizileri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Ülkemizdeki diziler arasında en yüksek reyting alan dizinin “Diriliş Ertuğrul” olduğuna değinen Çetin, çok başarılı bir dizi olmasının yanında eleştirilmesi gereken konuları da açıkladı. Çetin, diğer dizilerimize göre Diriliş Ertuğrul’daki kadın kahraman sayısının çokluğunun olumlu bir gelişme olduğuna dikkat çekerken dizide fitne çıkaran, entrika çevirenlerin çoğunun kadınlar olarak gösterilmesini eleştirdi. Kadına daha çok rol verilmesinden ziyade doğru ve layık olduğu rolün verilmesinin öneminden bahseden konuşmacı, değerlendirmelerine devam etti.  Çetin, “Diriliş Ertuğrul” ve “Filinta” gibi çok izlenen dizilerde ölüm ve savaş sahnelerinin ciddi ve profesyonel çalışmalar sonucu yapılmasına karşın içindeki şiddet içeriğinden dolayı yaş seviyesini yükselttiğini ve bu sebeple küçük yaştaki çocukların izleyemediğine değindi. Son olarak ülkemizdeki dizilerin hemen hepsinde sol ve İslamcı kesimin dizilerde genellikle entelektüel, masum, iyi kalpli ve ana karakter olarak işlenmesine karşın milliyetçi kesimin cahil, kaba ve kavgacı kişiler olarak yansıtılmasını eleştiren konuşmacı herkesin en azından sosyal medya üzerinden bu konuda eleştirilerini dile getirmesi gerekliliğini vurgulayarak konuşmasını bitirdi.

 

“DİZİ SEKTÖRÜNDE DÜNYADA İKİNCİ SIRADAYIZ”

 

Üçüncü konuşmacı olarak sözlerine başlayan TRT yapımcısı Osman Baş, Türk dizi sektörünün kademeli olarak geliştiğini belirterek, eski tecrübelerden yararlanarak Türk dizi sektörünün bugünlere varabildiğini aktardı. İlk yurtdışına ihraç edilen dizimizin ise “Çalıkuşu” olduğunu söyleyen Baş, o dönemde Sovyetler Birliği’nde dizinin ardından tam tamına 25 milyon kitap basımının yapıldığını ekledi. Bugün dünyadaki bütün dizi ve sinema gösterimlerinde ülkemizin çok büyük prestije sahip olduğunu belirten Baş, Amerika Birleşik Devletlerinden sonra dizi ihracatında dünyada ikinci sırada olduğumuzu söyledi. Baş, TRT’nin yapımları ve dönem dönem çalışmalarını değerlendirerek dinleyicileri bilgilendirdi.

 

“HER HİKÂYENİN TEMELİ ÇATIŞMAYA DAYANMAKTADIR”

 

Son konuşmacı olarak sözlerine başlayan Prof. Dr.Tufan Gündüz, aslında dizilerde ve sinemalarda her ilişkinin bir çekişme, çatışma sonucu ortaya çıktığından bahsetti. Yapımcıların yapım önerilerini incelerken hikayedeki çatışma ve entrika gibi unsurlara çok önem verdiğini belirten Gündüz, bu ögeleri çok olan yapımların da halk tarafından daha çok rağbet gördüğünü ifade etti. Bugün ülkemizde tarihi bir gerçekliğin önce tarihçiler tarafından işlenip ardından tarih romancılarının eliyle kurgulandığını ardından senaristin de bu kurguyu kullandığını aktaran Gündüz, Türk dizilerine birkaç eleştiride bulundu. Toplumun dizilere ve filmlere yaptığı eleştirinin dahi yapımları güçlendirdiğini ifade eden Gündüz, en çok eleştirilen dizilerin en çok izleyici kitlesine sahip olduğunu “beğenmediğimiz dizileri biz popüler yapıyoruz” diyerek anlattı. Kendi yazdığı senaryo ve etrafında gelişen süreçleri anlatarak yapımların serüvenlerini anlatan Gündüz, film ve dizi yapımının bir ticaret olduğunu yapımcıların da bu kaygıyla çalıştığını, bunun da çok doğal olduğunu ifade etti. Milyonlarca dolarlık yapımların elbette ki bir kazanç elde etme amacını taşıyacağını sözlerine ekleyen Gündüz, bu bağlamda tarihi yapımların durumunu değerlendirdi. “Kara Murat”, “Battal Gazi” gibi eski yapımların senaryolarının çok başarılı olduğunu ifade eden Gündüz, bu yapımların şanssızlığının kısıtlı imkanlarla ve düşük bütçelerle çekilmiş zayıf yapımlar olması olduğunu söyledi. Ayrıca tarihi film ve dizi alanında kökleşmiş bir kadronun olmamasını da eleştirdi. Gündüz’ün konuşmasının ardından soru cevap kısmına geçildi ve program sona erdi. 

 

Haber: Hilal Süyümbike MARAŞ, Hasan GÜLER

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü