Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Sarınay, Kerkük ve Musul Meselesini Tarihi ve Güncel Haliyle Değerlendirdi

20 Şubat 2016
Sarınay, Kerkük ve Musul Meselesini Tarihi ve Güncel Haliyle Değerlendirdi
  • Yer
    Türk Ocakları Galip Erdem Salonu
  • Tarih
    20 Şubat 2016

Türk Ocakları Genel Merkezi’nin her hafta düzenlediği Ocakbaşı Sohbetlerinde bu hafta Türk Ocakları Merkez Hars Heyeti Başkanı, Devlet Arşivleri Eski Genel Müdürü ve TOBB ETÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Sarınay, Musul ve Kerkük meselesini tarihi gerçekleriyle birlikte değerlendirdi. Programın açılış konuşmasını Türk Ocakları Gençlik Kolları Yönetim Kurulu Üyesi Latife Hanım Ovalı yaptı. Ovalı, Ülkücü Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu şehadetinin birinci yıldönümünde andıktan sonra sözü Prof. Dr. Yusuf Sarınay’a bıraktı. 

 

“KERKÜK, MUSUL ANADOLU’DAN ÖNCE TÜRKLEŞMİŞTİR”

 

Ankara’da yaşanan terör saldırısını kınayan Prof. Dr. Yusuf Sarınay, konuşmasına bu saldırıda şehit olanlara rahmet dileyerek başladı. Sarınay, Irak, Suriye ve hatta Mısır’da yoğun bir Türkmen nüfusunun bulunmasının sebeplerinden birinin, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından kaybettiğimiz topraklardan Anadolu’ya göç eden büyük bir nüfusa karşın, Irak ve Suriye’deki Türkmenlerin yerlerinde kalması olduğunu söyledi. Türk nüfusunu ilk olarak bu bölgede Samarra gibi şehirlerinin kuruluşuna temellendiren Sarınay, nüfusun tarihi süreç boyunca çoğalarak devam ettiğini ve bu nüfusun içinde Kınık, Avşar, Bayat, Üçoklar gibi Türk boylarının olduğunu belirtti. Sarınay, bu sebeple bu bölgelerin Anadolu’dan daha önce Türkleştiğini ekledi. Birinci Dünya Savaşı öncesi bölgede petrol varlığının ortaya çıkması, şark meselesiyle sömürgeci devletlerin bu bölge üzerine yoğunlaşması ve Basra Körfezi’nin konumuna değinen Sarınay, bu unsurların bölgenin kaderini değiştirdiğini söyledi. Sarınay, Kut’ül Ammare zaferinden sonra paniğe giren İngiltere’nin, Fransa’yla Ortadoğu’yu paylaşma amaçlı Sykes-Picot Antlaşması’nı imzaladığını ekledi.

 

“TÜRKİYE TÜRKMENLERİN GARANTÖRÜ OLAMADI”

 

İngiltere ve Fransa’nın Şerif Hüseyin’i toprak vaatleriyle kandırarak isyana teşvik ettiğini belirten Sarınay, Musul ve Halep’in boşaltılmasını takiben Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla söz konusu devletlerin Şerif Hüseyin’e ve oğullarına vaat ettikleri yerlerden vazgeçerek bu bölgelerde kendi himayelerinin bulunmasını istediklerini söyledi. Sarınay, Atatürk’ün  "Mütareke akdolunduğu gün ordularımız fiilen bu hatta hâkim bulunuyordu. Bu sınır, İskenderun Körfezi'nin güneyinden, Antakya'dan Halep ile Katma İstasyonu arasında, Cerablus Köprüsü güneyindeki Fırat Nehri'ne ulaşır. Oradan Deyrizora iner; ondan sonra doğuya uzatılarak, Musul, Kerkük, Süleymaniye'yi ihtivâ eder” sözünü aktardıktan sonra Lozan Barış Antlaşması’nda masaya oturulmadan önce Ermeni meselesi ve kapitülasyon hususunda asla taviz verilmeyeceğini fakat diğer meselelerde Ankara’ya görüş sorulabileceği kararının alındığına değindi. Fakat Musul sorununun Lozan’da çözüme kavuşturulamadığını belirten Sarınay, meselenin Milletler Cemiyeti’ne gitmesi ve cemiyetin halk oylaması yapılmasını istemesi üzerine İngiltere’nin böyle bir şeye yanaşmadığını ekledi. Sarınay, Türkiye’nin Musul ve Kerkük’teki Türklerin kültürel varlığının korunması ve bölgede Türkiye’nin garantörlüğü konusunda ısrar etmesine rağmen bu konuda da anlaşma sağlanamadığını ve sonunda Şeyh Sait isyanının da çıkmasıyla Türkiye’nin yirmi beş yıl süreyle Musul petrolünden yüzde onluk bir pay alması konusunda anlaşıldığını söyledi.

 

“TÜRKİYE’NİN TÜRKMEN POLİTİKASI YOK”

 

Türkiye’nin bu bölgeler üzerinde manevi, tarihi ve kültürel hakları olduğu halde bu haklarını antlaşmalara yansıtamadığını söyleyen Sarınay, bu sebeple Irak ve Suriye Türkmenlerinin bulunduğu ikili veya çok taraflı antlaşmalarda Türkiye’nin söz sahibi olmadığını açıkladı. Sarınay, bu bölgedeki Türklerin çoğunluğunun Türkçe eğitim alma gibi bir olanakları olmadığından asimile olup kimliklerini kaybettiğine değinirken Türk şehirlerinin de tarihi kimliklerinin değiştirildiğinden bahsetti. Türkiye’yle Irak ve Suriye Türkleri’nin bağlarının neden zayıfladığı sorusu üzerinde duran Sarınay, Türkiye idarecilerinin bu bölgeye ilgili bakışı ve politikası olmadığını, bölgedeki Türkmenlerde de Türkiye’ye yönelik çalışmalar bulunmadığını ve Türkiye’de kamuoyu oluşturamadığını da dile getirdi. Sarınay “Türkiye Cumhuriyeti’nin başından beri siyasi diplomatik ilişkilerini başkentlerdeki meşru hükümetlerle yürütmüştür” dedi. Fakat orta doğuda bunun giderek muhalefete desteğe döndüğünü ekleyen Sarınay, şu an bu yeni politik tercihin riskleriyle karşı karşıya bulunduğumuzun altını çizdi. Sarınay Türkiye’nin bu yeni politik tercihinde gücünün üzerinde söylemler gerçekleştirdiğini ama varlık gösteremediğini belirttikten sonra Türkiye’nin bölgede karşılıklı güvenebileceği müttefikler bulmasının gerekliliğine değindi. Yaşanılan bu kritik süreçte Türkiye’ye yönelik en büyük tehlikenin milletimizde oluşan duygusal kopuşlar olduğunu söyleyen Sarınay, milli birlik ve beraberliği tamir etme görevinin en fazla siyasetçilere düştüğünü ve Sykes-Picot antlaşmasının içinde bulunduğumuz yüzüncü yıldönümünde orta doğuda sınırların yeniden çizilmesine karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

 

Sarınay’ın konuşmasının ardından Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, Türk Ocakları’nın Türkmen meselesi hakkındaki görüşlerini ve yaptığı çalışmaları anlatan kısa bir konuşma yaptı. Öz, yapılan yardım kampanyalarından ve Türk Ocakları’nın politika önerilerinden bahsetti. Daha sonra da Türk Ocakları Eski Genel Başkanı Nuri Gürgür, bir konuşma yaparak, Kerkük ve Musul meselesinin bugüne olan yansımalarından, etnik bölücülükten ve ülkemizin beka problemlerinden bahsetti.

 

Program soru cevap kısmının ardından sona erdi.

 

Haber: Hilal Süyümbike MARAŞ

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü