Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Galip Erdem Ocakbaşı Sohbetlerinde Anıldı

12 Mart 2016
Galip Erdem Ocakbaşı Sohbetlerinde Anıldı
  • Yer
    Türk Ocakları Genel Merkezi
  • Tarih
    12 Mart 2016

Türk Ocakları Genel Merkezi’nin her hafta düzenlediği Ocakbaşı Sohbetlerinde bu hafta ölümünün 19. senesi olması sebebiyle Galip Erdem’in anısına, Türk Ocakları Genel Sekreter Yardımcısı Osman Oktay’ın oturum başkanlığını yaptığı, TEPAV Araştırmacısı Hüseyin Raşit Yılmaz’ın ve Erzincan Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Araştırma Görevlisi Zühre Ayvaz’ın konuşma yaptığı, Galip Erdem’in kızı Bilge Erdem’in de katılım sağladığı sohbet gerçekleşti. Sohbetin öncesinde Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz ve Türk Ocaklılar Cebeci Asri Mezarlığı’nda merhum Galip Erdem’i Kur’an-ı Kerim ve dualarla andı. Genel Merkezdeki sohbetin açılış konuşmasını ise Türk Ocakları Gençlik Kolları Genel Sekreteri Mücahit Doğan yaptı.

 

“ASIL NOKSANIMIZ YETERİNCE SEVMEMEMİZDİR”

 

Oturuma “Galip ağabeyi hepimiz ya birebir tanıyoruz ya da yazdıklarından tanıyoruz ve her sene 12 Mart tarihinde hiç aksatmadan Galip ağabeyi anıyoruz” sözleriyle başlayan Osman Oktay, Galip Erdem’in lise yıllarında şiirlerini yazmaya başladığını, dergi çıkardığını ve emsallerinden farklı olduğu için ‘dahi Erdem’ olarak anıldığından bahsetti. Erdem’in çok okuyan, her konuda fikri olan ve genel kültürü kuvvetli biri olduğunu söyledi. Erdem’i “sözleriyle, vurucu cümleleriyle de hatırladığımızı” aktaran Oktay, “Asıl noksanımız yeterince sevmememizdir “ sözleri ve benzerlerinin hep sevgiye odaklı olduğunu belirtti. Oktay “İyi ki Galip ağabey bugünleri ve bugünkü dağınıklığımızı görmedi” diyerek sözü Erdem’in kızı Bilge Erdem’e verdi. Bilge Erdem konuşmasında amacının gençlere seslenmek olduğunu belirterek, 80 döneminde 11 yaşında oluğunu ve pek fazla hatıraya sahip olmadığını fakat Mamak davaları sürecine dair anıları olduğunu, Galip Erdem’in avukat olduğunu ve maddi sıkıntının hat safhada olduğunu söyledi. Buna karşın Dev-Sol davasında yargılananların Mercedes marka araçlara sahip olmasının verdiği bir şaşkınlık olduğunu söyleyen Erdem, bu noktada Mamak’ta yatan ülkücülerin eşlerinin çok büyük emeklerinin olduğunu, çok büyük acılar çektiklerini söyledi. Babasını hala çok özlediğini söyledikten sonra oturum başkanı Oktay sözü Hüseyin Raşit Yılmaz’a verdi.

 

“GALİP AĞABEY TAM VE KAMİL BİR ÜLKÜCÜDÜR”

 

“Kaybettiğimiz büyüklerin vefatlarının seneyi devriyeleri hem acımızı tazeliyor hem de tekrar iftihar etmemizi sağlıyor" diyen Yılmaz, büyüklerimizin ülkücü olmasının bizler için çifte iftihar olduğunu söyledi.  Ülkücülük tanımları üzerine konuşmaya başlayan Yılmaz Nevzat Kösoğlu'nun “Ülkücülük Türk Milliyetçiliğinin ahlaki duruşudur” gibi sözlerine atıfta bulundu. Yılmaz bu bağlamda “Galip ağabey tam ve kâmil bir ülkücüdür” dedi. İbn-i Sina’nın tıpçı kişiliğinin farklı yönlerinin önüne geçtiğini, Kanuni’nin mareşal özelliğinin şairliğinin önüne geçtiğini söyleyen Yılmaz, Galip Erdem’in şahsiyetinin de pek çok diğer özelliğinin önüne geçtiğini söyledi.  Galip Erdem’in şahsiyetinden “özgül ağırlığı olan cevher” olarak bahseden Yılmaz, Erdem’in çocukluğundan bu yana Turan’a gitme hayali olduğunu ve hayallerini gerçekleştirme hususunda çok ısrarcı olduğunu söyledi. Israrcılığının yanında mizah yönünün de olduğunu ekleyen Yılmaz, Erdem’in İstanbul’da çıkardıkları derginin masraflarını karşılamak için ‘Kara Kedi’ adında çok tirajlı bir mizah dergisi çıkardıklarını ve bu derginin vali tarafından yasaklanması neticesinde ‘Bizim Kara Kedi’ ardından ‘Sizin Kara Kedi’, ‘Ah Kara Kedi’, ‘Vah Kara Kedi’ dergileriyle valinin istibdadına karşı esası değiştirmeden mizahla cevap verdiğini aktardı. Erdem’in sonraki yıllarda yazdığı köşelerinde meşhur bir giriş cümlesi olarak istisnasız “Buraya inandığım her şeyi yazamadım belki ama inanmadığım hiçbir şeyi yazmadım” yazısının da şahsiyet örneği olduğunu, hiçbir zaman emir komuta zincirinde bulunmadığını anlatan Galip Erdem'in hayatının hiç bir döneminde yaptığı ya da söylediği bir şeyden geri dönmediğini ifade eden Yılmaz, buna çok az istisna olduğunu bunlardan birinin de Merhum Nihal Atsız ile yaşadığı bir tartışmada gerçekleştiğini ifade etti. Erdem'in, Atsız'a bir mektup yazarak onu büyüğü olarak gördüğünü ve ona karşılık veremeyeceğini ifade ettiğini söyleyen Yılmaz, Erdem'in mektubunun bir kısmını dinleyicilere okudu. Yılmaz, Galip Erdem’in ihtilal sonrası çok büyük yükleri sırtladığını ve bu yüklerin üstesinden tek tek geldiğini aktardı. Bunun muazzam bir Ülkücülük performansı olduğunu belirten Yılmaz, Erdem'in ülkücülüğün musallat taşında kazanılan bir unvan olduğunu düşüncesini de aktararak dinleyicileri "ülkücü adayları" ve "ülkücü aday adayları" olarak selamladı. Yılmaz konuşmasının sonunda Erdem için bir Fatiha isteyerek sözlerini sonlandırdı.

 

GALİP ERDEM HAKKINDAKİ İLK DOKTORA TEZİ

 

Erzincan Üniversitesi Araştırma Görevlisi Zühre Ayvaz ise Galip Erdem üzerine daha önce hiç çalışma yapılmadığını ve buna binaen Türk Ocakları Genel Merkezi yöneticileri ile mülakatlar yapacağını ve ayrıca Galip Erdem’in eserlerinden faydalanacağını belirtti. Bu noktada akademik analiz yöntemini kullandığını aktaran Ayvaz, Ülkücünün Çilesi makalesi üzerine yaptığı söylem analizini slayt gösterisiyle sundu. Galip Erdem hakkında bir sinevizyon gösterisi yapıldıktan sonra soru cevap kısmına geçildi. Bu kısımda Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz de söz alarak Galip Erdem’in ülkücü kişiliği üzerine kısaca görüşlerini aktardı. Soru cevap kısmının ardından program sona erdi. 

 

Haber: Hasan GÜLER

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü