Türk Dünyası Yardım Kampanyası

AHMER Projesi Kapsamında Tarihte ve Günümüzde Ankara Sempozyumu Yapıldı

04 Kasım 2012
AHMER Projesi Kapsamında Tarihte ve Günümüzde Ankara Sempozyumu Yapıldı
  • Yer
    Galip ERDEM Salonu
  • Tarih
    04 Kasım 2012

Türk Ocakları Genel Merkezi’nde 03.11.2012 Cumartesi günü Ankara Hafıza Merkezi Projesi (AHMER) çerçevesinde “Tarihte ve Günümüzde Ankara Sempozyumu” düzenlendi.

 

Türk Ocakları Genel Merkezi Gençlik Kolları tarafından hazırlanan AHMER projesinin amacı; Ankara ile ilgili yazılı ve görsel materyallerin derlenmesi ve toplanan belgelerin paylaşılmasıyla yeni kuşaklara bir ses olmaktır. Yine bu amaçla düzenlenen sempozyumda birbirinden değerli isimler Ankara ile ilgili çeşitli konularda bildiri sundular.

 

Prof. Dr. İlhami Durmuş’un başkanlığında yapılan birinci oturumun ilk konuşmacısı Doç. Dr. Serdar Sağlam, “Ankara’da Yerleşim, Konut Sorunu ve Gecekondu” hakkında şu bilgileri verdi:

 

“Cumhuriyet’in ilanından sonra Ankara daha çok göç almaya başlıyor. Göç eden vatandaşlar; memurlardan, civar illerden yatırım için gelenlerden, küçük esnaflardan ve dar gelirli insanlarımızdan oluşuyor. Bu göçlerin ardından da iskân için planlama çalışmaları başlıyor. Ancak bu süreçte göç edenler kendi imkânlarıyla yerleşmeye çalışıyorlar.

 

Çeşitli düzeylerde konut sorununu çözmek için kuruluşlar ve çok kapsamlı imar yasaları ortaya çıkıyor. Bazı yasa maddeleri imar hakkında çok ayrıntılı bilgiler veriyor.

 

İnşaatlarda çalışanlar ve küçük memurlar konut sıkıntısı çekiyor. 1950’den sonra gecekondular iyice yaygınlaşıyor. 1966’da da “Gecekondu Kanunu” çıkıyor. İskân sorununa çözüm için zaman içinde kooperatifler ortaya çıkmaya başlıyor.”

 

Sağlam, bu sözlerinin ardından gecekondularla ilgili çeşitli belgeler hakkında da bilgi vererek konuşmasını sonlandırdı.

 

İkinci konuşmacı Prof. Dr. Nevin Güngör Ergan “Ankara’da Kentsel Dönüşüm” üzerine konuştu. Ergan konuşmasının başında kent, kentleşme süreci, modernleşme, gecekondulaşma süreci hakkında bilgi verdikten sonra sözlerine şöyle devam etti:

 

“Kentsel dönüşüm projeleri gecekondulaşmaya bir çözüm olarak görülüyor. Kentsel dönüşümle ilgili olarak Hacılar’da bir çalışma yapıldı. Çalışmamızın sonucunda insanların çağın gereklerini yerine getirme arzusunda olduğunu gördük. Yine araştırma sonucunda ev sahiplerinin kentsel dönüşümü istediklerini, kiracıların ise ucuz ev bulamayacakları için bu harekete karşı olduklarını tespit ettik.

 

Hacılar’daki görüşmelerimiz sırasında insanların şu anki komşuluk ilişkilerinden, evlerin müstakil oluşundan memnun olduklarını ancak ulaşım sıkıntısından, parkların olmayışından, soba yakmanın zor olmasından ve bölgeye yeni taşınanlarla birlikte yaşamın zorlaşmasında şikayet ettiklerini gördük.”

 

Ergan, kentsel dönüşümle ilgilenen idarecilerin halkı yeterince bilgilendirmesi gerektiğine de değinerek konuşmasına şöyle son verdi:

 

“Bu uygulamaların amacı halkın refah seviyesini yükseltmek. Ancak bu çalışmalar yapılırken halkın hayat standartlarını kaybetmemesine de özen gösterilmelidir.”

 

Prof. Dr. Nevin Güngör Ergan’dan sonra sözü alan Turan Tanyer “Cumhuriyet Döneminde Ankara’da Eğlence Hayatı” hakkında konuştu.

 

Tanyer, Ankara’nın başkent oluşuyla yeni bir yapılanma dönemine girdiğini ve gündelik hayatın içinde yer alan eğlence hayatının da değişmeye başladığını belirtti. Eskiden Ankara’daki eğlence hayatının mesire yerleriyle, Ankara’ya gelen tiyatrolarla, erkeklere hitap eden gazino ve tiyatrolarla sınırlı olduğunu söyleyen Tanyer değişim hakkında şu bilgileri verdi:

 

“Ankara’da bahçeler kuruluyor. Millet Bahçesi gibi. Buralarda oyunlar, filmler sergileniyor. 1925’te Gazi Çiftliği açılıyor. Burada çeşitli etkinlikler yapılıyor. Yeni oteller, lokantalar açılıyor. Otel ve lokantalardan önce barlar var. Bu barlar da kalite bakımından değişiklik gösteriyor. İstanbul Pastanesi dikkat çeken yerlerden biri. Burada yazarlar, sanatçılar, mebuslar toplanıyor. Sinemalar, müzik alanları ve konserler artıyor. Radyo da bu dönemde çok önemli.”

 

Turan Tanyer, Ankara’daki spor hayatı hakkında da bazı bilgiler verdikten sonra kentsel dönüşümün yararları yanında bazı ortak hatıralara da zarar verebildiğini belirterek konuşmasına son verdi.

 

İlk oturumun son konuşmacısı Yard. Doç Dr. Hakan Kaynar “Edebiyatımızda Ankara” başlıklı konuşmasında edebi eserlerden hareketle Ankara’yı nasıl tanıyabileceğimizi örneklerle anlattı.

 

Tarihin belgelere dayandığını ancak bir şehre ya da olaya ait hisleri yansıtmadığını, edebiyatçıların ise şehre hislerle bakabildiğini ifade eden Kaynar; Nazım Hikmet, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Nahit Sırrı gibi edebiyatçılarımızın eserlerinden çeşitli bölümler okuyarak onların kendi dönemlerindeki Ankara’yı nasıl tasvir ettiklerini gösterdi.

 

Hakan Kaynar’ın sunumunun ardından birinci oturuma son verildi.

 

Prof. Dr. Nevin Güngör Ergan’ın başkanlığında gerçekleştirilen ikinci oturumun ilk konuşmacısı Dr. Bilal Bumin Ak, “Ankara’nın Tarihçesi ve Ankara Efsanesi” hakkında konuştu.

 

Ankara’nın adı hakkında pek çok görüşün bulunduğuna değinen Ak, Ankara’da yaşayan devletler hakkında şu bilgileri verdi:

 

“Ankara tarihinden bahsederken Selçuklularla işe başlanır. Ancak onlardan önce yaşayan devletler de vardır. Bu konuda yapılan çalışmaların çok yetersiz olduğunu görüyoruz.

 

İskitler Türk topluluklarının ataları olarak kabul ediliyor. İskit deyince Batılılar Ukrayna ve Rusya’daki kısımları ele alır. Ancak İskitlerin bir de Hindistan ayağı vardır. Bugün hâlâ Hindistan’da yaşayan Türk boyları var.

 

Hititlerin Ankuwa şehrinin şimdiki Ankara’nın yerine kurulmuş olabileceği düşünülüyor. Ancak kesin bir bilgi değil. Ankara’ya ilk yerleşme Frigler döneminde yapılmış. Frigce ”Ankas” kelimesi Ankara hakkında kabul gören isimlerdendir.

 

Ankara’da Friglerden sonra Lidya dönemi başlıyor. Lidyalılardan sonra ise Pers egemenliğine geçiliyor. İskender ve Galatlar dönemi de bunları takip ediyor.”

 

Ankara’da Romalılar ve Anadolu Selçukluları dönemleri hakkında da bilgi veren Ak, “Baykal’ın Kızı Angara” adlı efsaneyi de anlattıktan sonra konuşmasına son verdi.

 

Bilal Bumin Ak’tan sonra sözü alan Abdülkerim Erdoğan “Ankara’nın Kültür ve Turizm Değerleri” hakkında çeşitli bilgiler verdi.

 

Konuşmasında Ankara’nın değerlerini, ruhunu kaybettiğini, pek çok insanımızın buradaki tarihi mirastan haberdar olmadığını, artık Ankara’da Osmanlı izlerinin görülemediğini üzüntüyle dile getiren Erdoğan, tarihi değerlerimize, kültürel mirasımıza sahip çıkmamız gerektiğini ifade ederek konuşmasına son verdi.

 

Sempozyumun son konuşmacısı Hüseyin Karaduman, “Millî Müze” başlıklı konuşmasında Osmanlı’dan bu yana yapılan müze çalışmaları hakkında ayrıntılı bilgiler verdi.

 

1869 Nizamnamesi’nde arkeolojik eserlerin yurt dışına çıkarılmasının yasaklandığını söyleyen Karaduman, sözlerine şöyle devam etti:

 

“1869’daki nizamnameyle bir de müze kurulması kararlaştırılmış ve Müze-i Hümayun kurulmuştur. Ancak İslamcılık anlayışı İslami eserlerin toplanmasına çok da yardımcı olamamıştır. Bu müzede İslam eserleri çok küçük bir paya sahiptir. Bu dönemde Osman Hamdi yeni müze çalışmaları yapmıştır. Çinili Köşk ilk Türk-İslam eserleri müze binasıdır.

 

Zaman içinde Türkçülük kavramı ortaya çıktığında “millî müze” kavramı söz konusu olmuştur. İttihat ve Terakki “millî müze ve etnografya müzesi” kavramlarını ortaya atmıştır.

 

Cumhuriyet’in ilk yıllarında da millî eserlere ve müzelere önem verildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde açılan ilk müze Topkapı Sarayı Müzesi’dir. Ziya Gökalp 1923’te yaptığı bir konuşmada Türk Ocakları’nın etnografya müzesi konusunda çalışma yapmasını istemiştir. Türk Ocakları’nın Hars Müzesi kurma girişimi olmuştur.”

 

Bu sözlerin ardından ülkemizin kapsamlı bir müzeye ihtiyacı olduğuna değinen Karaduman, Ankara Etnografya Müzesi’nin ekonomik ve bürokratik yapı nedeniyle istenilen zenginliğe ulaşamadığını, bu müzenin genel çerçevede etnografya müzesi olmaktan çok millî müze olarak kabul edilebileceğini belirterek konuşmasına son verdi.

 

Hüseyin Karaduman’ın konuşmasının ardından Ankara hakkında pek çok değerli bilginin paylaşıldığı sempozyum sona erdi.

 

Haber: Fidan UĞUR

Fotoğraflar: Hüseyin

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü