Kıbrıs ve Batı Trakya'nın Sorunları Bir Panel İle Masaya Yatırıldı

26 Kasım 2016
Kıbrıs ve Batı Trakya'nın Sorunları Bir Panel İle Masaya Yatırıldı
  • Yer
    Türkiye Kamu-Sen Genel Merkezi
  • Tarih
    26 Kasım 2016

Türk Ocakları Genel Merkezi ve Türkiye Kamu-Sen işbirliğiyle düzenlenen “Uluslararası Cenderede İki Türk Vatanı: Kıbrıs ve Batı Trakya Paneli” 26 Kasım 2016 Cumartesi günü Türkiye Kamu-Sen Genel Merkezi’nde gerçekleşti. Oturum başkanlığını Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. A. Filiz Yavuz’un yaptığı panelde Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Soyalp Tamçelik, araştırmacı-yazar Nejat Çoğal, eski  Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Genel Başkanı  Av. Burhanettin Hakgüder ve Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Genel Başkanı  Av. Necmettin Hüseyin konuşmacı olarak bulundu.

 

KÜLTÜREL KİMLİK ÇATIŞMASI SORUN, ÜST SİYASİ KİMLİK ÇÖZÜM

 

Panelde ilk oalrak sözü alan Doç. Dr. Soyalp Tamçelik aslen Kıbrıslı bir Türk olduğunu belirterek sözlerine başladı. Kıbrıs meselesinin hamasetten uzak objektif yargılarla değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Tamçelik, 1878’den bu yana sorunun devam ettiğini aktardı. Özellikle toprak ve kıyı şeridi noktasında ciddi bir anlaşmazlık olduğunu belirten Tamçelik, Rumların 1974 yılının rövanşını almak istedillerini söyledi. Siyasi bir kimlik oluşmadığı sürece hiçbir birleşmenin sonucunun başarılı olamayacağını vurgulayan Tamçelik, adada yaşanan sıkıntıların çoğunun Rumların aksiyoner ve etkisel davranmalarından ötürü ortaya çıktığını söyledi ve buna binaen Türklerin tepkisel kaldıklarını ekledi. Bölgedeki asıl çatışmanın kültürel kimlik çatışması olduğunu söyleyen Tamçelik, diğer meselelerin ikinci planda kaldığını anlattı. Bu kimlik çatışmasının siyasal alana taşınması ile bölgenin uluslararası tanınırlık meselesinin sürekli masada olduğunu söyleyen Tamçelik, her iki tarafta da bencillik ve geçmiş için gelecekten öç alma durumunun olduğunu aktardı. Ada ile alakalı birçok anket çalışmasını gösteren ve analizlerini yapan Tamçelik, anketlere dayanarak en iyi ihtimalle federasyonla ve toplumsal, siyasi ve ekonomik ihtiyaçların karşılandığı durumda bir birlik olabileceğini söyledi ve bu isteniyorsa adada bir üst kimliğin oluşması gerektiğini vurguladı. Yaptığı değerlendirmelerde Rumlar ve Türklerin beklentilerinin ve isteklerinin her durumda çok farklı olduğunu ifade etti. Ardından sözü Nejat Çoğal’a bıraktı.

 

KIBRIS TÜRKLERİN SAVAŞARAK KAZANDIĞI SON TOPRAKTIR

 

Adada yıllardır barış görüşmelerinin sürdüğünün ve hiçbirinin başarılı olamadığını söyleyen Çoğal, Kıbrıs’ta tarafların referanduma gitme ihtimalinin olduğunu söyledi. Kıbrıs’ın Türklerin savaşarak kazandığı son toprak olduğunu ve stratejik öneminin büyük olduğunu söyleyen Çoğal Kıbrıs’ın ve görüşmelerin tarihi sürecini özetledi. Self determinasyon başvurularını, Rum baskısı, Yunan darbesini ve Kıbrıs Barış Harekatı sürecini anlatan Çoğal, GKRY’nin AB üyeliğinin işi çıkılmaz boyuta soktuğunu ekledi. AB’nin Türkiye’yi müzakereler sürecinde sürekli Kıbrıs üzerinden sıkıştırdığını söyleyen Çoğal, GKRY’nin çözüm parametereleri değişmediği sürece çözüme ulaşılamayacağını söyledi ve sözü Av. Necmettin Hüseyin’e bıraktı.

 

ONBİNLER SOKAKLARDA TÜRKÜM DİYE BAĞIRDI

 

Batı Trakya’nın tarihsel akıbetini özetleyen Hüseyin, Yunanistan’da varlığını devam ettiren tek azınlığın Batı Trakya Türkleri olduğunu aktardı. Batı Trakya’nın ilk kurulduğunda nüfusünün yüzde sekseninin Türk olduğunu fakat bugün yüzde kırkbeşlere kadar indiğini söyleyen Hüseyin, toprak mülkiyetinin de aynı oranda düştüğünü ekledi. Demografik değişimin gözle görüldüğünü söyleyen Hüseyin, Batı Trakya’nın 8578km2’lik alana sahip olduğunu da belirtti. İki tane müftülüklerinin olduğunu söyleyen Hüseyin 1974 harekatının bedelini Batı Trakyalıların çok kötü ödediğini ve hala ödediğini söyledi. Kıbrıs harekatında yenilen Yunanlıların bu sürecin acısını Batı Trakya’dan çıkardığını belirtti. Yunanistan’ın kimlik eritme politikalarına karşı onbinlerin sokağa çıkıp “Türküm” diye bağırdığını söyleyen Hüseyin, Dr. Sadık Ahmet’in çabalarının önemine değindi ve sözü selefi Hakgüder’e bıraktı.

 

ANAOKULUNDA TÜRK ÇOCUKLARA HAÇ ÇIKARTIRIYORLAR

 

Sözlerine Türk milletinin ferdi olarak bedel ödemekten gurur duyduğunu söyleyerek başlayan Hakgüder, Türklere ait okulların kapatıldığını ve yer yer ibadetlerinin engellendiğini aktardı. Yunanistan’ın kamulaştırma adı altında Batı Trakyalıların topraklarını ellerinden aldığını söyleyen Hakgüder, Batı Trakya halkının Yunan iç savaşında bile hükümetin yanında yer aldığını fakat buna rağmen Kıbrıs’ın bedelini ödediklerini söyledi. “Yunanistan’ın çoğu Türk’ü sırf Türk oldukları için vatandaşlıktan çıkardı ve ben de onlardan biriyim” diyen Hakgüder, hem AB’nin hem de Yunanistan’ın evrensel insan hakları ilkelerini çiğnediğini söyledi. Türklerin okul, özellikle de anaokul açma yasakları olduğundan ötürü ve anaokulu eğitiminin zorunlu olmasından dolayı Yunan teokratik anaokullarına giden Türk çocuklarına zorla haç çıkartma merasimleri yaptırıldığını söyleyen Hakgüder, Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur dedi ve panel sona erdi.

 

Konuşmaların ardından Türk Ocakları Genel Başkanı Mehmet Öz bir kapanış konuşması yaptı ve soru cevap kısmına geçildi. Programın sonunda konuşmacılara Türk Ocakları yayınlarından ve Türk Yurdu dergisi sayılarından oluşan bir set hediye edildi. 

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü