Prof. Dr. Tufan Gündüz Ocakbaşı Sohbetlerinde Suriye'deki Türkmen Varlığını Anlattı

24 Aralık 2016
Prof. Dr. Tufan Gündüz Ocakbaşı Sohbetlerinde Suriye'deki Türkmen Varlığını Anlattı
  • Yer
    Türk Ocakları Galip Erdem Salonu
  • Tarih
    24 Aralık 2016

Türk Ocakları Genel Merkezi’nin her hafta düzenlediği Ocakbaşı Sohbetlerinde bu hafta “Halep’ten Lazkiye’ye Suriye’de Köşe Bucak Türkmen” başlıklı konuşmayı Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Tufan Gündüz gerçekleştirdi.

 

“MÜSLÜMANLAŞAN TÜRKLERE TÜRKMEN DENİYORDU”

 

Suriye’de siyasetin tarihi terminolojiyi etkilediğini söyleyen Gündüz, Türkmen adının farklı bir siyasi kimlik kazandığını ve bunun dezenformasyona sebep olduğunu belirtti. Türkmen kelimesinin tarihte ilk olarak 10. yüzyılda ortaya çıktığını, ondan önceleri Oğuz olarak adlandırıldıklarını anlatan Gündüz, Orhun Abidelerinden Bilge Kağan’ın bengü taşında Oğuzlardan bahsedildiğini de aktardı. Orta Asya’dan batıya doğru göçlerin başladığını ve bu göçlerde Oğuzların gruplar halinde Müslümanlaştığını söyleyen Gündüz, Müslümanlaşan Türklere Türkmen adının verildiğini ekledi.

 

“TÜRKMENLER RAKKA VE MENBİÇ’E YERLEŞTİRİLMİŞTİ”

 

Tuğrul ve Çağrı beylere karşı amcalarının yanında sık sık kargaşa çıkaran Türkmenlerin kademeli olarak başka yerlere yerleştirildiğini aktaran Gündüz, huzursuz olan Türkmenlerin sınır boylarına yollandığını ve Bizans topraklarına karşı yayılmayı sağladığını ekledi. 1080 yılına gelindiğinde Kuzey Suriye’nin tamamının Türklerin elinde olduğunu söyleyen Gündüz, Moğol istilasına kadar varan süreçte, bölgede ciddi bir Türkmen yoğunluğunun oluştuğuna vurgu yaptı. Nüfus yoğunluğunu anlamak bakımından Memluk kaynaklarına bakmak gerektiğini söyleyen Gündüz, nüfusun askeri kapasitesinin de yüksek olduğunu bildirdi. Osmanlı döneminde Türkmenlerin sık sık vergi vermekten kaçındığını söyleyen Gündüz, Türkmenlerin Rakka, Menbiç taraflarına zorla yerleştirildiğini ekledi.

 

“TÜRK’Ü TÜRKMEN’DEN AYIRMAK BÖLÜCÜLÜKTÜR”

 

Bölgede Türkmenler arasında istikrarsızlık olduğunu belirten Gündüz, 1921 yılındaki Ankara Anlaşması ile tren yolu hattının sınır olarak belirlenmesinin ‘Türkmenler ve Türkler’ arasında bıçak açığı etkisi yaptığını ekledi. Türk ve Türkmen ayrımının ilk olarak 1921’den sonra oluştuğunu belirten Gündüz, bu durumun bizler için fark arz etmediğini lakin uluslararası politika nezdinde çok şey ifade ettiğini vurguladı. Türkmen adının siyasi kimlik olarak kabulünü ayrım çabası olarak nitelendiren Gündüz, “bu ayrımı kabullenmenin bizleri Suriye’de yaşananlar noktasında hassasiyetsizleştirecektir” diyerek ekledi. 1921’den sonra genellikle Suriye ve Irak’taki olaylara karşı sessiz kalındığını aktaran Gündüz, Altınköprü katliamına bile sessiz kalındığını ekledi. Bayır-Bucak Türkmenleri çok konuşulurken başka hiçbir yerde Türkmen yokmuş gibi davranmanın hükümetin hatası olduğunu aktaran Gündüz, Halep ile alakalı herhangi bir politikanın da geliştirilememesini eleştirdi. Türkiye’nin Suriye’ye müdahalede geç kaldığını belirten Gündüz, geç kalmanın sonucu olarak bölgede manevra kabiliyetimizin azaldığını da ekledi.

 

Haber: Hasan GÜLER

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü