Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Eskişehir Bölge Toplantısı Gerçekleştirildi

09 Mayıs 2015
Eskişehir Bölge Toplantısı Gerçekleştirildi
  • Yer
    Eskişehir Anemon Otel
  • Tarih
    09 Mayıs 2015

Türk Ocakları Genel Merkezi tarafından her yıl düzenlenen bölge toplantıları kapsamında Eskişehir Bölge Toplantısı, 9 Mayıs Cumartesi günü, Anemon Otel'de Genel Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Öz'ün katılımlarıyla yapıldı.

 

Ege ve Marmara Bölgemizden 11 Şubemizin (Aydın, Balıkesir, Bilecik, Bursa, Çanakkale, İzmir, Kuşadası, Kütahya, Manisa, Salihli) katılımıyla gerçekleştirilen Bölge Toplantısı, saat 11:00'de, Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet ÖZ, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, Eskişehir Valisi Sayın Güngör Azim TUNA, yüksek yargı üyeleri, Anadolu Üniversitesi Rektör Vekili Prof.Dr. Asım Zafer KAPLANCIKLI, Vali Yardımcısı Bekir Şahin TÜTÜNCÜ, şehrimizin önde gelen işadamları, öğretim üyeleri ve bürokratların yanısıra, üyelerimizin ve gönüldaşlarımızın geniş katılımı ile gerçekleştirilen açılış töreniyle başladı.

 


Toplantıda Eskişehir Valisi Güngör Azim TUNA, Genel Başkanımız Prof.Dr. Mehmet ÖZ ve Eskişehir Türk Ocağı Başkanı Prof.Dr. Nedim ÜNAL birer konuşma yaptılar.

 


Vali TUNA, konuşmasında "Türk Ocakları'nın, ülkemizin en güç dönemlerinden birisinde kurulduğunu, millî mücâdelenin kazanılmasında, Cumhuriyetin kurulmasında ve ilk onbeş yıllık dönemde her alanda büyük gelişmeler kaydedilmesinde önemli roller üstlendiğini; Türk Ocaklıların bundan sonra da aynı şekilde ülkemize hizmet edeceklerine inandığını" söyledi. 

 

"ÇÖZÜM SÜRECİ TERÖRLE MÜZAKEREDİR"


Genel Başkanımız Prof. Dr. Mehmet ÖZ de, konuşmasında ülkemizde son zamanlarda gelişen olaylar konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Prof.Dr. ÖZ, "ısrarla uygulanmakta olan çözüm sürecinin Türkiye'deki bölücü hareketi güçlendirdiğini; terör örgütü etkisiz hâle getirilmeden, siláhlı mücâdeleyi kesin olarak bırakmadan yapılacak girişimlerin teröristle müzakere anlamına geleceğini ve onları şımartacağını; verilecek tâvizlerin onları aslâ yatıştıramayacağını; bu yanlıştan en kısa zamanda geri dönülmesi
ve millî mutabakata dayanan çözümler üretilmesi gerektiğini" söyledi.

 

"TÜRK DEVLETİ ERMENİ MESELESİNDE DİK DURMALIDIR"

 

Konuşmasında, tehcirin 100. yılı bahane edilerek, Ermenilerce taşkınlık noktasına vardırılan soykırım iftiralarına da değinen Prof.Dr. ÖZ "Türk milleti, haçlı zihniyetinin kalıntısı bir düşmanlık ve ötekileştirmenin sonucu olarak, emperyalist güçlerin iğvasıyla bağımsız bir devlet kurma hayaline kapılan Ermeni örgütlerinin ve onların destekçilerinin baş sorumlusu olduğu olaylar yüzünden soykırım veya insanlığa karşı suç gibi kabul edilemez iftiralara maruz bırakılmaktadır. Buna karşı milletçe yekvücut olmalıyız. Ermeni meselesi, basit bir taziye ve özür meselesi değildir, bir Türk-Ermeni çatışması da değildir. Bu mesele dün, Türk milletinin bu topraklarda bin yıldır kesintisiz ve ortaksız süregelen egemenliğine yönelik bir tehdidin aracı olarak gündeme getirilmiştir. Türk Devleti haklı olduğu bu konuda dik durmalı, asla tavizkâr bir görüntü vermemelidir" dedi.

 

Prof.Dr. ÖZ, "ülkemizin Ortadoğu'da yürütülen vekálet savaşlarının içine çekilmek istendiğini, bu konuda dikkatli olunması gerektiğini" belirttikten sonra, "Hukuk devleti mefhumunun ağır yara aldığı; etnik bölücü örgütü ve sivil uzantısını, hem ülke içinde hem de uluslararası camiada sempati odağı haline getirmek için muazzam bir operasyonun yürütüldüğü bir ortamda yapılacak olan seçimlerin milletimizin hür irâdesini ortaya koyacak şekilde gerçekleştirilmesi ve seçim sonuçlarının kutuplaşma, kamplaşma ve etnik ayrılıkçı psikolojinin belirginleşmesi gibi olumsuz eğilimleri telafi etmesi, ülkede birliği ve kardeşliği pekiştirmesi" temennisinde bulundu.

 


Eskişehir Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Nedim ÜNAL ise, konuşmasında ülke gündemindeki sorunlara değindi ve "bu sorunlara çözüm bulunabilmesi için, sorunların altında yatan sebeplerin iyi bilinmesi gerektiğine" dikkat çekti.

 


Yapılan konuşmalarından ardından Eskişehir Valisi Güngör Azim TUNA, Türk Ocakları Genel Başkanı Prof.Dr. Mehmet ÖZ'e teşekkür pláketi takdim etti ve sonra açılış törenine katılanlar hep birlikte öğle yemeği yediler.

 


Türk Ocakları Bölge Toplantısı'nın öğleden sonraki oturumunda, yurdun muhtelif bölgelerinden gelen 11 Türk Ocağı Şubesi'nin temsilcileri 2014-2015 dönemine ilişkin faaliyet raporlarını sundular ve ülke sorunları hakkındaki görüşlerini dile getirdiler. Toplantı, saat 19:00 da Anemon Otel'de topluca yenilen akşam yemeğinden sonra sona erdi.

 

SONUÇ BİLDİRİSİ

 
Toplantının sonunda sonuç bildirgesi hazırlanmış ve kamuoyuna açıklanmıştır.
 
 
"Türk Milliyetçileri, Türk Milleti ve Dünya Kamuoyuna çağrıdır:
 
 
Türk Milleti, her türlü etnik, dinî ve mezhep temelli ayrımcılık ve ayrıştırma fikir ve planlarına karşı her zaman olduğundan daha fazla uyanık ve teyakkuz hâlinde olmalıdır.Türk Milleti binlerce yıllık bir kültür ve medeniyet derinliğine sahiptir.
 
 
Tarihten gelen bu birikim ve derinlik sayesinde, üzerinde yaşadığı ve yönettiği topraklarda adaletin,barışın ve kardeşliğin egemen olması için gerekli yönetim felsefesi ve devlet tecrübesini haizdir.
Türk Milleti,bu birikime dayalı olarak bin yıldan beri Türkiye ve civarındaki topraklarda egemen olmuş ve bu süreçte çok ciddi saldırılara damaruz kalmıştır.Bu saldırılara karşı her defasında birlik ve beraberliğini muhafaza ederek her türlü tehdidi bertaraf etmesini bilmiş ve etmeye devam edecektir.
 
 
Osmanlı Devleti, büyük dış baskılar ve iç kargaşa ortamına maruz kaldığı bir dönemde, İmparatorluk’un merkez coğrafyasında ihanet ve saldırılara muhatap olmuş, bunun karşısında zorunlu olarak 1915 yılında kendi tebaasının bir kısmını, yineden sonra kendisine ait bir bölgeye sevk ve iskâna karar vermiştir.
 
 
Türk Milleti, Haçlı zihniyetinin kalıntısı bir düşmanlık ve ötekileştirmenin sonucu olarak emperyalist güçlerin kışkırtmasıyla bağımsız bir devlet kurma hayaline kapılan Ermeni örgütlerinin ve onların destekçilerinin baş sorumlusu olduğu olaylar yüzünden “soykırım” ve “insanlığa karşı suç” gibi kabul edilemez iftiralara maruz bırakılmaktadır. Buna karşı milletçe yekvücut olmalıyız.
 
 
Tarihî sebepleri ve sonuçları bilinen bu olaylardan bir “suçlu” çıkarmak ve bundan bir semere tahsil etmeye yeltenmek, iç ve dış odakların yüzyıldır uygulamaya koyduğu hain bir plandır. Bu plan ilelebet akamete uğramaya mahkûmdur. Türklüğü bu coğrafyadan silmeye çalışan Haçlı zihniyeti başarılı olamayacaktır.
Etnik ve bölücü fitneyi sistem değişikliği yaparak çözeceğini zannedenler, hem yakın tarihimizdeki ayrılıkçı hareketlerin seyrini hem de başka yerlerdeki benzer tecrübeleri doğru değerlendirmekten uzaktırlar. Türkiye’de sistem tartışması yapanlar, Ermeni Meselesi hakkında ahkâm kesenler ve millî devlet yapısını tartışmaya açanlar, bazı tarihî gerçekleri ya görmezden geliyor ya da hafife alıyorlar.
 
 
Türk milleti ve devletinin zaafa düştüğü vehmiyle milletimizin içine sokulmaya çalışılan nifak tohumları, yeşermeden ebediyen tarihin karanlıklarına gömülecektir. Devleti idare edenler zaman zaman bir takım saiklerle sonu belli olmayan bir takım süreçlere “çözüm” adı altında tevessül etmiş olabilirler. Bu tür söylem ve eylemler, milletimizin vicdanında ve ebedî geleceğinde asla akis bulamayacak, hain planlar bozulmaya mahkûm olacaktır.
 
 
Ülkemiz,kritik sonuçlara gebe bir seçim süreci atmosferindedir.Bu sürecin sonunda milletimizin öz değerlerine, kendi kimliğine ve geleceğine daha güvenle bakabileceği bir siyasi tablonunortaya çıkacağını ümit ediyoruz.
Hukuk devletinin ağır yara aldığı bir dönemdeyiz; öte yandan etnik bölücü örgüt ve sivil uzantısını, hem ülke içinde hem de uluslararası camiada sempati odağı hâline getirmek için muazzam bir operasyonun yürütüldüğü aşikârdır. Başkanlık sistemi tartışmalarının gölgesinde yapılacak olan seçimden sonra tek tesellimiz, eğer istikrarlı bir hükümet çıkaracak bir sonuç olursa ülkenin dört yıl seçim atmosferinden uzak kalacağı ve bir nefes alacağı ihtimalidir. Seçim sonuçlarının kutuplaşma, kamplaşma ve etnik ayrılıkçı psikolojinin belirginleşmesi gibi olumsuz eğilimleri telafi etmesini, ülkede birliği ve kardeşliği pekiştirmesini temenni ederiz.
 
 
Kırım ve Doğu Türkistan’da kardeşlerimizin Rusya ve Çin tarafından maruz bırakıldığı muameleye karşı, Türk Ocakları her zaman onların yanında olacak, onları desteklemeye devam edecektir. Suriye ve Irak’taki Türkmen mücadelesine desteğimizi sürdüreceğiz.
 
 
Devletimizi yönetenler, 21. yüzyılda Türk dünyası ve İslam âlemiyle geliştireceğimiz sıkı ilişkilerin her birimiz için, hepimiz için ne denli önemli olduğunu daima hatırda tutmalıdır.
 
 
Türkçülük mefkûresi ve Türk milleti sevdasıyla dolu olan Türk Ocakları, yüz yıldır olduğu gibi bundan sonra da milletin birlik ve beraberliği, Türk devletinin bekası ve bölgesel barışın sağlanması için çalışmaya devam edecektir. Toplumda Türkçülük fikrinin yayılması ve bu maksatla milletimizin her zamankinden daha fazla teyakkuz hâlinde olması için Bilge Kağan’ın dediği gibi “gece uyumadan, gündüz oturmadan” çalışmaya devam edecektir.
 
 
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

 

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü