Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Kavramlarla Yönetilen Algılarımız ve Yarınlarımız…

12 Temmuz 2012

Algı : Duyusal uyarımların anlamlı deneyimlere çevrilme süreci. Bu deneyim, yani algı, uyarım ile sürecin ortak ürünüdür.  (1)

Algılama, beş duyu ile elde edilen her türlü bilginin beynimizde şekillenmesi ve görünüm kazanmasıdır. Algılamada; durum gerçek olarak değil, yorumlanarak kaydedilir. Çevremizi bir resim olarak düşünürsek, bu resmin yorumları herkes için değişebilir...

Bütün bu farklı izlenim ve davranışlar, insanların algılama derecelerine göre ortaya çıkmaktadır. Algılama, davranışı etkileyen bilişsel bir süreçtir. Bu süreç, pasif bir süreç değildir. Aldığımız verileri analiz eder ve bir yargıya varırız. (2)

Algılama sürecinin başlangıcı, duyulardan gelen ham verilere dayanır. Bu ham veriler bir süzgeçten geçirilir, diğer sahip olunan bilgilerle karşılaştırılır. Devamında kendi yargılarımızı/değerlerimizi oluştururuz.

Çevreden aldığımız bilgilerin bir kısmı bizim için daha önemli, bir kısmı da önemsiz ve ihmal edilebilir düzeydedir. Çoğu zaman da görmek istediklerimizi görürüz, ya da bize gösterilenleri. Çevre aynı çevre olmasına rağmen kendi yorumlarımız, yargılarımız ve değerlendirmelerimiz çevremizi diğer insanlardan farklı algılamamızı sağlar. Bireylerin neyi nasıl algıladıklarını, büyük ölçüde içinde yaşadıkları kültür ve geçmiş yaşantıları etkiler.

Bu süreçte çevresel etkiye açık olan algılarımız, Kişiliğimiz, Motivasyonumuz, Eğitim Ve İlgimiz, Amaç Ve Beklentilerimiz İle Öğrenme Ve Geçmiş Yaşantılarımız doğrultusunda şekillenir ve bilerek/ bilmeyerek, isteyerek veya istemeden algılarımızı seçmeci olarak, içsel değişkenlerle yönetirken, irademiz dışında kalan faktörler de vardır.

Farkında olmadan, algılarımız, çevresel etkenlerin; Büyüklüğü, Zıtlığı, Tekrar Aralığı, Algımızı Etkileyen Faktörün Hareketliliği, Yeniliği, Bize Yakınlık Düzeyi de alımızı doğrudan etkiler.

Biz dış dünyayı algılamakla tanırız. Başka bir deyişle dışımızdaki gerçekliğin bilgisini bize algılar verir. Mesela sınıftaki öğrencileri görürüm; içtiğim çayın tadının alırım; dersin sona erdiğini bildiren zilin sesini duyarım. Bunların her biri bana bir nesne ile veya bir olayla ilgili bilgileri verir. (3)

Algı, nesne ve olaylara karşı organizmanın yaptığı, anlamlı, sistemli ve toptan bir tepkidir. Algılar, duyumların sonucu olarak ortaya çıkarlar : Algılar, ferdin eski yaşantılarına yada bilgilerine göre şekil alırlar. Bu sebeple, algı, bir kişilik tepkisidir. En önemli belirtisi de duyumların, belli bir nesne ve şekli ait olduğuna dair bir bilinç halinin kişide ortaya çıkmasıdır. Bunu için, kişide, bir şeyin algısı oluştuğu zaman, o şeyi tanıyor, biliyor demektir. (4) Algılar, kişinin hayata uyumu için son derece önemlidir. Bir kişi, bir nesne ya da olaya ait ne kadar çok duyuma sahip olursa, o nesne ya da olayı o kadar kolay ve sağlam algılar.

Duyumlarımız hiçbir zaman tek başına kalmazlar. Algı haline gelirken kendisi ile ilgili olan büyük bir sistemin içine girerler ve sonunda da bu sisteme göre değerlendirilerek anlamlı bir hale gelirler. Bizler de çevremizi anlamamız, çevreye karşı vaziyet alışlarımız, tepkilerimiz, desteklemelerimiz, uğruna ölümü göze almamız veya ilgisiz kalışlarımız algılarımızın davranışlarımıza olan tesiridir.

Belleğimizin de nesnelerin algılanmasındaki rolü büyüktür. Denilebilir ki, biz, şimdiki zamanda olanları, geçmiş zamanın önemli deneyimlerinden yararlanarak algılarız. İnsan, görmekte olduğu şey ile ne görmesi gerektiğini düşünür. Böylece kendisine karşılaştırma yapabileceği bir başka şey arar. Bu da çok kez imgeledikleri ya da daha çok olmak üzere geçmişteki deneyimleridir. Bunun için, öğretimde öğretilen her şey daha önce öğretilen eski şeylere bağlanmaya çalışılır. (5)  

Kavram ise, bir nesnenin zihindeki tasarımıdır. Bu bir yönüyle nesneye, diğer yönüyle anlama ifade eder. Kavramın dildeki karşılığına terim denir. Kavramlar yoluyla düşünür, düşündüğümüzü dil yoluyla aktarırız.

Kavram, hayalden farklıdır. Hayal bir objenin belli bir anının tasarımıdır ve özeldir. Oysa kavram, aynı türdeki nesnelerin ya da varlıkların ortak tasarımlarıyla oluşur. Bu nedenle özel değil, geneldir. Kavramların çeşitleri terimlerin çeşitlerini de belirtir. Bu çeşitleme de içeriklere göre yapılır. (6)

1. Tümel Kavram (Genel Kavram) Nedir?

İfadelerde “bütün, tüm, her, hepsi” ifadeleri geçiyorsa bu kavram ya da terim, tümeldir. Aynı özellikleri taşıyan ya da aynı sınıfa giren varlıkların tümünü belirten terimlere tümel kavram ya da tümel terim denir. Örneğin “ülke, şehir, hayvan” gibi kavramlardır.

2. Tikel Kavram Nedir?

Tikel, “parça” demektir. İfadelerde “bazı, kimi, kimisi, birkaç” ifadeleri geçiyorsa bu kavram ya da terim, tikeldir.

3. Tekil Kavram Nedir?

Türkçedeki dilbilgisinden de bilineceği üzere tek bir varlığa işaret ederler. Örneğin “bu, şu, o” gibi ifadeler tek bir varlığa hitap eder. “Ahmet, İzmir, Fransa” gibi kavramlar da tek bir varlığa hitap eder. Doğal olarak tekildir.

4. Somut Kavram ve Soyut Kavram Nedir?

Duyu organları ile algılanabilen her şey somuttur. Duyularla algılanamayan, sadece somut kavrama atfedilen özelliklerden somutlanarak elde edilen kavramlar soyut kavramlardır. (7)

Kavram ve algılar ile ilgili bu hatırlamalarımızdan sonra düşünürsek; eğitimde kazandığımız ve sokakta kullandığımız kavramlar ve bunlara dayalı oluşturduğumuz algılarımız, Milli Birlik ve Beraberliğimizin temini, tesisi ve devamı açısından yeterli mi?

Bu süreç eğitim merkezli stratejik bir plan dâhilinde daha sağlıklı yönetilemez mi?

Mesela, ilkokulda, ilköğretim kurumlarından, yüksek öğretim kurumlarına kadar devam eden süreçte okuduğumuz Coğrafya dersi ve bu ders aracılığıyla edindiğimiz bilgilerimizi hiç sorguladık mı? Yoksa bize sunulan bilgileri mutlak doğru kabul edip, bu yönde algıları mı edindik…

Sahi neden, yok olmanın eşiğinden dönen ve bu necip millet, yeni bir devlet kurmuşken, bu devletin adı da Türkiye Cumhuriyeti iken, ülkeyi Anadolu-Rumeli diye neden ayırırız? Çok mu gerekli…

Coğrafya dersinde Türkiye’yi “Anadolu-Trakya” diye ayrıştırmak, Ülke bütünlüğünü karşılamayanAnadolu”’yu da yönlerden hareketle ayrıştırarak; Doğu Anadolu- Güneydoğu Anadolu –Ege, Akdeniz-Marmara diyerek ve sanki Türkiye’den ayrı parçalarmış gibi bilinç altı algılar yaratan anlayışta adlandırmalar ile öğretmek ne kadar doğrudur?

Kendi çocuklarına ülkesini, kendi devletinin İsminden soyutlanmış, ayrıştırılmaya müsait kılınmış, bölgeler mantığında öğretme anlayışını sorgulamadan kabullenmek ne kadar doğru?

Çocuklarımıza Türkiye Cumhuriyeti bilincini kazandırmak, coğrafyayı vatan kılmak, kavramların doğru seçilmesi, amaca hizmet eder mantıkta doğru kullanılmasıyla etkili olacağını düşünüyoruz.

Bu doğrultuda; Doğu Türkiye - Batı Türkiye - Kuzey Türkiye - Güney Türkiye” kavramların kullanılması, başlangıçta çok farklı gelse de yarınlarımız açısından, nefsimiz ve neslimizin yarınları sürecinde neslimizde yeni algılar oluşturma açısından fayda sağlamaz mı?

Eğitimde yeni yapılanmanın devam ettiği bir süreçte, kullanılan kavramların sorgulanarak, Mili Birlik ve Beraberliğin temini, tesisi ve devamının sağlanması yönünde; gönlü Milli Birlik ve Beraberlik ülküsü ile dolu olan akil bilim insanları tarafından sorgulanarak, yeni bir sürecin başlatılmasının fayda sağlayacağını düşünüyoruz.

Metin AKGÜN

Türk Ocakları Elazığ Şube Başkanı

-----------------------

1. Ana Britanica Cilt 1

2.( Bige Çetinoğlu) http://www.enocta.com/web2/ContentShowOne.asp?CType=2&ContentID=300&T=5

3. Psikoloji Lise 2,Selman Erdem, Fil Yayınevi, Baskı:Flaş Ofset 1986,İstanbul:12. Baskı

4. Endüstri Psikolojisi, Cavit Binbaşıoğlu, Etkin Binbaşıoğlu, Ankara:1992 ,Dizgi-Baskı: Kadıoğlu Matbaası, Ankara

5. Binbaşıoğlu, C., Binbaşıoğlu, E., 1992, a.g.e.

6. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 3. Sınıf "Klasik Mantık" Dersi Ders Notları

http://www.felsefe.gen.tr/kavram_nedir_kavram_turleri_nelerdir.asp

7. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 3. Sınıf "Klasik Mantık" Dersi Ders Notları

http://www.felsefe.gen.tr/kavram_nedir_kavram_turleri_nelerdir.asp

 

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü