Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Toplumsal Huzuru Yakalamak, Doyasıya Yaşamak Elimizde Aslında…

03 Kasım 2012

Yaşadığımız sosyal süreçte, toplumsal çözülmenin tetiklendiği, dün aynı vatan için aynı cephede omuz omuza birlikte can verenler, tanımasa da yanındakinin, kendinden sonra geleceklerin yaşaması için, nefsini feda eden bir nesil, bir anda biri birine düşman, tanımadığını değil, tanıdığı, selamlaştığı, belki de birlikte katıldıkları  ortak dostlarının düğün veya taziye yemeklerinde aynı tabaktan yemek yediği birilerine gözünü kırpmadan kıyabilmekte, bununla da övünen bir topluma dönüşmekteyiz hızla...

Bu yaşananların kişiyi, dolayısıyla toplumu nasıl bir cehenneme sürüklediğini düşünmeden…

Neden?

Halbuki; kime sorsan nihai hedefini, tek cümlede özetle desen, istisnasız “CENNET” istenir aslında ilk çağdan buyana…

Cenneti istemek kolayda nasılı bulmak zor gelir aslında…

Oysa bulmak da kaybetmek de kendi gönül dünyamızda, nefsimizin gölgesinde, karanlığında kalır da arar dururuz karanlıklarda…

Bulamayacağımızı bilsek de karanlıkta aramak neden kolay gelir insana?

Oysa, Nasrettin Hocanın ahırda, karanlıkta kaybettiğini sokakta, aydınlık yerde aradığı fıkrası yeterince ilham vermez mi insana?

Alman düşünür, Goethe; “Başarılı olmak mı istiyorsun, kendine engel olma…” diyor…

Toplumdaki kargaşadan herkes şikâyetçi… Kaosu çözmek için, toplumsal birlik ve beraberliğin sağlanası hedefine yönelik çalışmalar yapılmakta olduğu aşikâr ancak yapılan her çalışma, sorunları çözmeye yetmemekte, sosyal huzur kaçmakta, kendi yaptıklarımızın bedeli her geçen gün ağırlaşmakta, kendi cennetimizi, cehenneme çevirirken, kendimize engel olmaktayız fark etmeden…

Sorunların çözümünü kendi değerlerimizde aramak gerek diye düşünüyoruz. Yeniden öze dönerek, nefsimizi değil, neslimizi kurtarmak, yarınların imarında doğru istikamete yönelmek için… Kaybettiğimiz değerleri yeniden kazanmak için, önce fark etmek gerek…

Hatırlarsak,
Mevlana, Oğluna Der Ki;

"Bahaeddin! Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!
Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol!
İğne gibi olma!
Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,
Fena söyleyici!
Fena öğretici!
Fena düşünceli olma!
Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun.
İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.”

Cennet de cehennemde gönlümüzde yaşanmakta. Yaşadıklarımız kendi tercihlerimiz aslında.

Yakın uzak çevremizle iletişim sürecinde; nefsimizi yenmek, ön yargılardan kurtulmak, insana değer vererek, yaratılanı yaratandan ötürü hoş görmekle başlamak belki de çözümün anahtarı olur ya…

Metin AKGÜN
Türk Ocakları Elazığ Şube Başkanı

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü