Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Tiyatro, Toplumsal Eğitim Açısından Önemlidir…

01 Mayıs 2012

Eğitim, anne karnında başlayan, doğumundan ölümüne kadar devam eden bir süreçtir. Eğitimi her yaklaşım kendi bakış açısına göre tanımlar. Selahattin Ertürk, “Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir.”  Derken, İbrahim Ethem Başaran ise, “Öğreten tarafından hedeflenen davranışları öğrencilere kazandırmak için düzenlenmiş yaşantılar sürecidir.” Der.

Eğitimin Genel Amaçları;

  1. Bireylere bilgi ve beceri kazandırmak
  2. Toplumun yaşamasını ve kalkınmasını devam ettirebilecek ölçüde ve nitelikte değerler üretmek,
  3. Eski ve yeni değerleri bağdaştırmak,
  4. Toplumdaki değerlere, süreklilik ve esneklik kazandırmak,
  5. Çağ koşullarının gereklerine uygun ve geleceğe dönük yeni değerler üretmek,
  6. Var olan değerlerin dağılmasını önlemektir.

Eğitimin İşlevleri;

  1. Eğitim bireyin kendisini gerçekleştirmesine yardım eder. Birey; öğrenme ve araştırma isteği duyar, dilini etkili konuşur ve yazar, sayma ve hesaplamayı öğrenir, sağlık ve hastalıklar hakkında temel bilgilere sahip olur.
  2. Eğitim bireyin insan ilişkileri geliştirmesine yardım eder. Birey, insanlığa saygı duymayı, sosyal davranışlarında hoşgörü ve nezaketi öğrenir.
  3. Eğitim bireyin ekonomik etkinliğini geliştirir. Birey çalışmaktan haz duyar, iyi bir üretici olur, çeşitli iş ve meslekler hakkında bilgi edinir, mesleğini seçmede isabetlidir.
  4. Eğitim bireyin vatandaşlık sorumluluğunu geliştirir. Birey sosyal adalet konusunda duyarlı olur, yetersiz koşulları düzeltecek yönde hareket eder, propagandaya karşı eleştirel düşünme yeteneğini geliştirir, kanunlara karşı saygılıdır, çevreye karşı duyarlıdır, dünyadaki gelişmeleri yakından takip eder.

Örgün eğitim sürecinde, eğitimden beklenen işlevlerin hayat bulması, çocuklarımızın bu yeterlikleri kazanmalarına yetmediğini düşünüyoruz. Oysa bu süreçte önemli olan, kurumlarımızın; eğitimden beklenen işlevleri öğrencilere kazandırmaları yönünde daha etkin ve etkili olmaları, istikbalimizin teminatı olan gençleri yarına hazır olmalarını sağlamalarıdır.
İ. H. Baltacıoğlu, Eğitim, kişiliği geliştirmesi lazım derken,  Kişiliğin geliştirilmesi; bireyin anlama, kavrama, kendini tanıma, kendini başkasına ifade edebilme kabiliyetinin gelişmesi, hayal gücünün gelişmesi, iç dünyasının zenginleşmesi ve yaratıcı gücünün gelişmesi hususlarına dikkat çeker. (1) İ. H. Baltacıoğlu’nun önemsediği bir diğer amaç da;  “eğitimin amacı “bireyi toplumsallaştırmaktır”, yani “ona toplumsal bir kişilik kazandırmaktır” derken, eğitimin dışında kalacak her hareketin, toplumsal gerçeklik tarafından olumsuz bir tepki doğuracağını vurgular. Çünkü böyle bir durumda toplumsal kişiliğe sahip insanlar değil, köksüz insanlar yetiştirileceğine özellikle inanmaktadır. (2)
Baltacıoğlu gene eğitimde toplumsallaştırma için bir kaç ilke ileri sürmüş. Bir tanesi eğitimin kendi gerçek ortamında yapılmasıdır. Yani çocuk soyutlamasın, kendi ortamında öğrensin. Neyi öğrenecekse onun sahici ortamında öğrensin ve çalışarak yapması gerektiğine ve “Öğretmenin iki temel görevinden;birincisi olarak; “çevreden başlayarak tabiatı tanımayı öğrenciye öğretmek”, ikincisi olarak da; “insanları sevdirmek olduğunadikkat çeker.(3)

İsmayıl Hakkı BALTACIOĞLU’nun da önemsediği ve İçtimai Mektep”isimli eserinde açıkladığı hedeflerini ve bu hedeflerine ulaşmak yönünde kaleme aldığı “Rüyamdaki Okullar-1944” isimli eserinde somutlaştırdığı çalışmasında dikkat çektiği hedeflerin çok uzağında olduğumuz akademik çevrelerce de ifade ediliyor.
Bu hedeflerin gerçekleşmesi, eğitimin işlevlerinin hayat bulması açısından önemli faaliyetlerden biridir. Tiyatro.
Aklın diliyle anlatamadığımız zaman akıl dilini bırakıp, sanat dilini kullanmaya başlamak gerek… Toplumla iletişim kurabilmek için…
Tiyatronun toplumun eğitimindeki yeri ve önemini düşünürken, tiyatronun öncelikle insanları birbirinden ayıran ve her değeri bir yana savuran ırk din dil politika ayrımı gibi olguları birleştirici etkisini göz ardı etmemeliyiz diye düşünüyorum. Tiyatro her şeyden önce bu olguları birbirine yaklaştıran birbirlerine ortak eden her şeyi değerlendirmek gibi bir işlev üstleniyor. Tiyatro, insan yaşamında yer alan; gülmek, ağlamak, sevinmek, üzülmek, ferahlık duymak, bunalmak; kısacası kalple duygularla ilgili her şeyi değerlendiriyor. Tiyatro ayrıca bütün insanlarda ortak bir kalbin varlığını meydana çıkarmasıyla da topluma hizmet ediyor. Bu bakımdan tiyatro için rahatlıkla en etkili barış yolu da diyebiliyoruz. (4)

Çünkü;
Tiyatro toplum ruhunu içinde taşır, yaşamakta olan değerleri dile getirir. Tiyatro, insanlığın kişiliğini oluşturan bir yerdir. “Sahne yaşamı insana sevinç, mutluluk veren, insandaki sanat bilincini oluşturan çok verimli bir topluluk yaşantısıdır.” Tiyatro takım çalışmasıdır. Birlikte iş başarma duygusunun tadıldığı alandır. “Tiyatronun öyle özellikleri vardır ki, bir eğitim aracı olması bakımından onu bütün öteki güzel sanat kollarından üstün kılar. Bu özellikler onun hayata en yakın bir sanat kolu olmasından ileri geliyor. Tiyatro gerçek hayatın kısaltılmış, buna karşın gereksiz eklenti ve takıntılarından soyutlanmış, sıkışık bir şekildir. (5)
Türkiye bugün yeni bireşimler arayan ve yapısı hızla değişmekte olan bir toplumdur. Bu nedenle, tiyatronun bugünkü Türk toplumundaki işlevi ve önemi, göreli olarak oldukça yüksektir. KONGAR, E. 1978. (6)
Tiyatronun toplumsal işlevi, insanın, ilişkileri konusunda bilinçlendirilmesi yoluyla, insan-insan çelişkisinin çözümüne yardımcı olmaktadır. Bireylerin hayatı anlamasını, hayatta yaşanması olası meselelere hazır olmasını, kendisi yaşamadan bir öngörü oluşmasına katkı sağlaması açısından büyük bir fırsattır “TİYATRO”.
Toplumsal uzlaşma, birlik ve beraberliğin temini, tesisi ve devamının sağlanması açısından büyük bir fırsat olan tiyatro, değerlerin aktarımı, milli ve manevi değerleri özümsemiş, sağlam bir toplum yapısının oluşması açısından kendi özüne hizmet eden, değerleri ile savaşmak yerine, değerlerinin yarına taşınması ve doğal tekamülüne hizmet eden tiyatronun, toplumsal geleceğimiz açısından taşıdığı önem tartışılmaz bir gerçektir.
Eğitimin genel amaçlarının gerçekleşmesi, bizi biz yapan değerlerin/kültürümüzün neslimize aktarılması sadece okulların görevi değildir. Milli Birlik ve Beraberlik Ülküsünü şiar edinen, değerler eğitimine katkı sağlama odaklı faaliyet gösteren, toplumsal yozlaşmaya karşı duyarlı olup, kültürel aktarım hedeflerine yönelik çalışmalarda bulunmayı hedef edinen her kurum, kuruluş ve derneğin, sosyal sorumlulukları içinde bu tür çalışmalar içinde yer alması gerektiğini düşünüyoruz.
Bu şuur içinde, kuruluşunun 100. yılını idrak ettiğimiz, kamu yararına çalışan bir dernek olan Türk Ocakları’nın Elazığ Şubesi olarak, nefsimizi ve neslimizi korumak amacımız doğrultusunda, sosyal sorumluluklarımız kapsamında, yarınımızın teminatı olan gençlerin eğitiminde; kültürel aktarım ve değerler eğitimine katkı sağlama yönünde önemsediğimiz bir çalışma alanı gördük “TİYATRO”yu.
Bu anlayış içinde, tüzel kişiliğimiz içerisinde “Türk Ocakları Elazığ Şubesi Tiyatro Kulübü” ismiyle bir yapılanmaya gittik. Amacımız, bir oyunla bitmek değil, gençlere yetenek ve yeterliklerini fark etmeleri, bu yönde yaşarken, kendilerini geliştirebilecekleri bir alternatif faaliyet fırsatları sunmak, yapacakları çalışmalarla toplumsal geleceğimize, müspet katkılar sağlamak, çocuklarımızı, gençlerimizi yarınlara daha bir hazır olmalarına imkan sağlamaktır.
Bu süreçte, toplumsal bozulma riskinin yoğun yaşandığı bir süreçte;  gönlü Milli Birlik ve Beraberlik Ülküsü ile dolu olan, milli ve manevi değerlerin farkındalığı içinde yaşamaları ve yaşanması yönünde model olmaları yönüne odaklı bir gençliğin oluşmasına farklı bir alanda katkı sağlamak istedik.
Gençlerimizin çalışmalarından verim almamızın, yerelde ilimiz, toplamda yurt genelinde kabul edilmeleri ve desteklenmeleri oranında gerçekleşebileceği şuuru içinde, öncelikle gönlü Milli Birlik ve Beraberlik ülküsü ile dolu olan aziz hemşerilerimizin gönüllerinde yer bulmak, o oranda da destek bulmalarını sağlamaktır amacımız.
Bu yönde ilk sınavımız; 19.05.2012 tarihinde F.Ü. AKM’de “Gençlik ve Spor Bayramı” gibi anlamlı bir günde, 20.05.2012 tarihinde Elazığ Devlet Tiyatroları Salonunda sahnelenecek olan “Ya devlet Başa ya Kuzgun Leşe” isimli oyunla olacaktır.
İlk sınav sonrası çalışmalarının da planladığı ve geleceğe dönük planlı ve sistemli bir çalışma içerisine giren gençlerin desteklenmelerinin, bir kültür şehri olan Elazığ’ın, nefsimiz ve neslimizin yarınları açısından önem taşıdığını dikkat çekeriz.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü