Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Toplumsal Huzurun, Kardeşliğin, Birilik Ve Beraberliğin Önündeki Engellerden Biridir Haset…

22 Mart 2013

Allah (c.c); “İnsanlar tek bir ümmettiAyrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzerepeygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka, ulaştırdı.Allah, dilediğini doğru yola iletir.” (Bakara / 213),diyerek insanlığı, bu önemli tespit ile uyarır ve “… vkıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!” (Felak / 5.) diyerek, insanların/insanlığın ne denli risk altında olduklarına işaret eder.

Hased, Allah'ın bazı kullarına verdiği nimete karşı, kişinin içten tepki göstermesi ve o nimetin onun elinden alınmasını dilemesidir. İsterse hased eden adam bu iç tepkisinden sonra kin ve öfkenin etkisiyle o nimetin yok edilmesi için bir çaba sarf etsin isterse iç tepkisinin sınırında dursun fark etmez. Hased, bu türden iki tepkiyi doğurmakta ve onlara zemin hazırlamaktadır.

Peki, insan neden haset eder?

Allah (c.c.), Mearic suresinde; “Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır.” (Mearic / 19) der.

“İnsan, “hırslıdır... Kötülük dokundu mu sızlanır. Acısı karşısında ahlar, vahlar. Kötülüğe uğradım diye dövünüp durur. Bu durumun sürekli olduğunu, bir gün düze çıkmayacağını sanır. içinde bulunduğu anın ebedi olduğunu, bu durumu değişmez kaderi zanneder. Bu an ve bu anda başına gelen kötülüğün girdabında içinde uyanan kuruntularla ruhunu hapseder. Bir çıkış yolunun olabileceğini tasavvur edemez. Yüce Allah'ın bu durumu değiştirebileceğini beklemez. Bu yüzden ahlayarak, vahlayarak yer bitirir kendini. Hırs içini kemirir. Çünkü gücünden destek alacağı sağlam bir yere yaslanmamıştır. Umut bağlayacağı, yardımını umacağı bir merciye yönelmemiştir... Bir iyilik görmesi takdir edilince de dört elle sarılır, kimseye bir şey vermez olur. Bu iyiliğin kendi emeğinin ürünü, kendi kazancı olduğunu sanır. Bu yüzden başkasına vermeye kıyamaz sırf kendisi için biriktirir. Gitgide sahip bulunduğu malın esiri olur. Servet hırsının kulu kölesi olur. Çünkü rızkın gerçek mahiyetini ve rızk üzerindeki kendi rolünün, etkinliğinin farkında değildir. Rabbinin katında ondan çok daha hayırlı ve kalıcı olan nimetlerden haberi yoktur (Fizilali’l-Kur’an). Yaradılışımızdan getirdiğiniz bu özelliklerimizyaradılışımızın amacı olan, imtihanımızda sorulan sorulardaki çeldiricilerdir.

Hasedin bir başka yönü için de Allah (c.c.) Bakara suresinde; Kitap Ehlinin çoğu gerçeğin ne olduğunu kesinlikle öğrendikten sonra sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi iman ettikten sonra tekrar kâfirliğe döndürmek isterler. Allah'ın emri gelinceye kadar onlara aldırış etmeyin, yaptıklarını hoş görün. Hiç kuşkusuz Allah her şeye kadirdir.(Bakara,109) der.

Bu; iğrenç kindarlığın vicdanlarda körüklediği bir eğilimdir. Yani başkalarının elde ettikleri iyiliği onların elinden alma arzusu. Niçin? Bu durum söz konusu şirret vicdanların gerçeği bilmemelerinden ötürü değil, tam tersine bilmelerinden ötürüdür! Tekrar okuyoruz:

"Gerçeğin ne olduğunu kesinlikle öğrendikten sonra sırf içlerindeki kıskançlıktan dolayı..."

Kıskançlık, İslâm'a ve Müslümanlara karşı Yahudi’lerin ruhlarından taşan ve bugün de devam eden kara ve iğrenç bir duygudur. Onların bütün desiseleri, bütün komploları bu dünyadan kaynaklanmıştır ve bugün de yaptıkları tüm düşmanlıklar bu duygunun bir sonucudur. Kur'an-ı Kerim onların bu iğrenç duygusunu iyi tanısınlar ve korunsunlar diye Müslümanların gözleri önüne seriyor. Ve şunu da bilsin ki Müslümanlar, daha önce cenderesinde kıvranıp durdukları küfür sisteminden Allah'ın nimeti sayesinde kurtulup kavuştukları İslâm'dan uzaklaştırıp yine o eski hayata döndürmek isteyen tüm çabalar da Yahudi’nin ürünüdür, onun parmağı vardır bu işlerde. O iman ki; yüce Allah onun sayesinde Müslümanları en yüksek payeye, onların kıskançlıklarını körükleyen en yüce nimete tek başına lâyık görmüştür.

Burada, yani bu gerçeğin açıkça ortaya çıktığı Yahudi’lerin kötü niyetlerinin ve iğrenç kıskançlıklarının gözler önüne serildiği noktada Kur'an-ı Kerim, Müslümanları onurlu davranmaya, kine kinle ve şirretliğe şirretlikle karşılık vermekten kaçınmaya, yüce Allah'ın dilediği zaman gerçekleşecek olan hükmü kendini gösterinceye kadar müsamahakâr davranmaya ve onların yaptıklarına şimdilik cevap vermemeye çağırıyor.” (Fizilali’l-Kur’an).

Allah'ın Rasûlü «Hased yaptığın zaman arzulama. Hased gök­te Allah'a karşı işlenen ilk günahtır» buyurur. Yeryüzünde de Al­lah'a karşı işlenen ilk günahtır. İblis, Adem'den hased etti. Kabil de Habil'den hased etti. Hasetçi bir insan Allah tarafından buğuzlanmış, tardedilmiş ve lanetlenmiştir!

Hasetçi bir insan, Allah nimetinin düşmanıdır.

«Hasedçi Cenab-ı Hak'ka karşı beş yönden harp ilan etmiştir» diyen alimler;

«1- Kendisinden başkasına verilen her nimetten buğzeder.

2- Rabbinin taksimatına razı olmaz, ondan öfkelenir.

3- Allah'ın fiilinden razı değildir. O'nun düşmanıdır. Yani «Allah fazlını dilediğine verir» hükmüne rast değildir.

4- Allah'ın dostlarını mahurum bırakmıştır veya mahrum bırakmak istemiştir. Onlardan ni­metin zevalini istemiştir.

5- Düşmanı olan İblis'e yardımcı ol­muştur».(1) der.

Fıtrî ve yaratılıştan olan hased, kaynaklı davranışlar ile amel etmeyip de; nefsiyle mücadele ederek, kardeşine Allah'ın seveceği şekilde muamele ederse günahtan uzak kalır… Belki o (doğuştan getirdiği özellikle) hased sahibi, nefsiyle mücahede edip (Nefse zor gelen, nefsin istemediği şeyleri yapma. ) kardeşine iyi muamele ettiğinden dolayı büyük sevaba nail olur. Çünkü fıtrî olana, karşı koymakta büyük zorluk bulunduğu açıktır. Nefisle olan büyük cihadın derinliği de bu noktada başlar.

Bu necip millet; dün, bir çok mücadeleden olduğu gibi, nefsiyle olan mücahededen de zaferlerle ayrılmış, komşusu açken kendisi tok yatmayıp, daha iyisini komşusu için istemiş, onun talebi olmadan onun ihtiyaçlarını karşılayan incelikler yaşamıştı. Nizam-ı alam ülküsüyle cihana hizmet etmekle vazifeli olduğu anlayışıyla gece gündüz demeden nefsi için değil, insanlığa hizmete koşmuştu. Hasedi yenerek, birlik ve beraberliğin önündeki en büyük engeli aşmıştı. Bu güzelliklerin yaşandığı toplum halidir ki; gayri Müslim kesimce; İstanbul’da kardinal papağı görmektense Müslüman sarığı tercih edilmişti… Çanakkale zaferindeki sırlarda da, İstiklal harbinde kazandığımız büyük zaferde yaşanan olağan üstü hallerde de ecdadın nefsiyle mücahede etmesi (Nefse zor gelen, nefsin istemediği şeyleri yapma) ve bu yolda kazandığı başarılarla başlayan süreçti…

Bu günde yaşadığımız toplumsal meselelerimizin çözümünde önemli bir değişkendir, haset ile mücadeleden zaferle çıkmak. Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatığı: "Resûlulah (aleyhîssalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Hasedden kaçının. Çünkü o, ateşin odunu -râvi dedi ki: Veya kuru otu- yiyip tükettiği gibi, bütün hayırları yer tüketir." Hadisinden ilham alarak; bu mücadeledenmücahededen (Nefse zor gelen, nefsin istemediği şeyleri yapma) zaferle çıkmak için, eğitim sürecinde kaybetmeye başladığımız değerlerin yeniden kazanılması lazım. Neslimizin, yarınlara daha bir hazır olması için, birlik ve beraberliğin sağlanması sürecinde yeterliklerinin geliştirilmesi gerek. Bu yolda, çirkin sıfatlardan kurtulmak için, biri birimize yardımcı olmalı, Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatığı: "Resulullah aleyhissalâtu vessalâm buyurdular ki: "Sakın zanna yer vermeyinZira zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, haber koklamayın, rekâbet etmeyin, hasedleşmeyinbirbirinize buğzetmeyinbirbirinize sırt çevirmeyiney Allah'ın kulları, Allah'ın emrettiği şekilde kardeş olunMüslüman müslümanın kardeşidirOna (ihânet etmez), zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu tahkir etmezKişiye şer olarak, müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidirHer müslümanın malı, kanı ve ırzı diğer müslümana haramdır…” Hadisi şerifine uygun yaşamanın, nefisimize ve neslimize kazandıracaklarının farkına varmalı, vardırmalıyız.19.03.2013

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü