Türk Dünyası Yardım Kampanyası

3 Mayıs’ın Taşıdığı Mananın Farkında Olmak…

05 Mayıs 2013

Türküm, doğruyum, çalışkanım sözleri ile devam eden andımızı okuduk yıllarca İlköğretim okullarımızda, ve okutmaya devam ediyoruz ilkokullarımızda, ortaokullarımızda Türkün ne demek olduğunu çocuklarımıza… Kavratamadığımızın farkında olsak da olmasak da…

“Türk” kelimesinin derin anlamını, töreyi, kültürel açıdan taşıdığı manadaki derinliği aktaramadığımızın mahkûmiyeti değil mi dün yaşadıklarımız ve bu gün yaşadıklarımız? Yarın yaşamak zorunda mıyız aynı sebebe dayanan açmazlarımızı…

Bu necip milletin İslamiyet öncesi “Budun” anlayışını, İslamiyet sonrasında devam eden, bütünü kucaklayan kültürel derinlikteki “Millet” anlayışını…

Anlatabilseydik bu necip milletin dünya medeniyetine sağladığı o derin katkıyı, İslâm’a hizmetin zirvesini nasıl yaşadığını, Resullah’ın (sav) övgüsüne neden mazhar olduğunu… Yaşamak zorunda kalır mıydık bugün yaşadığımız sosyal çözülmeyi, ayrışmanın getirdiği sıkıntıları, toplumsal çalkantıları

Gerçekte zoolojinin bir terimi olan “Irk” kelimesinin, “millet” kavramını açıklamaya yetmeyeceğinin bilimsel gerçek olduğu, “Kavim” kelimesinin de; aynı anadan, aynı babadan üremiş, içine hiç yabancı karışmamış aynı kandan bir topluluk demek olduğundan hareketle, tarih öncesi zamanlarda bile, kavmiyetçe saf olmadıkları göz önüne alınarak, sosyolojik açıdan da; fertlerin, dünyaya gelirken sosyal bir nitelik taşımadıkları, yani sosyal duygu  ve düşüncelerden hiç birini beraberinde getirmedikleri, bunların hepsini daha sonradan terbiye yoluyla, içinde yaşadıkları toplumdan alıkları, yaşarken kazandıklarını, kültürün kuşaktan kuşağa aktarılmasının terbiye aracılığıyla olduğu için, kandaşlıkla hiç bir ilgisi olmadığı, bu yönüyle de, “Kavimci” anlayışın da “Millet” kavramını açıklamada yetersiz kalacağı tespitlerinde bulunan Z.Gökalp’in, “…millet, ne ırkın, ne kavmin, ne coğrafyanın, ne politikanın ne de iradenin belirlediği bir topluluk değildir. Millet, dilce, dince, ahlakça ve güzellik duygusu bakımından ortak olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden oluşan, bir topluluktur. Türk köylüsü onu (dili dilime uyan, dini dinime uyan) diyerek tarif eder. Felekten de bir adam, kanca ortak olduğu insanlardan çok dilde ve dinde ortak olduğu insanlarla beraber yaşamak ister. Çünkü, insani karakterimiz bedenimizde değil, ruhumuzdadır.” (4). İfadesi yanında, Mehmet KAPLAN’ın “Hiçbir kültür yoktur ki, dini esaslara dayanmasın” cümlelerinde, kültürlerin temel membaının, inanç yapıları olduğu tespiti  ışığında (Akgün, M.,2013); dünün hatalarının telafisi, yarına daha bir güvenle bakışın temini açısından yeni bir başlangıç yapmanın gerektiği kabulüyle yeniden başlamak gerek “Milli Birlik ve Beraberliğin teminini, tesisi ve devamı için…

Çünkü,

Türkçülük fikir akımı, Osmanlı Devletinin yaşadığı çöküş ve dağılma döneminde yok olmanın eşiğinde bir milletin var olma mücadelesinin adıdır…

Türk Ocakları çevresinde toplanan ve Türk milletinin kaderini kendilerine dert edinen Türklük sevdalıları, milletin geleceğine adadılar kendilerini. Türklük için faydalı olan her çabanın yanında, zararlı olan her adımın karşısında oldular.

Türküm demekten utanmanın geçer akçe görüldüğü günler dün de yaşandı… 1944’lerde Sovyetler Birliğine şirin görünmek adına, Türküm diyenlere reva görülenler unutulmadı hafızalarda…

Bu aziz millet, 3 Mayısta,  o gün, o güzel insanların sayesinde gafletten uyanmış, birilerinin taşıdığı maskelerin arkasındaki o yüzleri görmüş, maskeleri aralamış, dostunu, düşmanını tanımış ve tanıtmıştı herkese…

O açıdan, bu gün de “3 Mayıs Türkçülük” günü, toplumsal şuurlanma açısından önem arz eder…

Bu gün; toplumsal açıdan bir ayrışma değil, birleşme, ötekileştirme değil, kültürel manada birlik ve beraberliğin sağlanacağı ve milli bir şuur kazanmanın başlangıcı olmalıdır.

Bu duygular içinde, Aziz Milletimizin ve bu davaya gönül veren herkes için büyük anlamlar taşıyan “Türkçülük Günü”nü kutluyoruz.   03.05.2013

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü