Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Ramazan Ayını Dolu Dolu Yaşamak

10 Temmuz 2013

Ramazan Ayını Dolu Yaşamak…

Manevi derecesi çok yüksek ve kazancı pek büyük olan Ramazan ayına girmiş bulunuyoruz, hepimize mübarek olsun!

Bu mübarek ayın geceleri de, gündüzleri de çok İyi değerlendirilmeli, elden geldiğince ibadete, hayır ve hasenata ağırlık verilmelidir. Çünkü çok kârlı bir uhrevî kazanç mevsimidir Ramazan...

İbadetlerin faydaları sadece fertlerle sınırlı değildir. Bazı ibadetler toplum düzen ve ahengini önemli ölçüde etkiler.

Cemaatle kılınan namazların sosyal ilişkiler açısından taşıdığı önem tartışılmaz. Zekatda da bunlara ilaveten sosyoekonomik dengeleri olumlu yönde etkileyen çok hikmetli özellikler vardır. Ramazan ayının manevi atmosferi içinde farz olan zekatın dışındaki her türlü sadaka ve maddi yardımlaşmanın da zenginleştirdiği bir ihsan ortamında bunalmış insanların sıkıntı ve problemlerine çözüm ve rahatlık sağladığı da bir başka hakikattir.

İbadetin sahası çok geniştir. Allah rızası gözetilerek yapılan her iş, bir ibadettir.İslam, gösteriş ve riya olmadığı müddetçe, insanlığa faydalı olan her türlü sosyal çalışmayı ibadetten saymıştır.Ancak bu güzel fiil ve davranışlar; namaz, oruç, zekat ve hac gibi temel ibadetlerin yerine asla geçemez ve onların sorumluluğunu düşüremez. Ancak, bu ibadetlerimizin her tür riyadan uzak ve samimiyet içerisinde yapılması, yaptığımız ibadetlerin bereketinin artması, yönünde anlamda derinlik sağlaması açısından da bir başka önem arz eder.

Ramazan ayında tutulan Oruç, bu güzelliklerin bütününün yaşanmasına en uygun ay olup, en uygun iklimin oluşmasına hazırladığı zemininle bir başka önem arz eder.

Ramazan ayı boyunca insan, aslında ferdi ve sosyal olgunluğa erişmek için çok ciddi ve zor bir imtihandan geçer. Nefsinin zaaf ve tutkularıyla çetin bir mücadele içine girer.

Oruç, kişi iradesini iyiye ve güzele yönlendirme noktasında insana çok ciddi destek ve katkılar sağlar. İnsan; çirkinlikler ve olumsuzluklar bir yana, günlük hayatın normal seyri içinde kendisi için helal ve meşru olan pek çok iş ve davranışları bile, geçici bir zaman için bile olsa kısıtlama veya tamamen terk edebilme kararlılığını gösterir. Bu hal onun iradesinin gelişmesi, toplumsal sorumluluk bilinci kazanması, empati yapabilirliğin sağlayacağı derinlik açısından sonsuz bir katkı demektir. Şahsiyet gelişimi yönünden de iradesine sahip olma deneyimi kazandırması açısından da tarifsiz bir eğitim sürecidir.

Ramazan ayı, bir yıllık maddi ve manevi kirlerden, hastalıklardan temizlenebileceğimiz bir aydır.Biz bu ayda yemek, içmek gibi tabii ve meşru arzularımızla mücadele ederek, günah ve yasak zevklerimizi terk etme iradesini kazanabiliriz. Bu iradeye sahip olmak, şahsiyet gelişimi açısından çok önemlidir.

Ramazan ayı insanî duygularımızın kuvvetleneceği, hislerimizin inceleceği, şuurumuzun derinleşeceği bir terbiye ayıdır. Ramazan sabır ayıdır, sabrın mükafatı ise cennettir. Ramazan eşitlik ayıdır, mü'minin rızkının çoğalacağı bir aydır.

Ramazanda tutacağımız oruç, sıhhat kazandırır. Zira mütemadiyen çalışarak yorulan mide ve diğer hazım organları faaliyetlerini azaltarak dinlenirler. Nitekim Peygamber (s.a.v.) şöyle byurmaktadır: "Oruç tutunuz ki, sıhhat bulasınız"

Oruç tutmaktan maksat, nefsin terbiye ve ıslahı ile Allah'dan korkup, günahlardan ve fenalıklardan çekinmektir. Nefsimizi yemekten, içmekten ve diğer arzulardan men ettiğimiz gibi, orucumuzun makbul olması için şu hususlara riayet etmemiz gerekmektedir.

1.Gözümüzü Allah'ın men ettiği şeylerden, dilimizi yalan, gıybet, koğuculuk gibi kötülüklerden korumalıyız. Yüce Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır: "Bir kimse oruçlu olduğu halde yalanı, dedikoduyu, yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah'ın, onun yemesini, içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur."(1)

2. Oruçlu iken her türlü münakaşadan ve kavgadan kendimizi korumalıyız. Nitekim Peygamber (s.a.v.); "Sizden biriniz oruçlu olduğu zaman çirkin ve kinci söz söylemesin. Cahiller gibi hareket etmesin. Her kim kendisine sataşır, çirkin söz söyler, dövüşmek isterse, ona ben oruçluyum desin"(2)buyurmaktadır.

İslam coğrafyasında yaşanan, küresel eşkıyaların körüklediğiolumsuzlukların, ülkemize de yansıtılmaya çalışılan boyutlarını yaşadığımız bir karmaşa içerisinde mübarek Ramazan ayını idrak ediyoruz.

Irak’ta, Suriye’de, en son Mısır’da yaşananların, kabile ve mezhep çatışmalarının körüklendiği, kardeşin kardeşe hasımedildiği ve her geçen gün şiddeti artan zulmün doğurduğu yıkım ve yıkıntıların,yarınlarda yaratacağı olumsuzlukların farkındalığı içerisinde çözüme katkı sağlamalıyız.

Elimizden gelen bir şey olmasa da en azından samimi dualarımızda hatırlamalıyız.Dualarımızda olsun hatırlamak, sınırımızda, kardeş bildiğimiz insanlar arasında, çıkara, menfaate, nefse teslimiyetin odağında yaşanan musibetlerin izalesiaçısından önemlidir.

Daha önemlisi ise, nefsimizde, ülkemizde yaşanmaması yönünde hassasiyet kazanmaktır. Yaşamamız gereken bu hassasiyet,nefsimizden ziyade neslimizin her tür musibetten uzak kalması yönünde mesul olduğumuz gerçeğidir.

Söylenecek her söz ve davranışa dikkat edilmesi gereken günler olduğu bilinci içerisinde; bir ramazan geçirmemiz gerektiğini fark etmemiz,nefsin doyumsuzluğunadur diyebilmemiz, yaşanan meselelere sağduyu ile yaklaşarak, çözüm yönünde en azından bireysel kabul sınırlarımızı yeniden kurgulamamız yönünde bir Ramazan ayı yaşamamız dualarıyla “Hoş geldin Ya Şehr-i Ramazan” diyor, nefsimiz, ülkemiz ve İslamalemine hayırlar getirmesini niyaz ediyoruz.

  • Tac C. 6, s.253
  • Tecrid-i Sarih C.6, s.253
Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü