Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Kurban Bayramının Mana Derinliğini Yaşamak…

13 Ekim 2013

Yeni programlarda kazandırılmak istenen önemli kazanımlardan biridir “Empati” yapabilmek. Çünkü; o sayededir ki başkalarını duygu ve düşüncelerini daha doğru anlayabilir, kendimiz açısından önemli kazanımlar yönünde istifade edebilir, yaşayabileceğimiz iletişim sorunlarını aşabiliriz. Bir başka açıdan da dün yaşananları bugün kendi nefsimizde yansız sorgulayabilir, yarına dönük gerekçeleriyle doğru değerlendirmelerde bulunabiliriz.

Şimdi düşünelim! 100’lü yaşlardasınız… Sizin de çocuk sahibi olamadığınız uzun yıllarınız geçse ve sonunda bir evladınız dünyaya gelse... Bir kızınız ya da oğlunuz olsa... Gönlünüzde apayrı bir yeri olan bu yavrunuz büyüse, size baktığında gözlerinin içi gülse, pembe dudaklarına, sütbeyaz  dişlerinden tebessümler dökülse… “Babacığım” diye seslense size o tatlı sesiyle... Ama zor ama kolay, bir iş yapacak olsanız, hemen yanınızda bitiverse…

Size yardım etmeye kalkışsa, sizi  mutlu etmeye çalışsa... Günleriniz böyle bir mutluluk hâlesi içinde geçip giderken, bir gece rüyanızda şöyle bir ses duysanız: “Allah, çok sevdiğin evladını, feda etmeni istiyor senden!...” Sizi ürperten ve hatta korkutan bu rüyadan uyanır uyanmaz ne yapardınız? Peki, sonraki gecelerde aynı rüyayı ikinci ve üçüncü kez görseniz…

Aziz gönül dostları; sizin rüyada yaşamanız uzak bir ihtimal olan bu hadiseyi, bütün hakikatiyle yaşamıştı Hz. İbrahim... İlkinde bunu üstüne almak istememiş ama ikinci ve üçüncü  geceler aynı rüyayı tekrar tekrar görünce, meselenin ciddiyetini anlamıştı ne denli büyük bir imtihan üzere olduğunu….

Büyük bir sınavla karşı karşıya olan Hz İbrahim, canından azia canı bildiği can paresine, İsmail'e danışarak adeta ondan yardım almak istercesine şu soruyu sormuştu:

“Yavrucuğum! Rüyamda kendimi, sanki seni boğazlıyorken görüyorum.  Bir düşün bakalım, ne dersin bu işe?..” İsmail hemen hadisenin ne anlama geldiğini kavramış ve dilinden büyük bir teslimiyet ifadesi olan şu sözler dökülmüştü: “Babacığım! Sana emredilen neyse  onu yap. İnşâallah sen beni sabreden biri olarak bulacaksın.” (Saffât,102)

Yüce Rabbimiz, hadisenin devamını Saffât suresinin 103-113. ayetlerinde şöyle anlatıyor bizlere: “Sonunda her ikisi de Allah’ın emrine teslimiyet gösterdiler. İbrahim  oğlunu yüzüstü yatırınca biz kendisine şöyle seslendik: “Ey İbrahim! Gerçekten sen, gördüğün rüyanın gereğini yerine getirdin”. İşte biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. Şüphesiz bu apaçık bir imtihandı. Biz ona, İsmail’e bedel olarak büyük bir kurbanlık gönderdik. Sonradan gelenler arasında İbrahim’in güzel bir hatırayla anılmasını sağladık. Selâm olsun İbrahim’e…”

Ayetlerin devamından anlaşılan bir başka husus da; Allah Teâlâ, canını feda etmeye hazır olduğu için, Hz. İsmail'e hediye olarak cennetten bir koç gönderirken, ciğerparesiyle sınanan ve bu sınavını başarıyla veren Hz. İbrahim'e de diğer bir evladın, Hz. İshak'ın müjdesini veriyordu.

Kurban ibadetini yerine getiren bir müminin, maddi fedakârlıkta bulunarak yaptığı bu ibadeti; onun gönlüne sürûr, hanesine huzur ve rızkına bolluk-bereket olarak yansıyacağı müjdesidir aslında bize verilen mesaj…. Günahlarının affı ve Allah’ın rızasına nail olması ise kulun bu ibadeti sayesinde dünya ve ahiretteki en büyük kazancı olacaktır aslında.

Her fert sadece Allah'ın emri olduğu için ve sadece O’nun rızasını  kazanmak niyetiyle kurbanını keserken, yaşanan bu hadiseyi düşünmeli ve okuduğu tekbirlerin, aslında ilk defa meleklerin en faziletlisi Hz. Cebrail ile beraber, teslimiyetin zirvesindeki baba-oğulun zikir ve tesbihleri olduğunu düşünerek okumalıdır.

Bu düşünce ve tefekkür olmadan kurban ibadetinin anlamını yeterince idrak edemeyiz. Çünkü kurbanımıza, aslında bizim niyetimiz ve hissiyatımız, bizim kulluk şuurumuz, yani “takvâ”mız anlam katar. Nitekim Yüce Rabbimiz ; “And olsun ki, kurbanlarınızın ne etleri ne de kanları Allah’ın katına ulaşacak değildir. Ama bilin ki,  O’na ulaşacak olan sizin takvanızdır.” (Hacc, 37) diyor.

Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) bir Kurban Bayramında, kızına: “Kızım Fatıma!.. Kurbanının kesildiği zaman sen de gel başında bulun. Allah'a yemin ederim ki, onun kanının yere düşen ilk damlasıyla birlikte senin de geçmiş günahların bağışlanır.” (1) tavsiyesi de Kurban ibadetinin önemi ve faziletine işaret eder.

İslam dini, fertler arasında kardeşlik bağının korunmasından ve bunun güçlü bir şekilde devam ettirilmesinden, hepimizi sorumlu tutmuştur.

Allah rızası için kurban kesmek, mali bir ibadet olduğu gibi, sosyal hayat açısından da önemli bir yardımlaşma ve dayanışma vesilesidir. Çünkü kesilen kurbanın etinden, akrabalar, komşular, fakirler ve muhtaçlar da faydalanırlar.

Böylece, kurban kesenlerle kesemeyenler arasında bir yakınlaşmanın ve karşılıklı sevgi ve saygının gelişmesine katkı sağlarken, sosyal çözülmeyi durdurur, milli birlik ve beraberliğe, sosyal bütünleşmeye katkı sağlar. 

Bu bakımdan kurban kesmek, Cenâb-ı Hakkın rızasına ermenin, halkın gönlünde yer tutmanın ve sosyal dayanışmayı sağlamanın önemli bir yoludur.

Bu duygular içinde, yaşayacağımız Kurban Bayramının İdrak edeceğimiz son bayram olabileceği ihtimalini unutmadan, bayram günlerinin sevinç ve neşe günleri olduğunu hatırdan çıkarmadan, eşimizi, çocuklarımızı, ana ve babamızı sevindirelim. Güler yüzlü olalım. Geçmişlerimizi dua ve hayırla yad edelim. Barışmak ve kaynaşmak için bayramları fırsat bilelim. Haram ve günahlardan uzak kalarak, neslimizi korumak açısından, çocuklarımızın, bizi biz yapan dini ve milli değerlerimizi yaşarken öğrenmeleri hassasiyetimizi yaşamak gerektiği yönünde Milli Birlik ve Beraberliğimizi, dostluk ve kardeşliğimizi koruyalım. Vatanımızı ve milletimizi sevelim. Nefisimize değil, neslimize hizmet odaklı olarak, kin ve intikam duygularını terk ederek, birbirimizle selamlaşalım ve bayramlaşalım derken, idrak edeceğimiz Kurban Bayramımızın aziz milletimizi İslam alemi ve bütün insanlık için  hayırlara vesile olmasını Yüce Allah'tan (c.c.) niyaz ederim.

--------------

    • Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, VI,17
Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü