Türk Dünyası Yardım Kampanyası

GÖZ YAŞLARIM TÜRKİYEM’E FEDA OLSUN”

00 0000
Doç. Dr. Milay KÖKTÜRK
Evet, Viyana’da kazanılan başarının sembolü bu cümleydi! Çılgın zafer gösterisi hengamesinde pek kimsenin dikkatini çekmedi belki… Viyana sokaklarında beş-altı başörtülü genç kız, kazanılan zaferden sonra herkes gibi çılgınca tezahürat yapıyor, hele bir tanesi mutluluktan kendinden geçmiş, gözyaşlarına boğulmuştu. Bir kanalın spikeri rastladığı herkesle röportaj yaparken ona da “ağlıyorsun…” dedi. Genç kızın ağzından bu cümle döküldü!
Göz yaşlarım Türkiyem’e feda olsun!
Sayın Belge, Mahcupyan ve Pamuk, bir de eski siyasalcılar bundan pek hoşlanmayacaklar, hoşlanmamışlardır da! Ne yapalım ki hadise böyleydi ve böyle de… Bu ülke insanı kendi ülkesi adına zafer kazanılmasına hasrettir; başarılara susamıştır. Kazanılan her zafer onu kendinden geçirir.
Bu duygu milliyetçilik, ırkçılık, etnikçilik filan değil, doğal bir duygusal durum, aidiyet duygusunun içtenlikle tezahürüdür. Bu muhteremler beğenmese de, bu duygusal bağlılık bu ülke insanında halen kuvvetli biçimde yaşıyor.
***
O genç kız ki, Türkiye’de okumaya kalksaydı üniversitelere alınmayacaktı. O genç kız ki, onun başındaki örtü bir kavga konusuydu.
Ama olsundu; onun gözyaşları yine de Türkiye içindi. Türkiye’den güzel, yaşanılası bir vatan var mıydı! “Doğduğun yer değil doyduğun yer…” hikayesi tam bir safsataydı.
O akşam, dile getirmeseler de, gözyaşlarını bu ülkeye feda edenler sadece onlar değildi… Açığı-kapalısı, askılısı-askısızı, moderni muhafazakarı, hippisi sakallısı hemen herkes aynı coşkuyu yaşıyordu. Hemen herkes aynı duygulara gark olmuştu.
İşte millet olmak budur. Her kesimden, her “yaşam biçimi”nden herkesin; kadının-erkeğin, ihtiyarın gencin, askerin-sivilin hem de birbirinden habersizce, apayrı yerlerde aynı duygulara kenetlenmesidir. Milli bilinç böyle bir şeydir. Ait olduğu ülkenin uluslar arası arenadaki her başarısından onur duymak, başarısızlığından kahrolmak… Kendini, ismini bilmediği, kahir ekseriyetini tanımadığı varlık alanına ait hissetmek; onun adına sevinmek veya üzülmek!
Bir tespitimizi daha not edelim; Viyana’daki maçı anlatan bir Arap televizyonu spikeri, mucizevi gol atıldıktan sonra adeta kendinden geçmişti. Muhtemelen heyecandan ne söylediğinin farkında bile değildi. Sanki kendi ülkesi bu maçı almışçasına duygulanmıştı… İşte bir uygarlık çevresi öncüsü olmak da böyle bir şeydir; bizim başarımıza, bize yakın olanların da çılgınlar gibi sevinmesi!
Karar alıcılar bunu bilmeli, bu güzel duygusal birlikteliğe, bu muhteşem duygu derinliğine darbe vurmamalıdır. Artık kısır çekişmeler, iktidar kavgaları bir yana bırakılmalıdır.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü