Türk Dünyası Yardım Kampanyası

DTP 30 AĞUSTOS RESEPSİYONUNA DAVET EDİLMELİ MİYDİ?

03 Eylül 2007
Dr. Milay KÖKTÜRK

DTP kendini TBMM’ye taşıyan iradeyi ve taşınma nedenini doğru değerlendirmelidir. Onlara oy verenler, onları Meclis çatısı altında terör örgütünü temsil etmekle değil, sorunlara çözüm bulmakla yükümlü

Bildiğimiz gibi DTP 30 ağustos resepsiyonuna davet edilmedi. Onlar bunu “bölücülük” diye nitelendirdiler; “bizler de öbür siyasetçiler gibi seçilmiş vekilleriz, diğerleriyle bizi ayırmakla bölücülük yapılıyor…” dediler. Seçimlerden bu yana, DTP’nin Güneydoğu sorununun çözümü için bir şans olduğu dile getirildi. DTP’liler de ilk başlarda “geçmişten ders aldık” diyerek bu beklentiye olumlu karşılık verdiler. Gerçi bu şans nasıl bir şanstır, DTP bu konuda nasıl bir rol oynayabilir; bunlar pek tartışılmadı; ama öyle bir hava yaratıldı. Şimdi ise bu olumlu havadan pek söz eden yok.

Sorun ne? Bir köşe yazarı (M. Türköne) bunu “askerin siyaset üzerindeki etkisi sorunu” olarak nitelendirdi. Acaba bu gerekçe bu olayı açıklıyor mu? Eşli-eşsiz davet meselesini belki böyle yorumlamak mümkün; ama DTP’nin Genelkurmay davetinden dışlanması meselesini askerin siyasetteki ağırlığı gerekçesiyle açıklayamayız. Bu yüzden de, DTP’nin parti olarak çizgisine, tezlerine ve siyaset yapma biçimine bakmak gerekir.

***

DTP’lilerin son günlerde akılda kalan beyanlarını hatırlayalım…. “Operasyonlar durdurulsun” “Artık kan akmasın” Ve yine askeri açık veya örtülü biçimde suçlayan bazı beyanatlar...

Bu operasyonlar neyin nesi? Kim kimin kanını niçin akıtıyor? Öncelikle DTP’lilerin buna bakış açıları, her türlü uzlaşmayı ortadan kaldırıyor. Operasyon terör örgütüne ve onun militanlarına karşı yapılıyor. “Operasyonlar durdurulsun” demek “terör örgütüne ilişmeyin” demektir. Devlet, kamu düzenini tehdit eden her türlü eyleme karşı, yasalar çerçevesinde zor kullanır ve kullanmalıdır. Asker niye kışlasına çekilmiyor? Çünkü ortada, kendi görev tanımı gereğince, müdahale etmesi gereken bir terör hareketi var. Asker de varlık nedeni gereği, yasaların kendine verdiği görevi yapıyor. Asker dağdaki teröriste buket götürecek değil ya!

Peki dağdaki terörist niye oradadır? Koyun mu otlatıyor? Çoluk-çocuğunun rızkını mı kazanıyor? Oradaki terörist ülkenin birliği ve bütünlüğünün, kamu düzeninin düşmanıdır. O, çiçeği-hoşgörüyü değil, imha edilmeyi hak etmektedir.

Kan akması vakıasına gelince; Hakkari’de mayın tuzağına veya terörist kurşununa kurban giden Çorumlu bir genç niye oraya gitmiş ve hayatının baharında toprağa düşmüştür? Elbette vatan için… Akan kan, onun kanıdır. O kanı akıtan da bölücü teröristlerdir. Ancak DTP’liler “kan akmasın” derken, vatani görevi gereği oraya gidip şehit olanları değil, öldürülen teröristleri kastetmektedir. Eğer bu dileklerinde samimi olsalardı, “mayın döşemeye son verilsin” derler ve dağdaki teröristlerin oradan inmesini talep ederlerdi. Basit bir mantıkla şöyle düşünelim: Şu anda bütün teröristler teslim olsa, acaba asker operasyon yapacak mıdır? Hayır… Demek ki sorunun kaynağında, terör örgütü yatmaktadır.

***

DTP terör örgütünün gölgesini üzerinden atamadıkça asla sorunların -bunlar her neyse- çözümüne katkıda bulunamayacaktır. Görünen o ki, DTP’li vekiller kendi siyasi sorumluluklarını kaldırabilecek bilinç ve yetkinlikte değiller. Bu yetersizlik, onları “mağdurları oynama”ya götürmektedir. Çünkü sürekli şikayet edip mağdur olduğunu dile getirmek, sorunlara çözüm üretmekten daha kolaydır. Şikayet, yetkinlik gerektirmez. Çözüm çabası gösterecek kişi ise elini taşın altına koymalıdır. DTP’lilerde maalesef bu iradeyi görememekteyiz.

Kendi çizgilerini sorgulamayan, terör örgütünün siyasal kanadı görüntüsünden kurtulamayan DTP’lilerin, bu ülke uğruna çocuğunu bile kucağına alamadan şahadet şerbetini içen vatan evlatlarının cenazelerine gitme isteği samimi olamaz. Dolayısıyla onların, resepsiyona davet edilmemeyi “bölücülük” diye nitelendirmeye hakları yoktur. Bölücülük siyasal bir terimdir. Genelkurmay, herkesi davet etmeyerek birilerini “ayırmıştır”; hem de doğru ve haklı gerekçeyle ayırmıştır. Bu resepsiyona DTP’liler davet edilselerdi, gerçekten skandal olurdu… DTP resepsiyona davet edilmemeliydi, edilmedi ve çok da isabetli oldu.

Bu ayrım bir tavır koymadır. Asker DTP’lilere Kürt oldukları için değil, etnik siyaset yaparak ülkenin birliğine düşmanca tavır sergiledikleri, PKK gölgesinde siyaset yaptıkları için tavır koymuştur. Vatan evlatlarının kanını döken bir örgütle mücadele eden, bu uğurda büyük kayıplar veren bir güvenlik biriminin, bu terör örgütünün siyasal çizgisini temsil eden kişilere -seçilmiş de olsa- kucak açması düşünülemez. Yukarıda zikredilen gazetecinin dediği doğru olsaydı, yani bu davet sorunu askerin siyasete müdahalesiyle ilişkili olsaydı, askerin DTP’lilerin mecliste yer almasına bir şekilde müdahale etmesi gerekirdi. Evet, asker DTP’lilerin meclise girmesinden memnun değildir. Ama onların dışarı atılması için bir girişimde de bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu davet hadisesine düz mantıktan, adalet-eşitlik gibi kavramlardan bakılamaz. Çünkü bu kavramlar, belli bir ortak paydanın olduğu anlayış zemininde geçerlidir. DTP ise ortak payda tesisiyle değil, askere karşı düşmanlık içeren mesajlarla gündeme gelmektedir.

***

Basına yansıdığı kadarıyla DTP’liler Cumhurbaşkanlığı’nın önümüzdeki aylarda düzenleyeceği resepsiyonlara davet edilecektir. Eğer davet edilmezlerse yanlış olur. Onlar davet edilmekle “seçilmiş vekil” oluşları gereği eşit muameleye tabi tutulmuş olacaklardır. Millet Meclisi çatısı altında onlara da bir yer tahsis edilmiştir.

DTP’lileri Genelkurmay’ın davet etmemesi, diğer devlet kurumlarının davet etmesi bir mesajdır. Bu mesajı DTP’liler doğru okumalıdır. Etnik şirretliğe, ülkenin birliğine karşı düşmanlığa geçit olmadığını, ama milletvekili sıfatıyla ülkenin birlik ve bütünlüğü için çaba gösterme imkanına sahip olduklarını anlamadıkları sürece, DTP’liler sadece Kürtçü olarak kalacaklar; üstelik bir daha seçilemeyeceklerdir. Çünkü Türkiye Kürtlüğü 22 temmuz seçiminde tercihini bölücülükten yana değil, ülkenin birliği ve bütünlüğünden yana kullanmıştır.

***

Hiç kimse durup dururken canını vermeyi istemez. Ama bazıları, görevi gereği ölümü göze alması gerekiyorsa alır; bu kişiler de askerlerdir. Onlar canlarını, kişisel çıkar için değil, bu ülke için vermektedir. Dolayısıyla ülkenin birliği için göğsünü kurşunlara siper eden askere düşman olunamaz. Bu mücadele sürecindeki bazı uygulamalar eleştirilebilir; askerin siyasete müdahalesine karşı çıkılabilir. Ama bu mücadeleye ve mücadeleyi yürütenlere düşmanca tavır takınılamaz. Bu açıdan bakınca, askere düşman olmak ülkeye düşman olmaktır. Asker bu ülkeyi bu ülke insanı için savunmaktadır.

DTP kendini TBMM’ye taşıyan iradeyi ve taşınma nedenini doğru değerlendirmelidir. Onlara oy verenler, onları Meclis çatısı altında terör örgütünü temsil etmekle değil, sorunlara çözüm bulmakla yükümlü kılmıştır. DTP bunun gereğini yapmaya, PKK ile her türlü bağı kesmekle, terör örgütünü lanetlemekle başlamalıdır.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü