Türk Dünyası Yardım Kampanyası

MEDYANIN MASUM İHANETİ: GÖSTERİ GÖRÜNTÜLERİ

28 Ekim 2008
Milay KÖKTÜRK

Ekranlara bakan, her yanı PKK yandaşlarının sardığını zanneder. Güneydoğu’nun en ücra kasabalarında bile göstericilerin ve taşlanan polislerin görüntüleri; güvenlik kuvvetleriyle çatışmalar, kaçan insanlar, kovalayan polisler, atılan gaz bombaları… Türkiye’yi ekranlardan seyrettiğiniz zaman “eyvah, memleket elden gitti” dedirtiyor bütün bu görüntüler. İnsan “ülke karmakarışık” diye düşünüyor.

Kendilerini çözüm mercii diye tanımlayan DTP’liler çıldırmış. En serçesinden akbabasına kadar tüm kuş cinsleriyle vasıflandırılabilecek tüm partililer partilerinin kapatılması için ellerinden geleni yapıyor. Sadece diz çöküp yalvarmadıkları kaldı “bizi kapatın ne olur” diye! Neredeyse hepsi “sayın”larla meydan okuyor.

Artan terör olayları, şehit Mehmetçikler, yüreği yanan analar…

Bir kısım medya ile askeri bürokrasinin restleşmesi de cabası. Biri gizli belge yayınlıyor, terör saldırılarının istihbar edildiğini belgeliyor; hemen ardından “niye tedbir alınmadı” sorusu akıllara geliyor. Cevap yok. Bu gizli belgelerin niçin sızdırıldığı sorusu da akılları kurcalıyor. Bu soru da cevapsız. Cevapsızlıklar içinde bocalayıp duruyoruz. Son aylarda bir şeyler oldu. Sanki birileri düğmeye bastı. Savruluyoruz…

* * *

Bölgeye bakınca, bu -güya- karmakarış haldeki Türkiye’nin oyun kurucu olduğunu görüyoruz. Ortadoğu’da asıl belirleyici aktör artık Türkiye’dir. Küresel ölçekli ekonomik kriz devleri yutarken Türkiye’de her şey sütliman…

Ne kadar tezat bir tablo!

* * *

Aklıselim sahibi olalım… Sakince düşünelim. “Gösteri yapıldı, polisle çatışma çıktı” diye bangır bangır bağıran sunucunun sesini kısalım ve sokak eylemcilerinin kaç kişi olduğuna bakalım. Binlerce kişinin yaşadığı şehirde, üç-beşyüz kişi. Bu kadarcık terör örgütü yandaşı, sırf haber olsun diye sokaklara dökülüyor. Haber yapılıyor ve muratlarına eriyorlar. O coğrafyada mukim binlerce kişi, sessiz çoğunluk sanki hiç yok. Sanki Güneydoğu’da herkes eylemci…

Acaba gerçek öyle mi? Elbette hayır.

Bu olayların tek nedeni var: Basının bu çatışma görüntülerini çığlık çığlığa ekrana taşıması… Medyanın habercilik adına yaptıkları, tam anlamıyla terör propagandası. Güneydoğu’da inisiyatif sanki bölücü örgütte! Onlar da zaten bunu istiyor.

Basın, masumca, görev uğruna (!) bu ülkeye ihanet ediyor. Hiçbiri ekrana taşıdıkları bu görüntülerin dalga etkisini hesaba katmıyor. Oysa bu görüntüler, ülkede iplerin gerilmesine hizmet ediyor.

Her yere eli uzanan, sağa sola tehdit yağdıranlar, terörle mücadelenin birinci adımı olarak, bu türden gösteri görüntülerinin yayınlanmaması için yetkilerini kullansınlar, bu yeter. Yani bu ülkede önce medya doğru yerde durmalıdır. Bu olaylar haber değeri taşısalar bile, sırf propaganda içerdikleri için, basın onları görmezden gelmelidir. Bunu basın, bizzat kendisi yapmalıdır. Aksi bir tablo, yangına körükle gitmek demektir.

Halbuki çatışma görüntüleri ekranlara taşınmadığı zaman, Cizre’de atılan taşın İzmir’de yansıması olmayacaktır. Ekranlara çıkıp psikolojik savaş ahkamları kesenler bu kadarcık bir önlemi, bu kadarcık bir “kendini kontrol”ü akıl edemiyorlar mı?

* * *

DTP’ye gelince; bu partinin toplantıları, gösterileri; kısacası hiçbir şey haber konusu yapılmamalıdır. Varsın Roj Tv haber versin, kendileri çalıp kendileri oynamış olur.

Devlet katındakiler de DTP’nin “bizi kapatın” yakarışını görmezden gelip, inadına bu partiyi kapatmamalıdır. Kapatma bu partiye verilecek bir mükafat, kapatmamak ise en büyük cezadır. DTP’yi cezalandırmanın tek yolu, onları seçmenleriyle baş başa bırakmaktır. Geçmişte AKP’ye karşı müesses nizamın her hareketi nasıl ters tepti ve bu partinin oylarını yükselttiyse, DTP’nin kapatılması da aynı etkiyi yapacaktır. Yerine hemen kurulacak yeni partinin propaganda malzemesi hazır: Kürt kimliği talebimiz dolayısıyla kapatıldık ey halkımız…. Kaldı ki Türkiye Kürtlüğü’nün ezici çoğunluğu DTP’nin yanında değildir. Ama iş etnik aidiyete gelince, kapatılan DTP mağduriyet duygusu uyandırır.

DTP’nin politikacılarını kendi seçmenlerinin bile beğenmesi mümkün değil. Hiçbir proje üretmeyen, meydanlarda toplanan üç-beş bin kişiye bildik nutukları atmaktan başka hiçbir iş yapmayan bu partinin mensuplarına verilecek en büyük ceza, onları meydanlarda, temsil edemedikleri seçmenleriyle baş başa bırakmaktır. Medya da “filanca ne dedi” diye peşine düşmezse, onları kim duyar, kim dinler!

Bizim medyamız “görmezden gelme” konusunda eğitimlidir. 90’lı yıllarda partilerden birine uyguladıkları blokajı DTP’ye uygulasınlar, yeter. Hatta Ergenekon’u sulandırmak için sarf ettikleri gayretin yarısını bu iş için sarf etsinler, o da yeter.

* * *

Şayet Öcalan mahkeme sonrasında hemen idam edilseydi, bu olayların hiçbiri yaşanmayacaktı. Çünkü Doğu toplumları (yani biz, hepimiz) ölü liderin arkasından ağıt yakar, ama ölüleri izlemez. Bu topraklarda, ancak Keşanlı Ali’ler “destanları yalancı çıkarmak olmaz” diye ortalığa dökülür. Onların da sayısı yok gibi bir şeydir. “Asarsak destanlaşır” yalanını, ancak aptal ve çapsız siyasetçiler yutar. Gerçi öyle de oldu!

* * *

Bürokrasiye gelince

Onlar da bağırıp çağırmak, hamaset nutukları atmak yerine, ortaya atılan ve hiç de yenilir-yutulur olmayan iddiaları samimiyetle araştırıp soruşturmalı ve cevaplamalıdır. Terörle mücadelede karar alıcıların hiç mi hatası olmadı? Peki hangi biri hesap verdi? Hiçbiri… Şimdi eski defterler yeniden açılıyor. 33 vatan evladının şehit edilmesiyle ilgili vahim iddialar ortada dolaşıyor. Bütün bunlar titizlikle soruşturulmalı, birileri yargı önüne çıkarılmalıdır.

Devletin stratejik kurumlarında ve mercilerinde çalışanların hata yapma hakkı yoktur. Varsa böyle hatası olanlar, bedelini hukuken ödemelidir. Kamu vicdanı böyle aklanır.

* * *

Sonuç olarak şunu ifade edelim.

Türkiye yoluna devam ediyor. Devletin içinde birileri işini layıkıyla yapıyor, işler yürüyor. İktidar ve muhalefet gürültü ededursun! Ülke elden filan gitmiyor. Türklerle Kürtlerin çatışmaya hiç de niyetleri yok. Türkiye Kürtlüğü geleceğinin bu bayrak altında olduğunu bilmektedir. Ergenekoncular boşuna heveslenmesin. Onlar oturup “tüh, bugün de duruşmaya hiçbir gösterici gelmedi” diye ağıt yaksınlar.

ALINTI: http://www.haber10.com/makale/13255

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü