Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Bir Konferansın Ardından Sıtkı KESKİN ağabeye fatihalarla

05 Şubat 2013

Mustafa telefonda Sıtkı Hocama uğramamız gerekiyor dediğinde bayağı heyecanlanmıştım. Epeyce bir zamandan beri Sıtkı Hocamı görmemiştim.
"Tamam. İyi olur" dedim. " Sıtkı Hocamı da özlemiştim. Hem ziyaret eder, hem de ellerini öpüp, hayır duasını alırız"
Sıtkı Hocamın yanına vardığımızda kapıda oğlu Bahadır;
"Sizin adam içeride, sizleri bekliyor" dedi.
Geleceğimizden haberi yoktu. Bir kaç günden beri Mustafa’da uğrayamamış. Ben yaklaşık bir aydan beri Osmaniye’de yoktum. Bir dost ziyareti için İstanbul’a gitmiştim. Bir haftalığına gitmiş, neredeyse bir ay kalmıştım. Eşim;
"Bakıyorum gideceğin gelmiyor. Çocukları da unuttun."  Dediği zaman;
"Ne yapalım hanım. Her zaman İstanbul’a gelinmiyor. Buradaki eş, dostu da her zaman göremiyoruz. Gelmişken biraz kalalım "desem de aklım hep Osmaniye’deydi." Çocuklar ne yapıyordu? Sıtkı hocamın ameliyatı nasıl geçmişti. Sevgili Muhittin’in ameliyatı nasıl geçecekti? "Aklımda, fikrimde oluşan sorular bunlardı. Bu sorular sürekli zihnimi meşgul ediyordu.
Bir gün sevgili Mustafa’nın telefonu;
"Gardaş başımız sağ olsun" dediğinde birden Sıtkı Hocam aklıma gelmişti. " Gardaş Muhittin’i kaybettik. Yoğun bakımdan çıkamamış. " Dediğinde ne yapacağımı bilemedim. Sevinsem mi, üzülsem mi bilemiyordum. Sıtkı hocamın sağ olduğunu duymak beni sevindirmiş, ama bir can dostunu kaybetmiştim. Yiğit bir insan Muhittin’i kaybetmiştim. Hemen bulunduğum yerde bir fatiha okudum. " Nur içinde yat can dostum, nur içinde yat"
Sıtkı hocamın yanına vardığımızda sevindiğini, sevgilisini bekleyen yiğit delikanlı gibi gülümsedi. Hal hatır derken elimizdeki dosyadan;
"Hayırdır yine ne var. Yine bir programınız mı var? "
Mustafa;
"Ağabey, Perşembe günü efendimizin doğum günü. Kutlu doğum için Maraş İlahiyat Fakültesinden iki akademisyen davet ettik. Bizlere "SOSYAL BÜTÜNLEŞME ve HAZRETİ MUMAMMED ( s. a. v) konulu bir konferans verecekler. Onun için geziyoruz. Hem ziyaret, hem ticaret. Davetiyeleri dağıtıyoruz. " Deyince ben dosyadan davetiyeyi çıkarıp uzatıyorum. Bir kaç afişi de Bahadır’a verip cama asmasını istiyoruz.
Sohbet epey uzadı. Sıtkı ağabey anlatıyor, biz dinliyoruz. Arada sırada bizlerde söz alıp fikir beyan ediyoruz. Beyan edilen fikirlerimizin Sıtkı hocam tarafından beğenilmesi bizi sevindiriyor.
Sıtkı hocamdan müsaade isteyip kalkacağımız sırada;
"Çocuklar ben de bir hatıramı anlatacağım" diyor.
"Tamam, hocam. " deyip ayrılıyoruz.
Osmaniye’deki bütün esnafı ziyaret edip, el ilanı veriyoruz. Duyuru yapıyoruz. Arada sırada;
"Acaba Sıtkı hoca ne anlatacak? "diye de birbirimize soruyoruz. Değişik yorumlar yapıp, fikir yürütüyoruz. Tabir yerindeyse Sıtkı hocamın anlatacağı hakkında komplo teorileri üretiyoruz.
Konferans günü geldiğinde bayağı heyecanlıydık. Saat on yedi sularında telefon geldi konuşmacılar yola çıkmış geliyorlarmış. Saat on sekiz on beşte misafirleri Bölge Trafik önünden alıp doğruca Köşk Restoran’a gidiyoruz. Ben gelen misafirleri daha önceden tanıdığım için Mustafa Bey, Türk Ocakları Osmaniye Şube Başkanı Mehmet Çetinkaya beyi misafirlere tanıtıyor. Yemeklerimizi yiyoruz.
Bu sırada dinleyicilerin salona gelmeye başladığını telefonla öğreniyoruz. Saat on dokuz yirmi de;
"Daha gelmiyor musunuz? "diye Yaşar Güngör’ telefonu geliyor. Oda heyecanlı. Gelen konuşmacı Erzurum Atatürk Üniversitesinden hocasıymış. Yaklaşık on beş yıldan beri görmemiş.
Saat on dokuz otuz gibi salona geliyoruz. Salon bayağı dolu. Ama istenilen seviyede olmayışı bizi üzüyor.
Salona girince Hüsnü Ezber BODUR’UN öğrencileri girişte sıra olup öğretmenlerini bekliyorlar. Hepsi de sıra ile el öpüyor. Konuşmacıların biraz oturmaların istediğimizde kendilerine ayrılan koltuklara giderken;
"Oğlum Hüsnü; diye Sıtkı hocanın sesi duyuluyor.
Hep birlikte başların Sıtkı hocaya çevrildiğinde Prof. Dr. Hüsnü Ezber BODUR hemen ceketini ilikleyip;
"Sıtkı hocam" deyip ellerinden öpüyor. Ayaküstü sohbette öğreniyoruz ki Hüsnü Bey Adana İmam Hatip Lisesinden Sıtkı hocanın öğrencisiymiş.
Birden aklımıza Sıtkı hoca ne anlatacak diye geçiriyoruz.
Konuşmalar öncesi program açıklanıyor. Sıtkı hoca da var. " Sıtkı hocamızdan bir hatıra" diye not düşülmüş. Ama kimse bilmiyor ne anlatacağını. Konuşmacıların öz geçmişi okunup kürsüye çağrılıyor. Prof. Dr. Hüsnü Ezber Bodur, Doç. Dr. A. Kadir Evgin yerini alınca sevgili Mustafa Eroğlu Kutlu Doğum için yazdığı nefis şiirini okuyor. Ardından;
"Şimdi sizlere hocaların hocası, bizlerin yetişmesinde emeği geçen ağabeyimiz Sıtkı Keskin sizlere bir hatırasını anlatacak "deyip kürsüye davet ediyor.
Sıtkı hoca ağır ve vakur adımlarla kürsüye doğru yürüyor. Herkeste bir heyecan. ;
"Acaba hoca ne anlatacak "diye.
Sıtkı hoca söze başlıyor. Selam sevgi ve saygı ifadelerinden sonra;
"Adana İmam Hatip Lisesi’nde edebiyat öğretmeniyim. Sınıfa girdiğimde bütün öğrencilerin yüzü ekşi. Ne olduğunu sorduğum da kimsede çıt yok. Bir öğrenciye sebebini sorduğumda. İsmet hocanın bir önceki derste sınıfı sıra dayağına çektiğini öğreniyorum. Sınıfa teselli olsun diye;
"Üzülmeyin öğretmenin vurduğu yerden gül biter;; diyorum.
Bu sırada en arkadan sınıfın en küçüğü parmak kaldırıp;
"Öğretmenim öğretmenin vurduğu yerden gül bitseydi şimdiye kadar Adana gül bahçesine dönmesi lazımdı. Ama dönmedi"
"İşte bunu söyleyen şu karşınızda oturan Hüsnü Ezber Bodur’du" demesiyle salonda bir alkış tufanı başladı. Hüsnü bey hemen oturduğu yerden kalkıp Sıtkı beyin ellerine sarılıp öpmesi ve ardından iki sevgilinin vuslata ermesi gibi kucaklaşması salondakileri duygulandırıyor. Bazı izleyicilerin gözlerinden damlalar döküldüğü görülüyor.

Konferans sonunda bir dostun mekânında beş on kişi cay içip fıstık ve pasta ikramından nasiplenirken;
"Hüsnü bey yoksa Adana’nın Gül Bahçesi semti sizin yediğiniz dayaklar sonucu meydana gelmiş olmasın" diye esperi yapıyorum. Herkeste bir gülüşme, bir tebessüm.
Saat yirmi üç sularında misafirleri Maraş’a gitmeleri için Osmaniye çıkışına kadar uğurluyoruz.
Güle güle gidin gönül dostları. Güle güle. Sizler bizleri memnun ettiniz, Allah’ta sizleri memnun etsin. Âmin.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü