Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Eğitimin Kıblesi Olur mu Demeyin?

30 Mart 2013

Eğitimin de kıblesi olur mu demeyin? Elbette olur. Eğitimin hedef kitlesi insan olduğuna göre; “eğitimin kıblesi” olmalıdır, hem de mutlaka olmalı. “ Yetişecek çocukların ve gençlerin görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, her şeyden evvel ve en evvel kendi benliğine, ananesi  milliyesine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etme lüzmu öğretlmelidir”. Gazi Paşa bu söz öbeğinde  bize, “ her şeyden evvel” kendi benliğimizden ne anladığımızın  tesbitinin yapılmasını istiyor elbet. “Kendi benliğimiz” deyince hemen “Türk’ü Türk yapan, Türk’ü Müslüman yapan ve Türk’ü İslam dairesi içinde yoğuran, çeliğini sağlamlaştıran” değerler  gelmelidir. Bunlar iman akidelerimiz ve  iman akideleriyle çatışmayan değerlerdir. Diğer bir ifadeyle; “ dinimiz, ananelerimiz, örflerimiz, tarihimiz, töremiz”  bizim  “ kendi benliğimizi”  meydana getirir. “ Kendi benliğimize düşman olan unsurlar”  ise bunlara düşman olan, bizi biz yapan değerlerden uzaklaştırmaya çalışan her şeydir.

Türk’ün  batılılaşma  serüvenine  başladığı  ilk  günden  beri  bir sinsi el tarafından Türk’ü  Türk yapan değerlerden uzaklaştırmak, değerlerden koparmak için bir çalışmanın olduğu bilnmektedir. Bu çalışmaların ‘’batılılaşmak” uğruna tahsil için Avrupa’ya gönderdiğimiz gençlerin, genç  beyinlerin kullanılarak yapılması, o genç beyinlerin “satılık kafalar” haline getirilmesinin bir sonucu değil mi?  “ Satılık kafalar” kafalarının satıldığından belki de haberleri bile yokken önce beyinleri  batının “cafcaflı”, “cilalı” sözleriyle uyuşturulup, daha sonra da satılmışlardır. “Cafcaflı, cilalı” sözlerin ardında bizi biz yapan değerleri  beğenmeme,  sonra da onlara karşı çıkmaya sıranın gelmesi elbette beklenen bir gelişmedir  ve öyle de olmaktadır. Batlı teorisyenler “eğitimin kıblesini” çevirebilmek için önceleri önlerindeki engelleri kaldırmak, ardından da ölüncül darbeyi  indirmek istediler. Bayağıda başarılı oldular. ” Üsküdarı geçmek”  için az bir zaman kala Anadolu’nun ; “ garip Türk, Müslüman piyadeleri” karşılarına dikiliverdiğinin farkına vardılar. Aslında “ eğitimin kıblesini” batıya çevirmek için karşılarında “garip Türk, piyade Müslüman” ların varlığını hesap etmemişlerdi. Onların “ kuzu kuzu” her dediklerini  yapacağını düşünmüşlerdi. Ama  olmadı. “ Ummadığın taş baş yarar” derler ya, işte beklemedikleri, ummadıkları yerden  “çelmeyi”  yemişlerdi. Bunun acısı olsa gerekir ki, hala kinlerini kusmaya devam ediyorlar. “Okullarda Kur’an derslerinin “ seçmeli de olsa konulmasına bir türlü hazmedemiyorlar. Nasıl etsinler ki, yıllardır “kıbleyi batıya çevirmek için” mücadelede en büyük yarayı almış oluyorlar.

Yıllar önce Tercüman Gazetesinde yapılan bir söyleşide Ağah Oktay Güner bey: “ Eğitimin kıblesini Londra’ya, Berlin’e, Paris’e çevirdik, şimdide Amerika’ya çevirmek için çalışıyoruz. Eiğitimin kıblesini bir türlü KABE’ye çevirmeyi akıl edemedik” diyordu. Aslında onlar “eğitimin kıblesini” batıya çevirmek isterken, insanımızı  İslamdan uzaklaştırıp, içi boşaltılmış “taş yığını” kaba bir “Türklük” hayal ediyorlardı. Türk İslamda uzaklaşırsa ilerler, çağdaşlaşır, kalkınırdı. Bunun içinde “ batıdan damızlık insan getirmeyi “ bile hayal ettiler. “Damızlık getirmek” gibi bir hayasızlığı geçirdiler akıllarından. Belki de kendileri Avrupalılar tarafında özel yetiştirilmiş “ damızlıkların” numineleriydi. Kim bilir olamaz mı?

“Eğitimin kıblesini” çeviremediler, çeviremiyeceklerde. “Kıblenin”  batıdan  “Kabe” ye doğru dönüyor olması onları çılgına çevirdiğini biliyorum. Hatta kudurduklarını da tahmin ediyorum. Bir gün kudurmuş gibi saldırırlarsa şaşmayalım. Dün ; kıbleyi kabeye çevirmek için üç- beş insan vardı “garipTürk, piyade Müslüman” a yol gösteren. Bu gün binlercesi var. Dün işaret fişeğini ateşleyenler aydınlattıkları yoldan emin adımlarla yürüyüşün devam ettiğini bilmeliler. Onların yaktığı “kutlu meş’ale”  yolu aydınlatmaya devam adiyor ve sonsuza kadar da devam edecek.

“Eğitimde kıble” kabe olmalıdır ve ebediyen de kabe kıble olacaktır. Kurtuluşumuz Türk’ü yeniden bütün ihtişamıyla İslam dairesi içinde hak ettiği yere oturtmaktır. Türk’ü bütün sadeliği ve bütün saflığıyla yeniden İslamla kucaklaştırmaktır. “Eğitimin Kıblesi” de olur mu demeyin sakın? Eğitimin ana hedefi insan yetiştirmek, hem de iyi ve vasıflı insan yetiştirmek olunca kıblesi de olur . Kutsal ülkümüz “ Türk- İslam Sentezi “ bu değil miydi. Merhum S. Ahmet ARVASİ hocamızın “ Türk-İslam Ülküsü” diye sistemleştirdiği , uğruna canları feda ettiğimiz davamız… Ne dersiniz yanılıyor muyum?

15.03.2013

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü