Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Devlet Mefhumu Kaldıysa!..

27 Temmuz 2009
Müyesser YILDIZ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 2007’de, “Devletin bağımsızlığı, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik eylemlerin odağı haline geldiği gerekçesiyle DTP hakkında kapatma davası açtığında, iddianamede yer alan 141 eylemle, partinin İmralı’daki terörist başının talimatıyla kurulduğunu ve “DTP’nin, PKK’ya yardım-destek sağladığını” ortaya koydu. Bu tespitlerden sonra da şu taleplerde bulundu: “DTP milletvekilleri Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, İbrahim Binici, Sevahir Bayındır, Osman Özçelik, Fatma Kurtulan, Selahattin Demirtaş ve Sebahat Tuncel’in milletvekilliklerinin düşürülmesi…Bu milletvekillerinin yanı sıra, aralarında DTP Genel Başkanı Demirtaş, Leyla Zana ve Osman Baydemir’in bulunduğu 221 kişiye siyaset yasağı konulması….Dava sonuçlanana kadar DTP’ye üye kaydı yapılmaması, DTP’nin seçimlere sokulmaması, mevcut üyelerinin başka partiden veya bağımsız olarak seçime girmesinin engellenmesi, Hazine yardımlarının bloke edilmesi…” İddianamede, “Şiddeti, siyasal amaçlarına ulaşmanın yolu gören DTP’nin kapatılmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM standartlarına da uygun olduğu” özellikle vurgulandı.

Söz konusu dava 20 aydır Anayasa Mahkemesi’nde bekliyor. DTP’lilerin eylem ve söylemlerinin geldiği noktayı izah için sadece son 15 günden bazı örnekler verelim. Hakkari Milletvekili Hamit Geylani, “PKK’ya terörist demediklerini ve demeyeceklerini” açıkladı. Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, “DTP ile PKK’nın söylem ve talepleri örtüştüğünü, PKK’nın, halk desteği olan silahlı bir güç” olduğunu söyledi. Muş Milletvekilleri Sırrı Sakık ve Nuri Yaman, Bitlis Tatvan şenliğinde, teröristler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu. Osman Baydemir başkanlığındaki DTP’li belediye başkanları, Cumhurbaşkanı Gül’e sunmak üzere hazırladıkları 7 maddelik “çözüm paketi”nde, özerklik-eyalet sistemi ve İmralı’nın muhatap alınması taleplerinde bulundu. Genel Başkan Ahmet Türk, “Kandil’e heyet gönderme kararı aldıklarını” belirtip, “Silah bırakılması için muhatap Öcalan’dır. PKK’nın görüşleri de alınmalı ve tartışılmalı. Elinde silahı olan PKK’dır, şimdi o kesimlerin ikna edilmesi gerekir” dedi. Kato Dağı’nda yapılan ve PKK’nın gövde gösterisine dönüştürülen Koyun Kırpma Festivali’ne, Kandil teröristlerinin kıyafetiyle katılan Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, Başbakan Erdoğan’a, “Bu halka verdiğin sözü tutmazsan, bu halk da senin kafanı keser” diye meydan okudu.

Bu tespitlerin ardından, ülkemizde birkaç yazar dışında görmezden gelinen, DTP’nin İspanya’daki muadili BATASUNA hakkında AİHM’in 30 Haziran 2009 tarihli kararını anlatmak istiyorum. İspanya yargısı, ETA’nın iki kişinin ölümüyle sonuçlanan eylemini kınamadığı için BATASUNA hakkında kapatma davası açtı. Sadece bu parti değil, devamı olarak kurulan partiler de 1 yıl gibi kısa bir sürede kapatıldı, yöneticileri ve üyelerine siyasi yasak getirildi. İşte AİHM, BATASUNA yöneticilerinin yaptığı üç ayrı itiraz başvurusu üzerine İspanya yargısının kararlarını oybirliğiyle onayladı. Kararın gerekçesinde özetle şöyle denildi: “Yıllardır terör saldırılarına hedef olan İspanya’daki durum göz önüne alındığında, Batasuna’nın, ETA örgütüyle bağları, demokrasi için bir tehdit olarak değerlendirilebilir. İspanya Yüksek Mahkemesi’nin kapatma kararı, AİHS hükümlerinin ihlali anlamına gelmiyor, aksine acil bir toplumsal zorunluluğun gereği yapılmış oluyor. Batasuna yöneticilerinin söylem ve eylemleri, bu partinin tasarladığı toplum modelinin net bir görüntüsünü ortaya koyuyor. Bu model, demokratik toplum kavramıyla bağdaşmıyor ve İspanyol demokrasisi için güçlü bir tehlike oluşturuyor. O nedenle kapatma kararı, AİHS’nin öngördüğü meşru amaca uygundur. İspanyol yargıçların kapatma kararı, terörizmin övgüsünü yapanların mahkûm edilmesi konusundaki uluslararası kaygının yansımasıdır.”

Karar kadar önemli bir diğer husus, AİHM’in bu davalara bakarken, tamamen İspanya Siyasi Partiler ve Seçim Yasalarını esas alması, hani hiçbir bağlayıcılığı olmadığı halde ülkemizde sık sık gündeme getirilen ve “Parti kapatmalarını yasakladığı” öne sürülen o Venedik Kriterlerine falan hiç değinmemesidir.

AİHM kararları içinde üzerinde durulması gereken bir diğer dava da Herritarren Zerrenda adlı partinin açtığı dava. Zerrenda, Haziran 2004’te yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerine katıldı, ancak İspanya yargısı, ETA’dan yardım aldığı gerekçesiyle Zerrenda’nın bu seçimlere katılamayacağına hükmetti. Seçimlerde 113 bin oy almasına rağmen, bu oyların geçersiz sayılması üzerine Zerrenda AİHM’e başvurdu. İşte AİHM, 30 Haziran’da Batasuna hakkındaki gerekçelerin aynısı ve yine oy birliğiyle İspanyol yargısının bu kararını da onayladı.

DTP’li Sabahat Tuncel’in nasıl seçildiğini hatırlıyor musunuz? Cezaevindeyken, PKK kararıyla İstanbul’dan aday gösterildi, 90 bin oy aldı ve vekil yapılıp, cezaevinden çıkarıldı!..İspanya, AP’na seçilenlerin oyunu iptal ediyor, biz vekil yapıp, cezaevinden, Meclis’e taşıyoruz. Ya da savcıların, savunmalarının alınması için TBMM’ye gönderdiği fezlekenin DTP’lilere ulaştırılması üzerine TBMM Başkanı düzeyinde neredeyse “özür dileniyor”, DTP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici de, fezlekeler için “demokrasi ayıbı, hukuki hata” diyebiliyor. Hal böyle olunca, bu cüretlerine, meydan okumalarına şaşılır mı?

DTP hakkında açılan kapatma davasına dönersek; Anayasa Mahkemesi üyesi Sacit Adalı, davanın Temmuz’da sonuçlandırılabileceğini söylemişti. Temmuz bitmek üzere, hareket yok. Barzani’ye yakın bir haber ajansının iddiasına göre ise Başsavcılığın talebini incelemekle görevlendirilen Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can, DTP’nin “kapatılmaması” yönünde görüş bildirmiş!..

Türkiye’nin bu konudaki “sürüklenişine” iki örneğimiz daha var. Biri yine kendi ülkesinde bölücülük ve terörle nasıl mücadele ettiğini anlattığımız, Medeniyetler İttifakı’ndaki eş başkanımız İspanya’dan. “Terörizme destek suçundan” haklarında uluslararası arama ve tutuklama emri bulunan eski DEP milletvekili Remzi Kartal ve terör örgütü üyesi Eyyüp Doru, 24 Mart’ta Başkent Madrid’de yakalandı, ama şartlı serbest bırakıldı. Türkiye’ye iadeleri için açılan davada Savcı, iadelere karşı çıktı ve İspanya Ulusal Mahkemesi iade talebini reddetti. Böylece iadeyle ilgili yasal süreç sona erdi. Kartal, daha önce Almanya ve Fransa’da yakalanmış, bu ülkeler de Türkiye’nin iade talebini reddetmişti. İkinci örneğimiz ise AB’nin Başkenti Belçika’dan. DHKP-C davasının yıllardır sürüncemede bırakılması üzerine Belçika Büyükelçimiz Fuat Tanlay geçenlerde, “İnşallah bir gün başlarına gelir de, terörizmin ne olduğunu anlarlar” sözleriyle tepki gösterdi, bunun üzerine Belçika Dışişleri Bakanlığı “açıklama” istedi. Bugün öğreniyoruz ki, Dışişleri Bakanı Davutoğlu, terör örgütlerinin de boy hedefi yaptığı Büyükelçimizi, tebrik edip, destekleyeceğine, iki ülke arasında “gerilime” yol açtığı için görevden almış!..Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek bir zamanlar, “Bölücü terörle İspanya, İngiltere’deki gibi mücadele edileceğini” açıklamıştı…Böyle “mücadele” olur mu Allah aşkına?!..

Hukuku uygulamadık, besledik, büyüttük. Şimdi de, “Kürt sorununu İmralı’yla görüşüp de mi çözsek, görüşmeden mi çözsek”i tartışıyorlar. Ne yaparlar bilmem, ama devlet mefhumunun kırıntısı kaldıysa, “Öcalan’ın yol haritasını” 14’ü, 16’sı olur, ama 15 Ağustos’ta açıklaması mutlaka engellenmelidir. Zira, PKK’nın “ilk kurşunu” attığı bu tarih Osman Pamukoğlu’nun ifadesiyle, “T.C. Devleti’ne resmen meydan okuma”dır.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü