Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Obama’nın “tavuk” ve “kaz”ı !..

09 Mart 2009
Müyesser YILDIZ

Önce Ortadoğu Temsilcisi George Mitchell geldi. Dosyası kabarıktı. Ardından Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, “rüzgar gibi geçti”!..Ziyaretin flaş haberi ise Obama’nın Nisan’da Türkiye’ye geleceğinin açıklanması oldu.

Medyamıza göre, Hillary Clinton’un ziyareti, Türkiye-ABD ilişkilerinde “yeni dönemi” başlattı, yöneticilerimize göre, “dostluk ve müttefikliği” güçlendirdi. PKK, Irak, Afganistan, Ermenistan başta olmak üzere bir yığın konu ele alınmış, görüşmelerin “sürprizi” ise Kıbrıs olmuş.

En sondan başlayalım; Türkiye ve ABD’nin, “Kıbrıslı Türklere yönelik tecridin sona erdirilmesi için işbirliği yapacakları” vurgulanıyor. AB gibi, ABD de bu sözü, “Annan Planı’nın kabul edilmesi” için yıllar önce vermişti, ama 5 yıldır tecrid sürüyor. PKK için “ortak düşman” denmiş. Bush da bunu söylemiş, ancak hiçbir şey değişmemişti. Aksine artık, “PKK’ya af, Kürt kimliğinin tanınması” pazarlıklarının yürütüldüğüne şahit oluyoruz. Kaldı ki, Clinton-Babacan görüşmesinde, “Türkiye’nin demokrasisi ve etnik yapısının” konuşulduğu da resmen açıklandı. Irak’taki ABD askerlerinin Türkiye üzerinden çekilmesi konusunda Clinton, “Bunu gelecek dönemde Türkiye gibi diğer NATO ülkeleriyle görüşeceğiz” dese de, Dışişleri Bakanı Babacan, bunun “epeydir teknik seviyede konuşulduğunu” açıklayıp, “destek” sözünü teyid etti. Kaldı ki ABD Büyükelçisi James Jeffrey, ABD’nin çekilmede kullanmak istediği Mersin ve İskenderun limanlarında geçen hafta ikinci kez incelemelerde bulundu.

ABD’nin, Türkiye-AB ilişkilerinde “destekliyoruz” dışında yeni bir söylemi yok, Ermenistan’la ilişkilerin geliştirilmesinden, yani Türkiye’nin tek yanlı attığı adımlardan memnun… En netameli konu olan Afganistan’a muharip güç göndermemiz konusu ise zaten uzunca bir süredir NATO’nun meselesi yapılmış durumda. Irak’ın durumu, daha doğrusu Irak’ın bölünmesi ve kuzeydeki yönetimin Türkiye tarafından tanınmasında yaşanan gelişmeler de, ABD’nin istediği yönde ilerliyor. Nitekim Clinton-Babacan görüşmesinden sonra yayınlanan ortak bildiride, Irak’taki rejim “Demokratik, çoğulcu, federal Irak” diye tarif edilmesi dikkat çekiciydi. Geriye bir tek Kerkük meselesi kalıyor ki, İtalya’da göndere “Kürdistan” bayrağı çekilerek karşılanan Mesut Barzani Almanya’da da, “Irak’ın birliğinin garantilenmesinin, Anayasanın uygulanmasıyla mümkün olacağını” söyledi. Yani, bir yandan Anayasa’nın 140. maddesinin uygulanıp, Kerkük’ün kendilerine verilmesini isterken, öte yandan Irak’ın birliğinin pamuk ipliğine bağlı hale geldiğini ortaya koydu.

Kısacası, Türkiye-AB ilişkilerindeki temel sorunlarda, ABD cephesinde, “Yeni bir şey yok”!.. O halde, ABD Başkanlarının ilk 100 gün içinde yapacakları ziyaretler çok önemli olduğundan, Obama’nın Türkiye’yi seçmesi karşısında önce, “Hayırdır inşallah” diyelim, ardından bazı tespitlerde bulunalım. Daha Başkanlık koltuğuna oturmadan, Obama’nın, İslam dünyasına hitaben yapmayı planladığı “büyük konuşma” için İstanbul’u seçebileceği öne sürüldü. Obama da, Chicago Tribune Gazetesi’ne verdiği demeçte, yer belirtmese bile böyle bir konuşma yapmayı planladığını ve bunun bozulan Amerikan imajını tüm dünyada ama en çok İslam dünyasının gözünde yeniden onarma konusunda çok iyi bir fırsat sunacağını söyledi. Ancak ABD Kilisesine yakın ve yönetim üzerinde etkili olan Christian Science Monitor Gazetesi, konuşmanın büyük ihtimalle İstanbul’da yapılacağını duyurdu. Ardından Washington Post, Müslüman nüfuslu bir ülkeyi ziyaret edecek olan Obama’ya, “İslam ve demokrasinin bir arada yaşadığı Endonezya veya Türkiye’yi seçmesini” tavsiye etti. Bu tespiti bir kenara koyup, ikinci tespite geçelim:

Batı’nın, Ahmedinejad’ın, “İslam dünyasının liderliğine oynamasından” rahatsız olduğu biliniyor. Hatırlanacağı gibi İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, Türkiye ziyaretinde Sultanahmet Camii’nde namaz kılmış, bir anlamda, İslam Dünyasına mesaj vermişti.

Üçüncü tespit veya notumuz da şu olsun; Obama yönetimi, Clinton yönetiminin devamı niteliğinde. Bill Clinton, Başkanlığı döneminde, “İslam dünyasının bir başı yok. Hıristiyanlığın Papalık gibi bir kuruluşu var. İslam dininin gerçek bir lideri olsa, onu Beyaz Saray’a çağırır, diyalog başlatırdık” demişti.

Dördüncü gruptaki tespitlerimizde ise şu gelişmelere yer verelim:

-Obama’nın, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’la telefonla görüşmesinde, “Türkiye’nin bölge liderliğine” vurgu yapması,
-Gölge CIA Stratfor’un Başkanı Friedman’ın, “Yeni Osmanlı İmparatorluğu projesi ve haritası”nın açıklanması,
-Ortadoğu Özel Temsilcisi Mitchell’in Ankara ziyaretinde, “İsrail’le gerilimi tırmandırmayın. Bölgede kavga değil, barış zamanı” demesi,
-İsrail’in, ABD’ye rağmen İran’a müdahaleye hazırlandığı haberleri,
-Başbakan Erdoğan’ın, İran’ın Türkiye’den, ABD ile arabuluculuk istediğini, “Eğer ABD de isterse böyle bir rolü üstenebileceklerini” söylemesi, ancak İran’dan, Tahran, ABD ile arasında arabuluculuk yapması yönünde diğer ülkelerden bir talepte bulunmamıştır” açıklamasının gelmesi,
-Bayan Clinton’un Ankara ziyaretinde, “İran ve enerji meselelerinin” konuşulması, Clinton’un, “Enerjide Türkiye’nin ABD ile işbirliği yapmasını” istemesi, iki kez Türkiye’yi, “ağırlıklı olarak Müslüman ülke” şeklinde tanımlaması ve Türkiye'nin küresel lider olarak oynadığı rol de artıyor” demesi…

Beşinci ve son tespitimizde de şu var; İtalya’nın NATO delegasyonundaki iki önemli ve üst düzey isim, iki hafta önce yaptıkları Ankara ziyaretinde, İtalyan Parlamentosu ve İtalyan Hükümeti adına”, “İran 10-12 ay içerisinde nükleer başlık takacak. Bu durumda İsrail, İran’a saldırırsa, tavrınız İran’dan yana mı, olur İsrail’den yana mı?” sorusunun cevabını aramışlar.

Tablonun bütününden de anlaşılacağı gibi, ABD’nin derdi veya Türkiye’ye en üst düzeyde ilginin sebebi ne o, ne bu, tamamen İran meselesidir. Bunun için “kaz gelecek yerden tavuk esirgememe” politikası başlatılmıştır. Ancak Kıbrıs’tan Irak’a, Ermenistan’dan Afganistan’a, Türkiye lehine yeni hiçbir şey yok. Sunulan tavuk, “Obama’nın ilk 100 gününde Türkiye’yi ziyaret etmesinden” ibaret. Ve yine anlaşılıyor ki, seçimlerden sonra ülkemizi çok ama çok zor günler ve tercihler bekliyor, Türkiye-ABD ilişkileri de tarihi kavşağa yaklaşıyor.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü