Türk Dünyası Yardım Kampanyası

PKK’nın “10 Emri” !..

23 Mayıs 2009
Müyesser YILDIZ

Ülkemizde “Kürt sorununa” çözüm adı altında gerçekleştirilen “açılımlar” ve yürütülmekte olan tartışmaları özetleyelim:

Devlet kurumu olan TRT eliyle Kürtçe yayın yapılıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Kürtçe vaaza izin verdi, Kürtçe Kuran-ı Kerim hazırlıkları başladı. Başbakan ve İçişleri Bakanı, yerleşim yerlerine Kürtçe isimler verilmesine yeşil ışık yaktı. Sadece DTP değil, AKP’den milletvekilleri bile, Atatürk’e ait “Ne Mutlu Türküm Diyene” sloganının kaldırılmasını tartışmaya açtı. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, “Ne Mutlu Türküm Diyene” şeklinde biten öğrenci andının tartışılabileceğini söyledi. “Ergenekon” adı verilen soruşturma vesilesiyle, Türkiye’nin terörle mücadelesi lime lime edildi. Daha sebebi netleşmemişken, Mardin’deki katliamla koruculuğun kaldırılması gündeme getirildi. İmralı’daki bölücü başına “arkadaş” gönderilmesi hazırlıkları var. Tüm teröristler için genel af çıkarılması da gündemden hiç düşürülmüyor.

Bunların dışında, Anayasa değişikliği ile okullarda Kürtçe eğitimin önünün açılması, ayrıca 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, “Türkiye’nin üniter yapısını sıkıntıya sokar” diyerek veto ettiği, mahalli idarelere ekonomik ve siyasi özerklik öngören Kamu Reformu tasarısının yeniden TBMM gündemine getirilmesi çalışmaları hızlandı.

Şimdi bir de İmralı’daki bebek katili ve yandaşlarının daha 2000 yılında hazırladığı “çözüm şartlarını” hatırlayalım:

Kürt kimliğinin tanınması, Türkiyelilik üst kimliği çatısı altında tüm kimliklerin anayasal güvenceye kavuşturulması. Kürtçe’nin eğitim dili olması ve devlet dili olarak tanınması. Serbest siyaset ve örgütlenme hakkının tanınması. Bir toplumsal uzlaşma projesiyle iki toplumun birbirini karşılıklı affederek, barış ve özgürlükte birliği tesis etmesi için kendisi dâhil tüm teröristlerin serbest bırakılıp, siyasal yaşama katılımlarının sağlanması. Özel savaş amacıyla Kürdistan’da bulunan güçlerin çekilmesi, köy koruculuğunun lağvedilmesi, köylere geri dönüş için sosyal ve ekonomik projelerin geliştirilmesi.”

Bölücü terör örgütü, yeni bir Anayasa talebinde bulunma cüretini gösterip, şunları da istedi: Anayasanın değişmez maddeleri kaldırılmalı. Devletin tanımlanması demokratik cumhuriyet üzerinden tekrar yapılmalı. Resmi dil Türkçenin yanında, çoğunluğun konuştuğu yerlerdeki diller o bölgenin resmi dili olarak kabul edilmeli. Kürt halkının her türlü demokratik, siyasal, sosyal, kültürel hakları anayasal güvenceye alınmalı. Anadilde eğitim hakkı tanınmalı. MGK ve derin devleti ifade eden tüm kurumlar kaldırılmalı. Diyanet işleri kurumu kaldırılarak, tüm dini inançlara eşit mesafede yaklaşılmalı. 301. madde dâhil olmak üzere düşünce özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmalı. Vicdani red hakkı tanınmalı. Devlet yetkileri önemli oranda yerel yönetimlere devredilmeli.”

Tüm bu fitne-fesat planlarının arkasında Batılıların olduğunu duymayan kaldı mı? Herhalde var ki, Temmuz’da AB Dönem Başkanlığını üstlenecek olan İsveç’in Dışişleri Bakanı Carl Bildt, Kürt sorunundaki açılımla” ilgili, “Türkiye’nin ne yapması gerektiğini bizim söylememiz uygun olmaz” diyebiliyor. El hak doğru, söyleyeceklerini söylediler, işi böylesi bir noktaya getirdiler ve görevi onlardan daha hızlı, daha iştahlı “yerli kadrolara” devrettiler.

Görüş ve tespitlerinde genellikle 12’den vuran Hürriyet Yazarı Ege Cansen, geçenlerde, “Yemek çok sıcak, yutulması için biraz üflemek lazım… Cumhuriyet sevdalıları için olanları ve olacakları hazmetmek zordur. Ama yapacak bir şey de yoktur” diye yazdı. Hayır Sayın Üstadım, o “yemek” kokmuş, planlar ve planlayıcılar deşifre olmuştur. Dahası Türk Milleti hiç de bu kokmuş yemekleri yiyip, hazmetme niyetinde değildir.

Yeter ki ülkemizden birileri, aynen İran’ın dini lideri Hamaney gibi, “ABD, İran’da etnik ve mezhepsel ihtilaf çıkarmaya çalışıyor… Az sayıda Kürt, şeref ve izzetini göz ardı ederek, Amerikancı vaat ve paralara aldanabilirler, ama bilmeliler ki uzun vaatte sadece Kürt halkının lanet ve nefreti onlara kısmet olacaktır” deme cesaretini gösterebilsin… Yeter ki PKK’ya karşı, Sri Lanka yönetimin, Tamil örgütüne yönelik mücadelesi gibi kararlı olunsun… Ve yeter ki, PKK-DTP başkaldırılarına karşı, Kanada’nın terör örgütleri listesinde bulunan Tamil için taraftarlarının bu ülkede aylardır devam eden protestoları üzerine Ontario Eyalet Başbakanı Dalton McGuinty’nin şu talimatı kadar bir talimat verilsin; “Yasadışı bir örgütün bayraklarını daha fazla sokaklarımızda görmek istemiyorum”.

Unutmayalım, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 2001 yılında söylediği gibi, “Türkiye, konjonktürel gerekçelerle ortaya çıkmış herhangi bir ulus-devlet değildir. Aksine, uluslararası sistemi oluşturan hâkim medeniyet ile asırlar süren çok yoğun bir hesaplaşma sürecinin oluşturduğu bir tarihi mirasın eseridir”.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü