Türk Dünyası Yardım Kampanyası

NEDEN TÜRK MEDENİYETİNDEN BAHSEDİLMEZ?

01 Şubat 2008
Necati AYHAN

Batı Medeniyeti, İslam Medeniyeti, Osmanlı medeniyeti, Hint Medeniyeti, Çin medeniyeti, Yunan Medeniyeti vb. birçok medeniyetten bahsedilir. Konunun uzmanı çıkıp şunlar medeniyettir, bunlar medeniyet değildir diyebilir. Ben burada işin bilimsel yönünden ziyade vatandaşın algılama şeklinden hareketle medeniyeti sorgulamak istiyorum. Yunan Medeniyetinden bile bahsedilirken niçin TÜRK MEDENİYETİNDEN bahsedilmez. Diğer taraftan medeni insan kimdir? Medeni ülke nasıl olur? Sorularının cevaplarına bağlı olarak medeniyeti sorgulamak istiyorum.
Üniversitemizin tarih bölümü öğretim üyelerinden bir hocamız haklı olarak medeniyeti, genel kabul görmüş ve bu konunun uzmanları tarafından yapılmış tanım olan, “maddi ve manevi değerlerin toplamı” şeklinde tanımladı.
Ben ne bir tarihçiyim ve ne de bir sosyal bilimciyim. Bir Türk vatandaşı olarak benim ve benim gibilerinin medeniyeti algılama şeklinin nasıl olduğunu düşündüm.
Doğu veya İslam medeniyeti deyince çağı geçmiş uzak durulması gereken bir medeniyet, Batı medeniyeti denince ulaşılması gereken üstün bir medeniyet imajı var zihnimin derinliklerinde. Bu düşüncede olmayanlar elbette vardır. Ancak bu algıya hiç katılmayıp, hayır canım olur mu diyenlerin, çevresindeki olayları biraz daha dikkatli tahlil etmelerini öneriyorum.
Medeniyetin tanımına Türk Dil Kurumu sözlüğüne baktım aynen şöyle diyor: Uygarlık, bir ülkenin bir toplumun maddi ve manevi varlıklarının, fikir sanat çalışmaları ile ilgili niteliklerinin tümü. Meydan Larousse medeniyeti; bir memleketin veya bir toplumun düşünce ve sanat hayatı ile maddi ve manevi varlığına has niteliklerin tümü şeklinde tanımlamaktadır. Devamında, Tanzimat’tan beri resmen mensup olduğumuz medeniyete gelince, bu da garp medeniyetidir, denilmektedir.
Bu tanımlama ve algılama şekli ile Batı Medeniyetinin bireyci, çıkarcı, çatışmacı, sömürgeci felsefesi ve dünyada yol açtığı açlık, kan ve gözyaşı, birbirleri ile örtüşmediği gibi, tarihte gelmiş geçmiş birçok medeniyete haksızlık yapıldığı düşüncesindeyim.
Mesela, hiçbir ayrım gözetmeksizin tabasına adaletle hükmeden, zulüm görenlerin sığındığı, haksızlığa uğrayanların yardım istediği Osmanlı Medeniyeti ile Batı Medeniyeti, tanımlanan kavramların içinde yan yana nasıl duracak.
Birileri çıkıp medeniyetin böyle tanımlanması doğrudur ancak, hangisinin iyi yada üstün medeniyet, hangisinin kötü yada ilkel medeniyet olduğuna siz karar verin derse, medeni insan veya medeni ülke algılamasından, iyi medeni ülke, kötü medeni ülke mi dememiz gerekir. O halde kavramların içini kendi anlayışımız çerçevesinde, kendimizin doldurması gerekir. Yüksek medeniyet vasfına sahip ülkeler, kendi kavramlarının tanımını kendisi yapar, başkalarının kavramlarının peşinden yuvarlanıp gitmez.
Ben de bir vatandaş olarak ve Türk Milletinin zihninde oluşan bu konudaki kavramlardan hareketle, kendimce bir tanım yapmak istedim.
“Medeniyet; İnsanlığın temel değerlerinden; insanın ruh güzelliğine değer veren, adaletle hükmedebilmenin şartlarını sağlayan, insanların insanca yaşayabileceği bir ortam oluşturan ve geleceğe yaşanabilir bir dünya bırakan, maddi ve manevi varlıkların tümüdür.”
Eğer tanımı böyle yapacak olursak, son yüz yılda, yüz milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan ve insanların açlıktan ölmelerine seyirci kalan, Batı Medeniyetine Batı Barbarlığı demek gerekir.
Buna mukabil açları doyurup, çıplakları giydirmek için Allah tarafından gönderildiğine inanan Türk Hakanları ve son zamanlarda Türk olduklarına dair önemli kanıtların bulunduğu, medeniyetin doğum yeri Sümerler ve Etrüskler’den Türkistan’a kadar olan bölgede kültürlerini taşlara kazıyan ve tarihte ilklere imza atan atalarımızın ortaya koyduğu değerler yukarıdaki medeniyet tanımına uymaktadır.
O halde, bir Türk vatandaşının tanımına göre medeni olan Türk Milletidir ve buna da TÜRK MEDENİYETİ denmesi gerekir. Batının yüksek teknolojiye sahip olması, onun Medeni olduğu anlamına gelmez.
Artık Batının bize dayattığı düşünce kalıplarından kurtulmamız gerekir. Her fırsatta kendini üstün gösterme gayreti, çabası ve ideolojisi ile, kendisine tabi olma duygusunu geliştirmek istediğinin farkına varmamız gerekir.
Dünyayı kan ve gözyaşından kurtaracak, adaleti getirecek ve dünyaya düzen verecek yegâne güç Türk Milletidir. Bizler buna inanmazsak, bu konuda kendimize güvenip, kendimize bir görev edinmezsek, tarihin bize yüklediği sorumluluğa ve insanlığa ihanet etmiş oluruz.
Yarın dünyanın nasıl bir şekil alacağını kimse bilemez.
Şimdi ayağa kalkıp M. Kemal Atatürk’ ün şu sözlerini yüksek sesle haykıralım:
“ASLA ŞÜPHEM YOKTUR Kİ TÜRKLÜĞÜN UNUTULMUŞ BÜYÜK MEDENİ VASFI VE MEDENİ KABİLİYETİ, ATİNİN YÜKSEK MEDENİYET UFKUNDA BİR GÜNEŞ GİBİ DOĞACAKTIR.”

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü