Türk Dünyası Yardım Kampanyası

PISA Sonuçları ve MEB Müfredatı

18 Ocak 2011
Necati CEMALOĞLU

PISA (Programme for International Student Assessment), OECD’nin (Organization for Economic Cooperation and Development) yürütmekte olduğu uluslararası öğrenci değerlendirme projesidir. PISA ilk olarak 2000 yılında OECD üyesi 28 ülkeden yaklaşık 180.000 öğrenci, ayrıca Brezilya, Lettland, Liechtenstein ve Rus Federasyonu PISA araştırmasına katılmıştır. Katılan her ülkede 4.500 ile 10.000 arasında kız ve erkek öğrenciye test uygulanmıştır. Öncelikle katılımcı ülkelerin okul sistemleri yörelere ve okulların türlerine göre yapılmıştır.1 Bu programda; okuma- anlama -değerlendirme, matematik ve fen bilimleri alanlarında 9 yıllık bir dönemde, üçer yıl arayla yapılan sınavlardan elde edilen sonuçlarla değişik ülkelerdeki öğrencilerin bilgileri, yetenekleri ve kazandıkları becerilerin zaman içinde izlenmesi hedeflenmektedir. PISA, uzun vadeye dayanan, öncelikle üç aşamadan oluşan bir projedir. Her aşamada üç yeti üzerinde durulmaktadır. Bunlar okuduğunu anlama becerisi, matematik ve fen bilimleri becerisidir. Her aşamada ağırlık verilen alan değişmektedir. Birinci aşamada (2000) okuduğunu anlama becerisine, ikinci aşamada (2003) matematik alanına ağırlık verilmiş üçüncü aşamada (2006) ise fen bilimleri ağırlık kazanmıştır. 2009 yılında ise okuduğunu anlama becerisi ağırlık kazanmıştır.

PISA’nın amacı, öğrencilerin bazı bilgileri öğrenip öğrenemediğini saptamak değildir. Bu araştırmanın amacı, öğrencilerin bilgi ve becerilerini gerçek ortamlarda ne derece kullanabildiklerini saptamaktır. Bu bağlamda öğrencilerin temel konseptler için kavrama potansiyeli geliştirip geliştirmedikleri, karşılaştıkları sorunlarla ilişki kurabilme gibi süreçleri, sonuçlar üzerine yorum yapabilmeyi veya verilen bilgileri eleştirel değerlendirmeyi gerçekleştirip gerçekleştiremedikleri sorgulanmaktadır. ‘Öğrenciler bu konsept ve süreçlere dayalı bilgi ve deneyimlerini farklı ortamlarda uygulayabilecek durumdalar mı?’ sorusuna cevap aranmaktadır.2 Bu çalışmanın amacı, PISA sonuçlarının karşılaştırmalı analizini yapmak, Türk Eğitim Sistemi’nin müfredatı ve müfredatı etkilediği düşünülen faktörler açısından sonuçları değerlendirmektir. Araştırma literatüre dayalı bilgilerle sınırlıdır.

2003 PISA

PISA 2003'e katılan ülkeler arasında matematik alanında en yüksek başarı puanına sahip ülke 550 puanla Hong Kong-Çin'dir. Finlandiya, Kore, Hollanda, Lihtenştayn, Japonya, Kanada, Belçika başarı sıralamasında bu ülkeyi takip etmektedir. En alt sırada ise 356 puanla Brezilya bulunmaktadır. PISA 2003 projesi sonuçlarına göre Türkiye'nin matematikteki ortalaması 423 puandır. Bu puanla Türkiye projeye katılan ülkeler içinde, Yunanistan, Sırbistan, Uruguay, Tayland gibi ülkelerden farklı olmayan bir performans sergilemiştir. Bunun yanı sıra Meksika, Endonezya Tunus ve Brezilya gibi ülkelerden daha yukarıda gözükmektedir.
Okuma alanında, ülkeler arasında en yüksek başarı puanına sahip ülke 543 puanla Finlandiya'dır. Kore, Kanada, Avustralya, Lihteştayn sıralamada bu ülkeyi takip etmektedir. En alt sırada 375 puanla Tunus bulunmaktadır. Türkiye'nin Okuma alanındaki ortalaması ise 441 puandır. Bu puanla Türkiye projeye katılan ülkeler içinde, Uruguay ve Tayland'dan farklı olmayan bir performans sergilemiştir. Bunun yanı sıra Sırbistan, Brezilya, Meksika, Endonezya ve Tunus gibi ülkelerden daha yukarıda gözükmektedir.
Fen bilimleri alanında, ülkeler arasında en yüksek başarı puanına sahip ülke 548 puanla Finlandiya'dır. Japonya, Hong-Kong Çin, Kore, Lihtenştayn ve Avustralya sıralamada bu ülkeyi takip etmektedir. En alt sırada 385 puanla Tunus bulunmaktadır. Türkiye'nin Fen Bilimleri ortalaması ise 434 puandır. Bu puanla Türkiye projeye katılan ülkeler içinde Sırbistan, Uruguay ve Portekiz'den farklı olmayan bir performans sergilemiştir. Bunun yanı sıra Tayland, Meksika, Endonezya, Brezilya ve Tunus gibi ülkelerden daha yukarıda gözükmektedir.3

2006 PISA

PISA 2006’ya katılan ülkeler arasında fen bilimlerialanında en yüksek ortalama başarı puanına sahip ülke 563 puanla Finlandiya’dır. Bu ülkeyi sırasıyla Hong Kong-Çin, Kanada, Tayvan-Çin, Estonya ve Japonya takip etmektedir. En alt sırada 322 puanla Kırgızistan yer almaktadır. PISA 2006 Projesi sonuçlarına göre Türkiye’nin fen bilimleri başarı ortalaması 424 puandır. Uygulamaya katılan ülkelerden Bulgaristan, Uruguay, Ürdün, Tayland, Romanya ve Türkiye’nin fen bilimleri okuryazarlığı ortalama puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra ülkemiz, Karadağ, Meksika, Endonezya, Arjantin, Brezilya gibi ülkelerden daha iyi bir performans göstermiştir.

PISA 2006’ya katılan ülkeler arasında matematikalanında en yüksek ortalama başarı puanına sahip ülke 549 puanla Tayvan-Çin’dir. Bu ülkeyi sırasıyla Finlandiya, Hong Kong-Çin, Kore, Hollanda ve İsviçre takip etmektedir. En alt sırada 311 puanla Kırgızistan yer almaktadır. PISA 2006 Projesi sonuçlarına göre Türkiye’nin matematik başarı ortalaması 424 puandır. Projeye katılan ülkeler arasında Sırbistan, Uruguay, Tayland, Romanya, Bulgaristan, Şili ve Türkiye’nin matematik okuryazarlığı ortalama puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra ülkemiz, Meksika, Karadağ, Endonezya, Ürdün, Arjantin gibi ülkelerden daha iyi bir performans göstermiştir.

PISA 2006’ya katılan ülkeler arasında okuma becerilerialanında en yüksek ortalama başarı puanına sahip ülke 556 puanla Kore’dir. Bu ülkeyi sırasıyla Finlandiya, Hong Kong-Çin, Kanada, Yeni Zelanda, İrlanda takip etmektedir. En alt sırada 285 puanla Kırgızistan yer almaktadır. PISA 2006 Projesi sonuçlarına göre Türkiye’nin okuma becerileri başarı ortalaması 447 puandır. Projeye katılan ülkeler arasında Şili, Rusya Federasyonu, İsrail ve Türkiye’nin okuma becerileri ortalama puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra ülkemiz, Tayland, Uruguay, Meksika, Bulgaristan, Sırbistan, Ürdün gibi ülkelerden daha iyi bir performans göstermiştir.4

2009 PISA

PISA OECD ortalaması, tüm uygulamalarda yaklaşık olarak 500 puan civarında gerçekleşmiştir. 2009 uygulaması, Okuma becerileriağırlıklı olarak yapılmıştır. Okuma becerileri alanında 2003 sonuçlarına göre Türkiye ortalaması 441 puan, 2006 yılında 447 ve 2009 yılında ise 464 puan olarak gerçekleşmiştir. Türkiye bu alanda bir önceki uygulamaya göre 17 puanlık bir artış göstermiştir.

PISA 2009 Matematik Okuryazarlığıalanında Türkiye, 445 puan elde etmiştir. Ülkemiz, bu alanda bir önceki uygulamaya göre 21 puanlık bir artış göstermiştir. Matematik performansı OECD ortalamasının altındadır. Diğer dört ülke, Meksika, Yunanistan, Brezilya, Tunus’dur.

PISA 2009 Fen Okuryazarlığıalanında Türkiye, 454 puan elde etmiştir. Ülkemiz, bu alanda bir önceki uygulamaya göre 30 puanlık bir artış göstermiştir. Bu artış, Fen Okuryazarlığı alanında görülen en yüksek artıştır. 2009 PISA uygulamasında, Türkiye’nin de içinde bulunduğu dokuz ülkede Fen Okuryazarlığı alanında öğrenci performanslarında artış görülmüştür. Bu ülkelerden, Portekiz, Kore, İtalya, Norveç ve Polonya’nın ortalama puanlarındaki artış 10 ile 19 puan arasında gerçekleşmiştir.5

Genel Değerlendirme

PISA sonuçları, Türk Eğitim Sistemi’nin dünyadaki bilimsel ve ekonomik gerçeklere duyarlı bir yapıya sahip olmadığını göstermektedir. 2003 yılında yapılan PISA sonuçları eğitim sistemimizin özellikle müfredat açısından PISA’ya katılan ülkelerin eğitim müfredatları ile benzerlik göstermediğini ortaya koyuyordu. PISA türü çalışmalarda geçmiş yıllarda başarılı olmuş Finlandiya, Güney Kore, Japonya vb. ülkelerin hepsinin ortak özelliği; bilgi temelli ekonominin esaslarına uygun müfredat değişikliklerini tamamlamış olmalarıdır. Bu durum, yeni müfredat çalışmalarını haklı çıkarıyor ve güçlü bir gerekçeye dayanmasını sağlıyordu. PISA’da ölçülen olasılık, değişim ve ilişkiler, örüntü, metinler arası ilişki kurma gibi boyutların 2004 yılı öncesindeki programlarda yer almamış olması, başarısızlığın sebebinin kısmen saptanmasını sağlıyordu. Ancak 2009 yılında yapılan PISA sonuçları, 2004 müfredat programının ve yapılandırmacı anlayışın beklentilere uygun bir başarıyı sağlayamadığı ispatladı. Bu gidiş, 2012 yılında yapılacak olan PISA sonuçlarının çok fazla bir farklılaşma yaratmayacağını göstermektedir. Özellikle 2009 yılına göre 5 yıl yeni program ve ders kitabı, performans ödevleri, yeni araç-gereçler devreye sokulmasına rağmen başarıda bir sıçrama yaşanmamış olması, dikkatleri programa ve onu uygulayanlara yöneltmemize neden olmaktadır. 2004 müfredatı amaç, içerik, öğretme-öğrenme ve ölçme-değerlendirme açısından OECD ülkelerinin müfredatına benzemektedir. Sorun programın içeriğinden değil muhtemelen uygulayıcıların programın mantığını, anlayışını, yapılandırmacı yaklaşımı, çoklu zekâyı ve etkinlik tabanlı öğrenmeyi uygulamıyor ya da bilmiyor!, olmalarından kaynaklanmış olabilir. Ancak, MEB’in en kısa zamanda bu konuyu, müfredatın uygulama sürecini projelendirip bağımsız kuruluşlara araştırma yaptırması gerekmektedir. Aksi takdirde 2012, 2015 yılları da 2003 yılından pek fazla bir fark yaratmayacaktır. Programın uygulanmaya başladığı tarihten itibaren programda sürekli değişiklik yapılıyor, her öğretim yılında ders kitaplarının sil baştan yazılıyor olması, programın henüz istikrarlı bir yapıya oturmadığını göstermektedir. Bu durum öğrenci, öğretmen, okul yöneticisi ve veli boyutunda müfredata karşı güveni sarsmaktadır.

2004 müfredatı düzenlenirken öğrenci psikolojisi, öğrencilerin yaşadıkları sosyo-kültürel çevre, demografik özelliklerin göz ardı edildiği durumlar, müfredatın başarıya ulaşma olasılığını düşürecektir. Bu değişkenler açısından da müfredatın incelenmesi gerekir.

2004 yılında müfredat ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında uygulanmaya başlamasına rağmen, eğitim fakültelerinin müfredatlarını değiştirmemiş olması, yapılandırmacı anlayışa uygun, müfredatın felsefesine uygun öğretmen yetiştirilememiş olması da, süreçteki başarısızlığı etkileyen faktörler arasındadır.

Ayrıca, ülkemiz; öğrenci sayısı, bütçeden eğitime, araştırmaya ayrılan pay, fert başına düşen milli gelir göstergeleri göz önüne alındığında projeye katılan ülkelerin çoğuna göre dezavantajlı durumdadır. Şöyle ki, Hollanda'nın nüfusu 16 milyon, öğrenci sayısı 3,5 milyon, fert başına düşen milli geliri ise 25.000 dolardır; oysa ülkemizin 70 milyon nüfusu, 20 milyona yaklaşan öğrencisi bulunmakta, fert başına düşen milli geliri ise 3000 dolardır. Öğrenci başına eğitim harcamaları ortalaması Avrupa Birliği ülkelerinde 4 bin dolarken, ülkemizde ise 390 dolardır. 2004 yılında okula yeni başlayan öğrenci sayımız 1 milyon üç yüz binden fazla iken, İngiltere'de 300 bindir. Bu tür uluslararası öğrenci başarısını ölçme çalışmalarında millî gelir bağlantısı oldukça belirleyicidir.6 Bu sebeple ekonomik gelişme ve ekonomik kalkınma ile de doğru orantılı olan durumlar vardır. Kıyaslama yapılırken, bu özelliklerde göz önünde bulundurulmalıdır.

Sonuç

PISA türü uluslararası sınavlar, ulusal eğitim sistemimizin geldiği aşamayı göstermesi açısından önemlidir. Sınav sonuçları iyi görülmeli, doğru okunmalı ve doğru çözüm yolları bulunmalıdır. Öğrencilerin, kitap okuma, okuduğunu anlama, anlatma, kavram bilgisi, değerlendirme, ilişkilendirme problem çözebilme, örüntü ve problem çözme becerileri geliştirilmelidir. Öğrencilerin öğrendikleri bilgileri hayata transfer etmesi sağlanmalıdır. Öğretmen eğitimine önem verilmeli ve uzaktan eğitim yoluyla yüksek lisans yapmaları sağlanmalıdır. Aile eğitimine önem verilmeli, yaygın eğitim yoluyla aile eğitim paket programları hazırlanıp uygulanmalıdır. Eğitime ait bütçe artırılmalı, ek kaynaklar yaratılmalıdır. Eğitim fakültelerinin müfredatı, 2004 müfredatına uyarlanmalıdır.

Kaynaklar

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü