Türk Dünyası Yardım Kampanyası

KÜRESEL EKONOMİK KRİZİ ANLAMAK İÇİN

24 Eylül 2008
Dr. Oktay TUNCAY

Küreselleşmenin Dünya Ekonomisi üzerindeki etkinliği ve ülkelerin bu sistemle eklemlenme yönündeki çabaları artıkça, iktisadi sorunlar sadece o ülkenin değil, diğer ülkelerin özelliklede ülkenin iktisadi ortaklarının da sorunu olmaktadır. Son yıllarda dünyada pek çok alanda yaşanan hızlı küreselleşme sürecine finansal piyasalarda dâhil olmuştur. Gelişmekte olan ülkelerin kambiyo kontrollerini kaldırıp dışa açılması ve gelişmiş ülke piyasalarıyla bütünleşmeye
başlamasıyla dünyadaki finansal ortam da genişlemiştir. Bu gelişmelerle birlikte 'küresel likidite', 'hedge fonlar’ ve 'carry trade' gibi kavramlar günümüzde sıklıkla telaffuz edilir olmuştur. Son günlerde ABD’de patlak veren mortgage kriziyle birlikte küresel piyasalar da hareketli günler yaşanmaya başlamıştır.

'Hedge fon' terimi, genellikle kısa vadeli hareket eden ve yüksek kâr amacıyla piyasadan piyasaya dolasan fonları ifade etmektedir. Bu fonlar yüksek kâr gördüğü yerlere hızla girip, kârlar düşünce hızla çıkmaktadırlar. Pek çok ekonomist, bu fonları küresel ekonomide krize neden olabilen en önemli etmenler arasında göstermektedir.‘Carry trade’, faizi düşük ülkelerin para birimleri cinsinden borçlanıp, faizi yüksek para birimleri cinsinden yatırım yapmak anlamına gelmektedir. Gelişen piyasalarda düşmeye başlayan risk primleri, yüksek getiri arayan yatırımcılar için çekici olduğundan, düşük faizli ülkenin para biriminden borçlanıp yüksek olana yatırmak biçiminde özetlenen 'carry trade' işlemleri yayılmıştır. Carry trade'i genellikle hedge fonlar kullanmaktadır. ‘Küresel likidite’ tanımlanması oldukça zor bir kavram olarak karşımıza çıkmakla birlikte temelde bir parasal büyüklük olarak ifade edilmektedir. Buna genellikle büyük ülkelerin (başta ABD olmak üzere, G8’ler) para arzı büyüklükleri girmektedir. Bu parasal büyüklüğe bazıları döviz rezervlerini, bazıları ulusal kredi hacimlerini, bazıları ülke dışındaki ABD Hazine enstrümanlarını, bazıları da türev enstrümanları ekleyerek bir küresel likidite tanımı ve ölçümü üretmektedir. Günümüzde, küresel likiditede meydana gelen bir azalma veya durgunluk dünyanın herhangi bir yerinde tüm küresel piyasaları etkileyecek bir mali krizin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Örneğin, son haftalarda ABD’de ortaya çıkan mortgage sorunu tüm dünyadaki finans piyasalarını etkilemiş ve küresel piyasalarda dalgalanmaya neden olmuştur.

Bu kavramları açıkladıktan sonra son günlerde yaşanan küresel dalgalanmanın nedenlerini daha iyi anlayabiliriz. 2007’nin Şubat ayında ABD’de patlak veren mortgage sorunu, konut sektöründeki yavaşlamanın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Gelir düzeyi düşük kesimlere ödeme gücü araştırılmadan verilen yüksek faizli mortgage kredileri sorunun yayılmasında etkili olmuştur. Mortgage kredilerine dayalı menkul kıymetlere yatırım yapan fonlar da sonuçta önemli ölçüde zarar etmişlerdir. Bankaların bu menkul kıymetlerden zarar etmeleri, Temmuz ayında kredi sıkışıklığına yol açmıştır.
Genel olarak, karsılaştığımız küresel piyasa dalgalanmasının 3 temel nedeni bulunmaktadır:
a) ABD’de faizler düşük iken verilen mortgage (gayrimenkul) kredilerinin geri ödenmesinde zorluk çıkması.
b) Hedge fonlarda oluşan riskler. Hedge fonlara yapılan yatırımlar, aslında içinde fazla bir risk bulundurmaz gibi duruyor ve temel olarak piyasalardaki arbitraj olanaklarından faydalanarak yüksek getiriler yaratıyorlarsa da, fonlardan toplu çekimler yapılması halinde kaçınılmaz olarak likidite riski doğuyor ve fonlar iflas edebiliyorlar.
c) Petrol fiyatlarındaki yükselmenin yavaşlaması. Petrol fiyatlarının yükselmesiyle, petrol üreten ülkelerde büyük fonlar birikmeye başlamış ve bu büyük fonlar, bizim gibi gelişmekte olan ülkelere büyük miktarlarda yatırılmıştır.

Yatırımların tamamlanabilmesi için, bu paraların akış hızının artarak sürmesi gerekmektedir. Bu süreç de sadece petrol fiyatlarındaki artışlarla sürdürülebilecektir. Çoğu ekonomiste göre son günlerde yasadığımız bu krizin arkasındaki asıl neden hedge fonlardır. Hedge fonların yatırımlarını bankalardan aldıkları paralarla gerçekleştiriyor olmaları piyasaları en fazla tedirgin eden unsur olarak karsımıza çıkmaktadır. Bazı ekonomistler göre, hedge fonlar, küresel finansal piyasalarda yaşanan çalkantıların gizli sebebidir. Ekonomistler, risk çeşitlendirmeye gidip likidite sağlayarak finansal piyasaların istikrarına katkıda bulunmakla yükümlü hedge fonların bu krizin tam merkezinde bulunduğuna dikkat çekmektedir.

Bu noktada, krizin asıl sebebi olarak düşünülen hedge fonları daha ayrıntılı incelemekte fayda vardır. Hedge fonlar, genellikle benzer risk kategorisindeki ülke tahvilleri, hisse senetleri, özel sektör tahvilleri, kredi türev enstrümanları gibi enstrümanlarından oluşturulan portföylerin olası getiri farklarından faydalanmak beklentisi ile oluşturulur. Hedge fonlar üç temel yatırım stratejisine dayanmaktadır. Bunlar piyasa trendi, olay tabanlı ve arbitraj stratejileridir. Piyasa trendi stratejisi önemli bir makro olayın (Avrupa Para Birliği’nde oluşabilecek olan bir kriz vb.) üzerine geliştirilen bir yatırım stratejisi ile oluşturulmaktadır. Olay tabanlı yatırım stratejisi bir firmaya yönelik olan olumsuz bir olay ya da şirket satın almalarına yönelik olabilir. Arbitraj stratejisi ise birbirlerine risk yönünden benzeyen ama getiri yönünden farklı olan enstrümanlar arasında yapılır. Hedge fonların likidite sağlamak, fiyat belirlenmesi ile enformasyonun doğru ve etkin kullanılmasına katkıda bulunmak ve küresel portföylerde çeşitlilik sağlamak gibi faydalarının var olmasının yanı sıra önemli olumsuzlukları da vardır. Bunlar, finansal istikrarı bozabilir ve gelişmekte olan ülkelerin yerel maliye veya para politikalarının etkinliğinin azalmasına neden olabilirler.

Yukarıda anlatılanları kısaca özetlemek gerekirse ABD'de konut balonunun sönmeye başlamasıyla, konut sektöründeki riskli (yüksek getirili) kredilere dolaylı olarak para bağlayan bazı hedge fonlar sarsıntı geçirmişlerdir. Bu sarsıntı devam edince, bu fonlara göre pozisyon almaya çalışan yatırımcılar, riskli kâğıtlardan ve riskli yatırımlardan daha güvenli yatırımlara yönelmiştir. İşte bu hareket de önce ABD, daha sonra da dünya piyasalarında dalgalanmaya neden olmuştur. ABD Merkez Bankası FED, yaşanan krize son vermek amacıyla ıskonto faiz oranlarında bir indirim yaparak piyasalarda geçici bir rahatlama sağlamış olsa da, birçok ekonomist sorunun tam olarak çözülemediği ve zora giren yeni bir fon haberinin küresel piyasalarda yeniden dalgalanmaya neden olabileceği görüşündedir. Nitekim geçen yıl çıkan konut kredileri krizi yalnızca Amerika’daki değil, bütün gelişmiş ülkelerin mali sistemini sarsmış, batık finans kuruluşlarıyla beraber mali sistemde bir güvenlik krizi oluşturmuştur. Amerikan (FED), İngiltere ve Avrupa merkez bankaları para basarak ve borç verme kriterlerin gevşeterek duruma müdahale etmeye çalışmışlarsa da başarılı olunamadı. Birçok finans kuruluşu battı veya devlet tarafından el konuldu. Son olarak Amerika’nın en büyük bankalarından Lehman Brothers’a müşteri bulunamadı ve iflas etti. Merrill Lynch bir başka banka tarafından satın alındı. Almanya’da Dresner Bank ve Postbank ancak fiyatları belli bir yere gelince kendilerine müşteri bulabildiler. İngiltere’de Northern Rock bankası İngiltere merkez bankası kurtaramadı. ABD çaresiz kaldı ve 85 milyar dolarla sigorta devi ‘American International Group’u (AIG) devletleştirdi. Kriz henüz atlatılmış değil, Amerika başta, gelişmiş ülkeler tedbir alma çabasındalar. Bu tedbirlerin sonucunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Krizden reel ekonominin etkilenmeden atlatılması büyük bir başarı olacak.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü