Türk Dünyası Yardım Kampanyası
Orhan ARSLAN

turkocagi@turkocagi.org.tr

Efendiler! Bu Cumhuriyettir…

Kutlu Doğum ve Peygamberi Anlamak

20 Nisan 2011
Orhan ARSLAN

PEYGAMBERİ ÇOK İYİ ANLAMAK ZORUNLULUĞU

Din şu 3 temel esas üzerine kurulmuştur: Allah, Peygamber, Kitap.

Bu 3 temel esastan bize en yakın olan peygamberdir. Çünkü Allah haliktir, yarattıkları mahlûktur. Allahın zatını zaten kavrayamayız. Ancak esması ile anlamaya çalışırız. Allah kelamı olan Kuran da peygambere vasıtası ile bize gelmiştir.

eygambersiz onu da anlayamayız.

Kuranın “sizin içimizden Peygamber gönderdim” dediği Hz Muhammed anlaşıldığı zaman Kuran doğru anlaşılacak, Kuran doğru anlaşıldığı zaman da Âlemlerin Rabbi olan Allah doğru bir biçimde kavranılmaya çalışılacaktır.

Kuran, Sünnet, Hadis, tarih ve diğer bütün alanlarda Hz Peygamberin rehberliğine ihtiyaç duyulacaktır.

Kuranın örnek gösterdiği Hz Muhammed, hayatın her anının ve her alanının tartışılmaz rehberidir.

Efendimizi de Kuranın hakemliğinde ve Kuranın gölgesinde öğrenmek zorundayız.

Şahsiyetinin anahtarlarını, Allah katındaki değer ve kıymetini, görev ve yetkilerini, sorumluluklarını, bunların sınır ve hudutlarını ancak Kurandan öğrenebiliriz. Kuranı Peygamberden, Peygamberi Kurandan okumalıyız.

Doğru bir Peygamber tasavvurumuzun olmasında zaruret var. Peygamber tasavvurumuzun bozuk olması, insanla alakalı başlangıç kabullerimizin tamamını bozar. İnsan tasavvurumuz dengesini ve değerini yitirir, sapıtır.

İnsanların sorunu kitapsızlık sorunu değil, peygambersizlik sorunudur. Yani Peygamberi örnek almayan, Peygamberi bir hayata talip olan insanların az bulunuşu sorunudur. Zira Kuran hem her yıl artarak çokça basılmakta, satılmakta, dağıtılmakta ve okunmaktadır. Her zamankinden fazla da hafız yetişmektedir.

Günde 30 000 Kuran basabilen matbaalar var, ama peygamber ahlaklı insan yetiştiren kurumlar yok, ya da az.

Kurani hayat, sünnetli hayat olmadığı zaman anlam ve amacını yitirmektedir.

Kuran Peygamberi örnek gösteriyorsa, Onun örnek alınabilecek boyutlarının da Allah tarafından korunması gerekirdi. Onun için Allah Kuranı ve peygamberin örnek alınacak hususlarını korumuştur.

Efendimiz Rabbinden hiç mucize istememiş, Rabbimiz de bizim Peygamberimize mucize vermemiştir.

Efendimiz örnek olması vücudunun ve şemailinin olağanüstü özelliğinden dolayı değildir. Onun ender bir tarihi/ilahi tecrübeyi yaşamış olmasından dolayıdır. Onun çağa taşınmasından maksat, risalet mirasına varis olmamızdır.

Hz Muhammed gaye değil vasıtadır. Onun fazileti vahiyden, etkileyiciliği risaletten, büyüklüğü ahlaktan, örnekliği iki ayaklı Kuran oluşundan, değeri âlemlere rahmet oluşundan ileri gelir.

Peygamberlik yüceler yücesi bir makamdır, ilahi bir lütuf ve ihsandır, çalışmayla elde edilemez. Peygamberler de en üstün ve mübarek insanlardır. Ama sonunda kuldurlar (abduhu) ve onlar hakkında en doğru bilgiyi Kuran ve Efendimizin sünneti vermektedir.

Efendimiz bir kul peygamberdir. Rabbimiz Duha suresinde: “O seni bir yetim olarak bulup, sığınak olmadı mı? O seni yolunu kaybetmiş bulup doğru yola yöneltmiştir. Seni muhtaç bir halde bulup, muhannete muhtaç olmaktan ve mala tamahtan müstağni kılmıştı. Duha 93/6-8”.

Âlemlerin Rabbi, Peygamberine şu açık talimatı 2 yerde verir: “De ki, ben de yalnızca sizin gibi ölümlü bir insanım”. Kehf 18/110 ve Fussilet 41/6.

Elbette biz canımızdan, ana ve babamızdan, sahip olduğumuz her şeyden çok sevdiğimiz Sevgili Nebinin diğer bütün özelliklerini görmezden gelmeyiz. Ne var ki, bu şekli özellikler çoğu zaman, sünnetinin büyüklüğünü gözlerden saklamıştır.

Yani, Allahın kulu ve elçisi Resul (Selam ve destek O’na olsun) Abdullah’ın oğlu, Kasımın babası Muhammed’in arkasına saklanmıştır.

PEYGAMBER ÖRNEK OLARAK GÖNDERİLMİŞTİR
Peygamber vahyin ayaklanmışıdır, yürüyen Kurandır. Vahyin terbiyesine girmek isteyenlere Rabbimiz tarafından O’nun gibi olmaları, Onu örnek almaları öğütlenir. “ Doğrusu Allah Resulü sizler için, Allaha ve Ahiret gününe umut besleyen ve Allah’ı sürekli hatırda tutan herkes için güzel bir örnek teşkil eder. Ahzab 33/21.”

Bir şeyin örnek olması, taklit edilebilir olmasıdır. Bir şey örnekse, kopya edilebilir demektir. Allah örnek alınamayacak birini kuluna örnek alması için ve laf olsun diye teklif etmez. Teklif etmişse, O’na benzemek isteyen biri, isterse O’na benzeyebilir.
Peki, Kur’an Peygamberin neyini örnek olarak sunmaktadır. Ayette komple bir örneklik teklif edilmemektedir. Yani yüz şekli, boyu, kabilesi, kanı, soyu, kıyafeti, saçı, sakalı vb değildir bu. Deveye binmek, nalın kullanmak, çiğ süt içmek, bastonla gezmek, cellabiye giymek, sulu yemeğin olmadığı Arabistan’da elle yemek yemek, saçını kazıtmak veya uzatmak, sakal bıyık bırakmak. Bunlar olsa olsa Arap kültürünün örnekleri olabilir.

Burada örnek alınması gereken şey, Resulün dini anlayış, algılayış, yaşayış ve yaşatışıdır. Zira vahiy, Peygamber kadar inanan herkese gelmiştir.

Bu anlamda sünnet dinin olmazsa olmazıdır ve Kurandan kesinlikle ayrılamaz. Yine bu anlamda Kuransız bir sünnet nasıl düşünülmezse de, sünnetsiz bir Kuran da düşünülemez.

Çünkü kitaplar insanlara örnek olamazlar. Nitekim Kuran bize, kendisini değil Allah Resulünü örnek göstermektedir. Çünkü şuursuz şuurluya, cansız canlıya, kitap da insana örnek olmaz. Kuran kendi cinsindeki kitaplara örnek olabilir. Bu nedenledir ki, kitapsız peygamberler gelmiştir, fakat peygambersiz kitap gelmemiştir.

Hz Aişe: Onun ahlakı Kurandı diyor. Nitekim Rabbimiz de, ona itaati, kendisine itaat olarak adlandırıyor: “Kim Elçiye itaat ederse Allaha itaat etmiş olur. Nisa 4/80.” “ De ki, Allaha ve Elçisine itaat edin. Yok, eğer itaatten yüz çevirirseniz, iyi bilin ki, Allah nankörleri sevmez. Ali İmran 3/32.”. “ Peygamber, inananlara kendi özvarlıklarından daha öncelikli gelir. Ahzap 33/6”. Ve “ Resul size neyi verirse onu alın ve size vermediği şeyde de ısrarcı olmayın. Haşr 59/7.” Yine, Ama hayır. Rabbine andolsun ki aralarında tartıştıkları her konuda seni hakem yapmadıkça sonra da senin hükmüne içlerinde hiçbir tereddüt taşımaksızın tam bir teslimiyetle uymadıkça iman etmiş olmazlar. (Nisa 4/65).”
Allah’ın Resulü için koyduğu sınırlar bunlar. Ayrıca Efendimiz kendisi hakkında : ” Bana Meryem oğlu İsa’ya dedikleri gibi demeyin. Bana Allah kulu ve Resulü deyin” demiştir.

Bir insan için hayatın hangi alanında ve anında örnek alınması gerekiyorsa, o peygamberde vardır. Hayatı ve sünneti açık ve meydanda olan tek peygamber Hz Muhammed’dir. Bu kadar açık ve geniş müsbet ve güzellikler örnekli bir hayat, başka hiçbir peygamberde yoktur, başka hiçbir insanda da yoktur.

Allah Resulünü tanıtan en objektif, en orijinal ve en sahih kaynak Kurandır. Nasıl ki bize Kuranı Hz Peygamber öğretmişse, Hz Peygamberi de Kuran öğretmektedir. Nasıl ki, Peygamberin aracılığına başvurmadan Kuran yanlış anlaşılıyorsa, Hz Peygamberi Kuranın aracılığına başvurmadan anlamak Peygamberi yanlış anlamaya yol açacaktır. Bu ikisi et ev tırnak, tohum ve toprak gibi ayrılmazlar.

Hz Peygamber vahyin vesilesidir. Vesile yanlış anlaşılmışsa, vahyin doğru anlaşılması da tehlikeye düşer.

Kurana göre O, hayatın aktif, kurucu ve inşa edici bir öznesidir. Misyonu ölümsüz olandır. Kuran O’nu çağa taşımak için çırpınır. Kuran müminin hayatında O’nu güncel kılmak için ne gerekiyorsa yapar. Kuranın bak dediği yerden bakanlar da, O’nu üretmek için çaba harcarlar. Kuranda O’nu, O’nda Kuranı görürler. O’nu Kuranla, Kuranı onunla tanırlar. Kurana O’nun aynası, ona kuranın aynası gibi bakarlar. Peygamberlerini güncele taşıyarak ona arkadaş olurlar. O’nun risalet mirasını sürdürmeyi görev ve emir sayarlar.

Kutlu doğumu herkes neşe, sürur ve heyecanla değil bir hafta, her hafta kutlanmalıdır.

Zira:
Kutlu Doğumla gelen, evrendeki bütün insani değerlerin toplamıdır.
Kutlu Doğumla Gelen, Allahın kâinatı idare ettiği sistemdir.
Kutlu Doğumla gelen, Parçayı görenin bütünü görene teslim olma şuurudur.
Kutlu doğumla gelen, İnsan hayatından vahyi çıkarttığınız zaman geriye sapıklık kalacağı imanıdır.
Kutlu doğumla gelen, 1400 yıllık çöl kanunu değil, güncel, taptaze, hayatın her alanını ve her anını inşa eden iyilik ve güzellikler manzumesidir.
Kutlu doğumla gelen, Peygamberi çağımıza sokup, evimize, masamıza buyur edip, onu kendimize arkadaş peygamber yapma lütfudur.
Kutlu doğumla gelen, Efendimize her zaman selam vermek ve elest bezminde verdiğimiz destek sözümüzü yinelemektir.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü