Türk Dünyası Yardım Kampanyası
Orhan ARSLAN

turkocagi@turkocagi.org.tr

Efendiler! Bu Cumhuriyettir…

VEFATININ 47. YILINDA BÜYÜK GÜREŞÇİ YAŞAR DOĞU (1913- 08 Ocak 1961)

09 Ocak 2008
Prof. Dr. Orhan ARSLAN

Spor dallarının sembol isimleri vardır. Futbolda, basketbolda, güreşte, teniste vb. böyledir. Ancak Türk’ün milli spor dalı tereddütsüz güreştir. Zaten bundan dolayıdır ki, güreşe ata sporumuz denmektedir. Diğer spor dallarındaki galibiyet ve mağlubiyetler de önemlidir ama güreşteki durum hepsinden başkadır. Son yıllarda güreşteki popülarite futbola doğru epeyce kayıyorsa da, güreşin gönüllerimizdeki yeri hep başkadır.

Güreşin sembol ismi de Yaşar Doğu’dur. Yaşar Doğu milli güreşçimizdir. Buradaki milli sözünün altını çiziyorum. Millilik, yani milletlerarası arenada rakiplerini yenerek, ayyıldızlı nazlı bayrağımızı göndere çektirip, istiklal marşımızı herkese dinlettirmek demektir. Bu anlamda Yaşar Doğu ( 1939 yılında Oslo’da yapılan Avrupa Şampiyonasında 66 Kiloda ilk milli olduğu müsabakada, yaptığı dört güreşin birinde yenildi ve ikinci oldu. Hayatındaki bu tek yenilgisini sayı ile Estonya’lı güreşçi Toots’a karşı aldı. Oslo Turnuvası Yaşar Doğu’nun katılıp da şampiyon olmadığı tek şampiyona oldu) katıldığı bütün müsabakalardan galip ve şampiyon olarak çıkan emsalsiz bir güreşçimizdir.

Yaşar Doğu, ülkemizi yurt dışında temsil edip ses getiren çok, ama çok büyük güreşçidir. Çok çabuk kilo aldığı ve düşemediği için, 66 kilodan ağır sıklete kadar her sıklette minderlerde mücadele eden, hem serbest, hem de Greko-Romen dalında altın madalyalar kazanan tek güreşçimiz O'dur. 3 kez Avrupa (1946–1949 serbest, 1947 Greko-Romen), 1 defa Dünya (1951) ve bir kere de Olimpiyat (1948) şampiyonlukları elde eden Yaşar Doğu, 11 yıllık spor hayatında hiç yenilmemiştir.

1940–1944 Yıllarına denk gelen Olimpiyat Oyunları, II. Cihan Savaşı nedeniyle yapılamamıştır. 1952 Olimpiyatları'na ise Londra Olimpiyatları’ndan sonra kendisine ev armağan edildiği için Olimpiyat Komitesi’nce profesyonel ilan edilmesi münasebeti ile katılamamıştır. Savaş hali ve Profesyonellik ithamı gibi iki talihsizlik olmasaydı, Yaşar Doğu’nun 3 Olimpiyatı daha kazanıp, 4 olimpiyat şampiyonluğu gibi kırılması imkânsız olan bir rekora imza atacağı muhakkaktı.

Bilim, sanatta, sanayi ve ticarette olduğu gibi, sporda da olmamız gereken lig, Türkiye ligi değil, dünya ligidir. Yoksa Türkiye içindeki başarılar mevzi kalmaktadır ve çok bir kıymeti harbiyesi yoktur. Son yılların Kırkpınar Başpehlivanı Ahmet taşçı, bu bakımdan tipik bir örnektir. Müthiş bir gücü, pratik güreş zekâsı ve sporcu ahlakı ile Kırkpınar’da pek çok şampiyonluklar kazanıp altın kemerler alan bu pehlivanın namı da, şanı da sadece bizde kalmıştır. Keşke minderde Yaşar Doğu gibi birinin eline düşseydi diye hayıflanmamak elde değil…

Yaşar Doğu’dan Önce de ata sporumuzu yurtdışında temsil edip emsalsiz başarılar kazanan meşhur pehlivanlarımız vardır. Bunardan en azından ikisinden bahsetmeden ve Fatihalar göndermeden geçemeyeceğim.

Koca Yusuf (Doğumu 1856, Şumnu, Bulgaristan - Ölümü 1898. Dünyaca ünlü Deliormanlı Türk güreşçidir. Güreşin efsanevi isimlerinden olan Yusuf, 120 okkalık (144 kg) gövdesi, güreş becerisi, gücü ve sporcu ahlakı ile "Koca" lakabını almıştır. Türkiye’de ve Kırkpınar’da parlak başarılar kazanmasının ardından 1897'de Avrupa'ya gitti ve Paris'te minder güreşinin kurallarını öğrendi. Avrupa'da büyük ün kazanınca Amerika Birleşik Devletleri'nden davet aldı ve oraya gitti. Orada da yaptığı bütün güreşleri kazandı. Kazandığı paraları altına çevirerek, bankalara da güvenemeyip dönüşte kemerine istif ettiği rivayet edilir. ABD dönüşünde Fransız bandıralı La Bourgogne transatlantiğinin New York'un kuzeydoğusundaki Sable Adası'nın 60 mil açıklarında İrlanda bandıralı Crmartyshire şilebiyle çarpışıp batması sonucu tüm yolcular ve mürettebatla birlikte boğularak ölmüştür. Cesedi Atlas Okyanusu’nda kaybolmuştur) ve Kara Ahmet (1870, Razgrad - 1902, İstanbul, O da Deliorman'da doğdu. Döneminin ünlü pehlivanlarından Hergeleci İbrahim'in çırağı olarak yetişti. Kuvveti ve güreş yeteneği sayesinde kısa zamanda adını duyurdu. 1899'da 20. yüzyıla giriş nedeniyle Paris'te düzenlenen büyük fuar dolayısıyla yapılan ilk dünya güreş şampiyonluğu müsabakalarına katıldı. Bu şampiyonada dünyanın en seçkin güreşçilerini birbiri peşi sıra yenerek Türklere ilk resmi dünya şampiyonluğunu kazandırdı) rahmet ve dualarla anacağımız ve sporcularımıza örnek göstereceğimiz iki güreş dâhisidir.

Yaşar Doğu aynı zamanda hemşerimdir ve köylerimiz çok yakındır. 1913 yılında Samsun'un Kavak ilçesine bağlı Karlı köyünde doğdu. Babası Osman Çavuş seferberlik dolayısıyla gittiği cepheden dönmeyince 6 aylık bebe iken yetim kaldı. Osman Çavuşu 3 yıl bekleyen annesi Feride Hanım, daha sonra babasının köyü olan Emirli köyüne dönerek burada evlendi. Yaşar Doğu Karlı’da doğmuş, Emirli’de büyümüştür.

Karakucak kapışmalarında O'na ilk dersleri Büyükçirişli köyünden Sami Pehlivan (Aker) verdi. Sami pehlivanın anlattığına göre; “Yaşar Doğu, henüz 11-12 yaşlarında iken, Emirli’deki kireç ocaklarında çalışmaktadır. Atı, arabası yoktur. Çevrede düzenlenen güreşlere yürüyerek gider, çok yorgun olduğunda 15-20 dakika kadar rakiplerinin altında kalarak dinlenirdi. Sonra da üste çıkıp rakiplerinin işini bitirirdi. Sanki fil ciğerine sahiptir. Çok nefesli bir yapıya sahiptir”.

1936 yılında Ankara’ da askerliğini yaparken minder güreşine başladı.

Aşağıda yaptığı güreşler ve aldığı madalyalar topluca özetlenmiştir.

1939 yılı Oslo NORVEÇ de Greko-Romen stil 66 Kg da Avrupa 2.

1940 yılı İstanbul da Greko-Romen stil 66 Kg da Balkan 1.

1946 yılı Stockholm İSVEÇ de Serbest stil 67 Kg da Avrupa 1.

1947 yılı Prag ÇEKOSLAVAKYA da Greko-Romen stil 73 Kg da Avrupa 1.

1948 yılı Londra Olimpiyatlarında Serbest sitil 73 Kg da 1.

1949 yılı İstanbul TÜRKİYE de Serbest stil 79 Kg da Avrupa 1.

1951 yılı Helsinki FİNLADİYA da Serbest stil 87 Kg da Dünya 1.

Her iki güreş stilinde 6 altın, 1 gümüş olmak üzere 7 madalya kazandı.

Ay-Yıldızlı forma ile 47 güreş yaptı. Bu güreşlerin 33’ünü tuşla, 11’ini ittifakla, 1’ini ekseriyetle, 1’ini abandone ile kazandı. Galibiyetle sonuçlanan 46 güreşi 690 dakika sürmesi gerekirken, yaptığı tuşlarla bu süreyi 372 dakika 26 saniyeye indirmişti.

O’nun güreşçiliğini gösteren bir hatıra da şöyledir:

İkinci Cihan Savaşından sonra 1947 Yılında Çekoslovakya-Prag’da İlk kez “Demirperde Bloku”nun katıldığı bu şampiyona enteresan bir mahiyet taşımaktaydı. Zira Sovyet Rusya ve peykleri bir Demirperde ülkesinde yapılan bu şampiyonada tam bir ittifak içinde idiler. Yaşar, arkadaşlarına yapılan haksızlıkları gördüğü zaman, şampiyonluğu kazanmak için sadece Rus rakibini değil, Demirperde hakem bloğunu da yenmesi gerektiğini gayet iyi anlamıştı. Bu azimle girdi güreşlere ve rakiplerini çatır çatır yendikten sonra finalde Rus ile karşı karşıya kaldı. Güreşe fırtına gibi girdi. Rus'u tuttuğu gibi yere vurdu. Oyundan oyuna geçiyordu. Bir ara rakibinin sırtını yere yatırdı. Hakemler görmezlikten geldiler. Sonra bir tuş daha yaptı. O da aynı akıbete uğradı. Koca Yaşar kızmıştı. Olanca gazabı ile atıldı, çift sürer gibi sürdü Rus'u. Daha sonra hırsla rakibini çevirdi ve bir pestil gibi sırt üstü mindere serdi ve rakibinin göğsüne çıkıp oturdu. Teker teker bütün hakemlere baktı. Gözleri öfke ile doruydu. Hani “Bu da tuş değil mi be insafsızlar” der gibiydi. Hakemler istemeye istemeye “Evet” dediler. Tuşu da; şampiyonluğunu da bastıra bastıra kabul ettirmişti koca Yaşar...

1955 yılında İstanbul Spor ve Sergi Sarayın’ da yaptığı jübile ile güreşi bıraktı.

Yıllarca Milli Takımı çalıştırdı.

Milli Takım hocası olarak 15 Aralık 1955’te İsveç’te bulunurken ağır bir kalp krizi geçirdi.

Yurda döndükten sonra genç güreşçileri yetiştirmek için çalışmaya devam etti.

8 Ocak 1961 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu öldü.

Son derece alçak gönüllü, gurur ve kibirden zerre kadar eser taşımayan Yaşar Doğu, daima arkadaşlarını öğrencilerini yüceltmeğe çalışan bir yaradılıştaydı. Kendisine “Yaşar-Celal-Gazanfer üçlüsünün en iyisi hanginizdi”? Diye sorulduğunda, alabros tıraşlı başı, nefes alıp verirken inen geniş omuzlarıyla tane tane cevap verirdi:

Ben (1913-1961) bu işin HAMALLIĞINI

Celal (Atik) (1918-1979) CAMBAZLIĞINI

Gazanfer (Özcan) de (1925-) PEHLİVANLIĞINI yaptı...

Yaşar Doğu’da Allah vergisi bir kuvvet ve müsabaka yeteneği vardı. O, bir büyük sporcu, aynı zamanda büyük bir ağabey ve asla emekleri inkâr edilemeyecek büyük bir hoca ve yöneticiydi. Hatta onun ölümünü takiben “Yaşar Öldü, Türk güreşi öldü” diyenler de çokça olmuştur.

Yakışıklı, insan güzeli olan Yaşar Doğu’nun hayatı boyunca hiç kimseye hakaret ettiği ve kötü konuştuğu duyulmamıştır. Bizlere ev sahibi yapmak için çok uğraştı.

Müsabakaya çıkmadan önce abdest alması iki rekât namaz kılması ve maça öyle başlaması O’nun sporda, inancın ve maneviyatın ne kadar önemli olduğunu sporcu bilincine yerleştirmesine vesile olmuştur. Müsabakaya bu şekilde başlayış, Yaşar Doğu’dan günümüze kadar ulaşmış bir gelenektir. Bilindiği gibi Hıristiyan sporcular maça çıkmadan önce istavroz çıkartırlar. Müslümanların namaz kılarak mindere çıkmaları, maçtan sonra Rabbe secde etmeleri, ya da el açıp yardım talep etmeleri, maneviyatlara Yaşar Doğu şuurlandırmasından kalan anlamlı ve güzel bir mirastır.

Rahmetli Yaşar Doğu, dünyanın ve dahi Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi güreşçilerindendir. İdol olmuş, efsaneleşmiştir. Gerek eşsiz tevazusu, gerek mazbut aile hayati ve gerekse yüksek ahlakıyla bir sporcunun nasıl olması gerektiğini adeta tarif etmiş, kendinden sonra gelen tüm kuşaklara göstermiş ve bir Yaşar Doğu Ekolü yaratmıştır.

Yasar Doğu’nun Türk güresine kazandırdığı ve “Yasar Doğu ekolü” olarak bilinen değerli güreşçilerden bazıları şunlardır: Hüseyin Akbaş, Mustafa Dağıstanlı, Hayrullah Şahin, İsmail Ogan, Mehmet Alkış, Cemil Sarıbacak, İbrahim Karabacak, Sadrettin Özden, İsmet Atlı, Mahmut Atalay, Tevfik Kış, Hamit Kaplan, Tevfik Yüce ve Ahmet Ayık…

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü