Türk Dünyası Yardım Kampanyası
Orhan KAVUNCU

orhankavuncu@gmail.com

Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı

Kanada Kyoto Protokolünden Çekilmekte Haklı Mı?

22 Aralık 2011

Orhan KAVUNCU

     BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine (BMİDÇS) Taraf Ülkelerin 17. Toplantısı (COP17, aynı zamanda Kyoto Protokolüne Taraf ülkelerin 7. Toplantısı / CMP7) 28 Kasım – 9 Aralık 2011 tarihlerinde Güney Afrika’nın Durban kentinde yapıldı. Toplantıda alınan kararlarla ilgili resmi bir açıklama yok. Ancak Başkan Maite Nkoana-Mashabane “Durban’da elde ettiğimiz başarı, yarınları bugünden belirlemede merkezi bir rol oynayacaktır” dedi. Anlaşılan o ki, 2012’de biten süreyi 2020’ye kadar yeni şartlarla uzatan bir anlaşma sağlanabilmiş değil ve gözlemciler, müzakerelerin 2015’e kadar devam edeceğini söylüyor. Toplantı esansında Kyoto Protokolünden çekileceğinin sinyallerini veren Kanada, toplantıdan sonra çekilme kararını açıkladı. Çekilme gerekçesi “Kyoto Protokolünün çalışmaması ve protokolde kalması durumunda milyarlarca dolar ceza ödemek zorunda kalma riski” olarak açıklandı.

      Kanada’nın bu kararıyla ilgili bir yorum yapabilmek için BMİDÇS ve Kyoto Protokolü hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor:

BMİDÇS 1992 yılında Rio’da toplanan Dünya Çevre Zirvesinde 154 ülkenin temsilcileri tarafından imzalandı. Problem sözleşmenin ekinde bulunan iki listeden kaynaklanıyor. Ek 1’de yer alan listede gelişmiş ülkeler ve sera gazı salımını azaltmak yükümlülüğünde olan diğer ülkeler; Ek 2’deki listede ise, gelişmekte olan ülkelerin sera gaz salımını azaltmak yükümlülüğünü yerine getirmesine yardım yapacak ülkeler gösteriliyor. Kyoto Protokolü, Japonya’nın Kyoto kentinde 1995 yılında COP3’te imzalandı ve yürürlüğe girmesi için gerekli olan 55 ülke şartı 2002’de İzlanda’nın, imzalayan ülkelerin sera gazının %55’ini salıyor olmaları şartı da 2005’te Rusya’nın imzalamasıyla sağlandı. Kyoto Protokolünün 3. maddesinde, Ek 1’deki ülkelerin sera gazı salımını 2012 yılı sonuna kadar 1990’daki salımın %5’i oranında azaltmaları (1990’da 100 ton ise, 2012’de 95 tona inmesi) öngörülüyor.

Türkiye başlangıçta Ek2’de yer alıyordu ancak, 2001 yılında Fas’ta toplanan 7. Taraflar Toplantısında (COP7) oybirliğiyle Ek 2 ‘den çıktı ve Ek 1’de yer almakla birlikte farklılığı dikkate alınacak ülke konumunda tanımlandı. Türkiye, 2007’de Bali’de yapılan COP13’ten sonra protokolü imzalayacağını açıklamış, hükümetin hazırlık çalışmaları 2009 yılı Şubat ayında tamamlanmıştır. Böylece Türkiye de Kyoto protokolünden doğan sorumluluklara Ağustos 2009’dan itibaren muhatap konuma gelmiştir. Protokolü imzalamayan ülke sayısı çok azalmış durumdadır. ABD, protokolü imzalamayan bu birkaç ülke arasındadır.

BM İklim değişikliği web sayfasında BMİDÇS’ne taraf ülkelerin sayısı 192, gözlemci ülkelerin sayısı 4 olup, bunlardan 182 tanesi Kyoto Protokolüne taraf olmuştur.i
Son birkaç toplantıda Kyoto Protokolünde öngörülen tarih 2012’nin ileriye, muhtemelen 2020’ye uzatılması, bu arada %5 azalma yerine bu sekiz seneyi de içine alacak şekilde oranın yükseltilmesi, azalmayı Protokolde öngörülen seviyenin altına düşüremeyen ülkelere müeyyide uygulanması gündemdeydi. Ancak şimdiye kadar, ne 2009’da Danimarka Kopenhag’da, ne 2010’da Meksika Cancun’da bu noktalarda bir ilerleme sağlanabilmiş değildir.
Kanada, İklim Değişikliği Taraflar 17. Toplantısından sonra Kyoto Protokolünden çekildi. Çekilme kararını açıklarken belirtilen gerekçesinden Kanada’yı rahatsız eden kararı anlamak zor değildir. O da “mümkün olduğu kadar çabuk, 2015 yılından sonraya kalmamak üzere üniversal bir legal anlaşma benimseme” kararıdır.ii Bu kararı Kanada, menfaatlerine aykırı bulduğu için Kyoto Protokolünden çekilmiştir.
Taraflar toplantılarında BM üyeleri genellikle iki gruba ayrılıyor: gelişmiş ülkeler bir tarafta ve Hindistan, Brezilya, Çin gibi ülkeler karşı tarafta. Ek 2’deki ülkelerin, sera gaz salımını azaltmakla yükümlü ama gelişmiş ülke statüsünde olmayan ülkelere yardım yapma mecburiyeti problemin temelini oluşturuyor. Gelişmiş ülkeler böyle bir yardıma mecbur olmalarını haksız buluyor; karşıdakiler de “yardım yapmazsanız nasıl azaltalım?” gibi bir çeşit diplomatik şantaj yoluna gidiyor.
Kendi ülkesinin menfaatlerini korumak gayretinde olduğu için kimseyi itham etmemek gerekir, ama bunu yapacağım derken sera gazları salımı devam edecek, yani küresel ısınma devam edecek, “kış kışlığını bilmez” olacak, dünya yaşanmaz hale gelecek, hele mukadder son, sadece bu yüzden çabuklaşacaksa bu korunan menfaatlerin ne anlamı kalacak? Menfaatini koruyayım derken, ortaya çıkan global zarardan payına bir miktar düşecek, dolayısıyla aslında menfaatini korumuyor olacaksın. Dünya batarken hangi ülke kendini kurtaracak? Yani milliyetçilik, çevre meselelerinde, diğerkâm olmayı gerektiriyor; “Milleti” kurtarmak için “Beşeri” kurtarmak gerekiyor. “Milliyetçi olmak beynelmilelci olmayı gerektiriyor.”

Ülke menfaatlerini korumak, milliyetçiliktir. Bütünü görmeden bunu yaparsanız bu ilkel bir milliyetçilik olur, İbni Haldun’un “asabiyesi” olur. Ülke menfaatlerinin bütünün menfaatleriyle birlikte sağlanabileceği görürseniz bu gelişmiş, medeni bir milliyetçilik olur. Belki biz Türklerin milliyetçiliği ile diğerleri arasındaki fark bu konuda belirgin hale gelmektedir. İşte bir mukayese:

Kazakistan’daki Semipalatinski Nükleer Poligonlar kapatıldı ve bölge ülkeleri tarafından “Nükleer Silâhtan Arındırılmış Bölge” ilân edildi. Dahası bu beş Türkistan Cumhuriyeti Aral’ı Kurtarma Fonu oluşturdu. Aral’ın katili merkezi plânlamanın baş sorumlusu Rusya elini taşın altına halen sokmuş değil. Özbekistan daha 1994’te Biyolojik Mücadele Silâhları Üreten bir laboratuarı kapattı. Türkiye Dicle ve Fırat sularıyla ilgili anlaşmazlığı Suriye ve Irak’ta da su ihtiyacı olduğunu dikkate alarak giderdi; Kyoto protokolünü, birçok yükümlülüğü göze alarak imzaladı.

Kanada Kyoto protokolünden çekilirken kendi menfaatlerini koruyor ama küresel ısınmanın muhtemel zararlarından Kanada’nın kuzeyindeki buzullar kurtulamayacak. Sadece Kanada mı? Gelişmekte olan ülkelerden bazılarının, ancak yardım karşılığında sera gazlarını azaltma girişiminde bulunması, aksi takdirde sorumluluk kabul etmemesi Kanada’nın gösterdiği ilkellikten hiç de geri kalır değil. 

      Sahi bu Kanada’nın Ankara Büyükelçisi Diyarbakır’a gidip, “ülkesinin deneyimlerinden yararlanmaları konusunda yardıma hazır olduklarını” Belediye başkanına söylememiş miydi? Kyoto Protokolünden menfaatlerini korumak için çekilen Kanada, Diyarbakır’la deneyimlerini ne için paylaşacak?
i http://unfccc.int/2860.php

ii http://unfccc.int/meetings/durban_nov_2011/meeting/6245.php

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü