Türk Dünyası Yardım Kampanyası

”DARBEYE KARŞI 70 MİLYON ADIM”

00 0000
Orhan Kürşat TÜRKER
Elimde bir bildiri var. Daha doğrusu bir çağrı. Yukarıdaki başlık onun başlığı. Çok güzel kaleme alınmış. Okuyunca duygulandım. Metindeki haksız ifadeleri gördüğüm halde duygulandım. Özet olarak diyor ki, “21 haziran Cumartesi Günü Saat 17.00’de Tünel’de toplanıp Taksim’e yürüyeceğiz. Gelir misin?” Bildirinin tamamını yazının sonunda görebilirsiniz. Ama ben önce tepkimi ifade edeyim:

Evet gelirim. Ama buruk. Susurluk, Şemdinli arasına Ergenekon karıştırdığınız için yüreğim buruk. Oysa ötekileştirmeye çalıştığınız ben sizin acınızı paylaşırım. Yanınızda sandığınız, yaranıza merhem olacağını umduğunuz, sizi kullandığını farketmediğiniz taife değil, ben sizi anlarım, sizin için ağlarım; derdinize yanarım.

21 Haziran’da geleceğini umduğunuz o taife gelmeyecek, sizi yalnız bırakacak. Arkanızdan belki de kıs kıs gülecek.

Ama ben geleceğim. Şemdinli, Susurluk arasına Ergenekon’u yerleştirmek gibi bir aymazlığı, bir mankurtluğu yaptığınız halde ben geleceğim. Çünkü ben Nayman Anayım. “Ergenekon” kavramını yıpratmak için operasyonun ve /veya çetenin adını Ergenekon koyanlara alkış tuttuğunuz halde ben geleceğim.

Siz de gerçekleri görün artık ne olur? İslâm’dan zerrece nasibini almamış taifelerle birlik olmayı içinize sindirirken, beni öteki görmenizi havsalam kabul etmiyor. Bizzat kurucularının veya yok etmek isteyen birilerinin, meşru sayılmayan bir örgütlenmeye Ergenekon adını vermelerinin amacını anlamak yerine, kavramı yıpratma kervanına katılmakla aslında Anadolu’dan İslâm’ı söküp atmak isteyenlerin niyetine hizmet ettiğinizi görün artık ne olur?

İşte Yürüyüşe çağrı Metni:

“Darbeye Karşı Ses Çıkar

21 Haziran 2008 Cumartesi Günü, yılın en uzun, en aydınlık en beyaz günü.

İşte o gün 50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız bir şeyi yapmak için toplanacağız.

Demokrasiden, adaletten, özgürlükten yana ve darbeye karşı bir ses çıkartmak için.

O sesi 27 Mayıs 1960’da çıkaramadık. Bir başbakan gözlerimizin önünde asıldı.

27 Mayıs’a sessiz kalışımızın bedelini 12 Mart 1971’de hayatlarının en güzel çağındaki gençler ödedi.

Yine sessizliğe gömüldük. Ve o sessizliğin de bir bedeli vardı. 12 Eylül 1980’de yüz binlerce genç o bedeli ödedi, biz yine sessizce izlerken.

Tarih tekerrür etti. 12 Eylül 1980’nin sessizliğine doğan kızlar 28 Şubat 1997’de üniversite kapılarından başörtüleri yüzünden geri çevrildi, kaçınılmaz bedeli bu kez onlar ödedi.

Sessizdik. Sessizliğimiz cesaret verdi. 27 Nisan gecesinin sessizliğini bir e-muhtıra bozdu. Karanlıklar içinde sessizce Susurluklar, Şemdinliler oldu, Ergenekonlar kuruldu, Savcılar linç edildi. Sessizliğimizden cesaret alanlar hukukun arkasına saklanıp siyaseti tehdit ettiler.

Şimdi yılın en uzun ve en güzel günü şehrin orta yerinde sessizlik yeminlerimizi demokrasiden, vicdandan, adaletten yana derinlerden gelen bir uğultu sesiyle bozuyoruz.

Kepenkleri indiriyoruz, televizyonu kapatıyoruz, yemeğin altını söndürüyoruz, işimizden izin alıyoruz birlikte İstiklal Caddesi boyunca bir akşamüstü yürüyüşüne çıkıyoruz.

Tek renk, tek slogan, tek pankartla. Beyazlar içinde. Bir daha karanlıklar üzerimize çökmesin diye,

Kırıp dökmeden, kimseyi üzmeden olan bitenden rahatsız olduğumuz bilinsin diye,

Yıllardır süren sessizliğimizin bedelini bir daha çocuklarımız ödemesin diye,

Biliyoruz çok geç kaldık ama daha da geç kalmayalım diye,

Bu kez iş işten geçmesin, ağır çekim darbe amacına ulaşmasın diye,

Demokrasiden, siyasetten, özgürlükten, yeni bir sivil anayasadan yana; yargı darbesine, darbe tehditlerine karşı vakur bir ses çıkarmak için, ilk sivil bir uyarıyı vermek için,

Yargı darbesiyle işlevsizleştirilen meclise dokunmayın demek için,

21 Haziran 2008 günü, yılın en uzun, an aydınlık, en güzel, en berrak günü bir akşamüstü şehrin orta yerinden, Tünel’den Taksim’e doğru sessizlikten bir ses olup yürüyoruz.

Gelir misin?

DARBEYE KARŞI 70 MİLYON ADIM”
Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü