Türk Dünyası Yardım Kampanyası

ÖZDEMİR İNCE’NİN ELİFLERİ

16 Ekim 2007
Orhan Kürşad TÜRKER

Hürriyet Gazetesi yazarlarından Özdemir İnce bayramın üç günü “ince ince” yazdı. Bu yazıların maksadı, kendi ifadesiyle, AKP’yi iktidara getiren İslamcı hareketin Demokrat Parti iktidarıyla başladığını ve Demokrat parti iktidarının bir “karşı devrim” olduğunu ispat etmekti. Bunun için, Şevket Çizmeli’nin “Menderesi’in Konuşmaları, Demeçleri ve Makaleleri” isimli 9 ciltlik eserden yararlanarak hazırladığı "Menderes, Demokrasi Yıldızı?" isimli bir kitabına başvuruyor İnce, üç günkü yazısında da.

Nesini doğrultmalı ki? O kadar ince, zayıf ve yüzeysel yazmış ki İnce, o inceliğin arasında gördüğü hemen her Elif’i mertek sanmış ve tabii o zaman da merteğin arkasındaki koca bir ormanı görememiş.

Rahmetli Menderes’in “millete mal olmamış”, kendilerinin “laik”, merhumun “millete mal olmuş”, kendilerinin de “karşı” devrim dediği somut işlerden hemen hiç bahsetmemiş İnce.

1938- 1945 arasında yapılan “millete mal olmamış” (İnce’ye göre laik) devrimlere her hangi bir araştırma yapmadan hemen akla gelen iki örnek:

- ezan Türkçe okunacak,
- Eski yazı Kur’an öğretilmeyecek ve okunmayacak (evlerde gizli okuyabiliyordu insanlar)

Toplumu hurafelerden kurtarmak gibi aklı başında hiçbir aydının itiraz etmeyeceği iyi niyetlerle başlayan devrimin somut uygulamaları işte bu noktalara gelmişti.

1950’den sonra ezan Arapça aslına rücu etti. Kur’an öğretmek ve okutmak serbest oldu. Millete mal olmuş (inceye göre karşı) devrimler işte bunlardı.

Her iki dönemin de takdir ve tekdir edilecek uygulamaları olmuştur ama, Özdemir İnce’nin “pozitivist-laik- deist-ateist” bakış açısıyla ele alınan uygulamalar bu “dinle ilgili” konulardır.

İnce, Yusuf Kaplan diye bir yazar’ın ABD anayasasının babalarından Thomas Jefferson’a izafe ettiği “ABD Anayasa’sının ruhu İncil’dir” sözünü almış, Jefferson’un böyle söylemediğini yazan bir okuruna dayanarak, ABD’nin ne kadar laik ve Seküler bir anaysaya sahip olduğunu, Jefferson’un hurafelerden ayıklanmış bir İncil yazmaya teşebbüs ettiğini yazdıktan sonra Yusuf Kaplan’a “öğren de gel” demiş. Ve Jefferson’un İncil eleştirmesine hayranlığını gizlemeyerek “hodri meydan” demiş: “Sen de Kur’an’ı eleştirebilir misin?”

Hakikatte “öğren de gel” denilecek biri varsa İnce’nin kendisidir. Mertek yaptığı elifin arkasındaki orman o kadar büyük ki:

  1. doların arkasındaki “In God we trust”, yani “Biz Allah’a inanırız” sözünü ABD laisizmi ile sekülarizmi ortadan kaldırmamıştır.
  2. ABD başkanları seçildiği zaman İncil’e el basarak yemin ederler. Pozitivist-ateist-laik anlayışla bakıldığında yemin metni de eleştirilecek bir metindir.
  3. Bugünkü “Neoconservative” ABD politikalarının dayandığı “evangelist” yaklaşım, nasıl bir laik-Seküler yaklaşımdır?
  4. Jefferson’un hurafelerden ayıklamaya çalıştığı “İncil” (ler), Hz. İsa’ya gelen ve yok olan İncil yerine rahiplerin yazdığı binlerce farklı İncil’den İznik Konsülünde seçilmiş, muteber sayılmış dört İncil’den bir tanesidir. Yani gerçek İncil yoktur. Ama Kur’an Hz. Muhammed’e geldiği gibi kalmıştır.
  5. 13 Ekim tarihli yazısında Ateist bir insanın bir İslam memleketinde bazı dikkatleri göstermesinin “takiye” sayılmayacağını, sayılmaması gerektiğini söylemeye çalışıyor; ama beş vakit namaz kılmaya, ramazanda oruç tutmaya kadar işi vardırmanın “sakınım” olmadığını söylüyor Özdemir İnce. Doğrusu, gösterilecek dikkat, bir “sakınma” değil, bir toplumda yaygın inanç grubuna mensup olmayan birinin o inanca saygı göstermesidir. Sayın İnce kendisi o saygıyı gösterme ihtiyacı duymuyor. Üç gün bayram boyunca okurlarının bayramını kutlamadı.
  6. “Türbanperest” yaklaşımına gelince, İnce’nin sandığı gibi türbana tapan filan yok. Türban’ı takmak isteyenler var, onların bu isteğini yasaklamayı yanlış bulanlar var. Bunlara türbanı putlaştırıyorlar demek için Özdemir İnce’nin kafa yapısında olmak lazım. Ama işin doğrusu, pagan inanışlardaki kötülüklerin, karanlık güçlerin sembolü olan bir put haline türbanı getirenlerin olduğudur. İnce, kendi inanç sistemi içinde bana göre bir türbanperesttir. Türban onun için bir kötülük putudur.

Ne diyelim Allah akıl fikir versin. Zira kalplerdeki mührü açmaya, gerçekleri göremeyen gözlerin perdesini kaldırmaya ancak ve ancak o muktedirdir.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü