Türk Dünyası Yardım Kampanyası

İrfan Öğretmenin Sohbetleri Herkül Milas’a Soru: Asabiyet mi Taassup mu?

13 Mart 2013

İrfan öğretmen 50’sini geçmişti. 28 yıllık öğretmendi. Daha önce çeşitli yerlerde görev yapmıştı. Bunlardan bahsetmekten, hatıralarını anlatmaktan hoşlanırdı. Gürün’lüydü.
O gün okula yine her zaman ki saat 08.00’de varmıştım. Ama hafta başında ilk dersim boştu. İrfan hocayla Neriman öğretmen derse gitmişlerdi. Ben de oturdum yeni çıkan bir Evrim kitabını karıştırıyordum. Öğretmenler odasının kapısı açıldı. Baktım. Yeni matematik öğretmeni Aykut beydi, “Günaydın hocam” dedi, “nasılsınız, hafta sonu dinlenebildiniz mi?”

  • Ne gezer Aykut Bey kardeşim, dedim, dinlenmek için vakit mi var?Büyük oğlan hastaydı onu doktora götürdüm. Ne olduğunu bilemedik ama bana sorarsan çocuk böbreklerinden üşütmüş, ama doktorun teşhisi “unknowndisease”, yani bilinmeyen hastalık.
  • Amma teşhis, hadi sebebini bilemiyorsun, niye İngilizce söylüyorsun be doktor kardeş, değil mi ama Orhan hocam?
  • Evet, Aykut Bey aynı fikirdeyim. Türkçesi olmasa, Türkçe söylenemiyor olsa anlarım. Ama bilinmeyen hastalık işte Türkçesi…
  • Hocam ben üniversiteye geçmek için sınavlara hazırlanıyorum. Bir şekilde fark ettim ki, Matematik’te de birçok kelimenin Türkçeleşmiş, yani bu yapılamayacak bir iş değil. Ama türev demişiz de integral kalmış…
  • Ne sınavı Aykut bey daha yeni geldin?
  • Hocam zaten Yüksek Lisans yapmaya başlamıştım. Fakat hem öğretmenli hem Yüksek Lisans Dersleri zor oluyor. Araştırma Görevliliği sınavına gireceğim. Hocalar da beni seviyor ve sınava girmemi teşvik ediyorlar.
  • Hadi bakalım başarılar…

Aykut öğretmene nereli olduğunu, evlenip evlenmediğini soracaktım ki, kapı açıldı, İrfan öğretmen girdi içeri; teneffüse çıkmıştı.

  • Günaydın arkadaşlar nasılsınız?
  • Nasıl olalım hocam iyiyiz.
  • Allah iyiliğini daim etsin Aykut kardeş. Orhan önce cevap verseydi “Türkiye gibiyiz” diyecekti. Değil mi Orhan Efendi?
  • Evet, hocam, aynen öyle diyecektim. Benim oğlan hasta, teşhis konulamıyor. Türkiye’de binmiş bir alamete gidiyor kıyamete… Ne farkımız var ki?
  • Ne alametine bindik ki?
  • Daha ne olsun, anayasadan Türk sözü çıkarsa Türkiye güllük gülistanlık olacak, PKK ve yardakçıları sus pus olacaklar, terör bitecek sanılıyor. Adam Milas Herkül Zaman gazetesinde yazmış “Türk, Türkiyeli” diye… “Türk yerine Türkiyeli değişikliğini yapmak isteyenleri kutluyorum” diyor, “Ama kendini Türk hissetmeyen birisi Türkiyeli sözünden de ileride rahatsız olacak” diyor.
  • Ben okumadım ne zaman yazmış bunları?

Aykut cevapladı

  • Ben okudum hocam 12 Mart mı, 11 Mart mı öyle bir şeydi işte. Ben de Orhan hocam gibi rahatsız oldum. Zaman okurum sürekli ama bu yazı bana ters geldi.

Sevinmiştim demek bu Aykut’la bizim akordumuz tutuyordu. İrfan hoca o her zamanki bilgeliğiyle

  • Okumadım ama şu bir iki mütalaanızdan tahmin edebiliyorum Herkül’ün neler yazdığını. Rum asıllı olduğunu söylüyor ama ben bir Sünni Türkün müstear ismi olduğunu sanıyorum.

Hocanın sözünü kestim

  • İyi de hocam, diyor ki, “Türk sözü Sünni Türkleri kastetmese veya bu Sünni Türkler başkalarını dışlamasalar aslında Türk sözünden kimse rahatsız olmazdı.”Yani bütün suç bu anadili Türkçe olan sünni Türklerde…
  • Çok yanılıyor. Osmanlıcılık kimliği etrafında birlik sağlanamadı, Mithat Paşa “hilâlin yanına salip asalım bayrağımıza” dedi yine Hristiyantebaaya yaranamadık. Sadece bu masum Sünni Türkler “peki biz Osmanlıyız” dediler.  Ayrılıkçı Hıristiyanların cevabı, bir Rum mebusunun “Biz Osmanlı bankası kadar Osmanlıyız” sözleriydi. Ayrılık hareketleri hız kesmedi. Bu sözlerle Birinci Meşrutiyetin 1876’da ilânından sonra Balkan faciasına kadar geçen 35 senede biz Balkanların tamamını kaybettik. Şimdi de sonuç bu olacak, Türk sözü Anayasadan çıkacak ama ayrılık hareketleri ve talepleri artarak devam edecek.

Sessizce içeri girmişti bu arada Neriman hocanım. Söze girdi:

  • Hocam benim dedemle ninem o Balkan faciasında gelmişler İstanbul’a, babam kucaklarında bir bebek, halam 3 yaşında bir sabi. Aylarca kalmışız Süleymaniye camiinin avlularında. Sonra Bursa’ya yerleşmişiz. Aslımız Torbeş, Makedonya’nın Ohri tarafındamışız. Ninem derdi, “Te be kızım, biz Torbeşimiz, Gâvuru, Müslümanı herkes bilirdi Türkçe bilmediğimizi, ama bize Türk derlerdi. Türk demek Müslüman demekti bizim oralarda.” Bursa’da Kafkasya gçüöçmenlei vardı komşularımızın arasında, onların içinde de Türkçeyi benim gibi Türkiye’ye geldikten sonra öğrenen Çerkezler. Onlara da bize de Bursa’nın yerlisi insanlar hiçbir zaman yabancı gözüyle baklmadılar, kendilerinden ayrı görmediler.
  • İyi de, dedim, Herkül Milas ta zaten “Sünni” diyor. Herkül Milas’ın mantığıylka düşünürsek, sizin anadiliniz Türkçe değildi ama Sünni olduğunuz için ayırım yapılmadı size…
  • Tamam da, mahallemizde Kafkasya’dan gelen Azeriler de vardı ve onlar Şii, sanırım Caferi mezhebinden idiler. Onları da bağrına bastı Bursa halkı…

İrfan Hoca derin bir nefes aldı, “ya sabır” der gibi. Dikkatimiz ona toplandı:

  • Sevgili gençler, Herkül Miras, bir etnik taassuptan bahsediyor anladığım kadarıyla. Sebebi bulmuş bence, bu taassup her ayrılığın başı. Ama yanıldığı yer, kimin taassup gösterdiği. Neriman Hanım ne güzel gözlemiş. Taassup Türkçe konuşan Sünni Türk topluluklarda değil, tam tersine onların hoşgörüsü ve engin kabulleriyle Türk sıfatının bu devletin vatandaşı olan herkesi kapsamasını hazmedemeyen ayrılıkçı unsurlarda… Şüphesiz Sünni Türk dediğimiz ana damar aynı zamanda güçlüydü. Herkes Türk isminin oluşturduğu şemsiyenin altında olmak istiyordu. Şimdi ise baht utansın…

Neriman Hanım kabullenemiyordu:

  • Ne yani hocam, Türkler güçten düştü diye ben Türk olmaktan niye vaz geçeyim? Bu, asırlardır Balkanlarda ve Anadolu’da yaşayan bütün etnik unsurlar ve inanç grupları bugüne kadar varlıklarını devam ettirdiyse bu ana damarın hoşgörüsünden kaynaklanmadı mı? Şimdi de kalkıp ben Türk değilim dersem, bu dünyada birileri “Balkanlardandeden nenen geldiği zaman niye biz Türk değiliz demediniz?” demez mi? Ben Allah’tan korkarım, Gayretullah’a dokunur, öbür tarafta da hesaba çekilmekten korkarım. Hadi siz ne yapıyorsanız yapın, Türk müsünüz, gâvur musunuz, etnik kökeniniz nedir araştırın. Ben halimden memnunum. Çok şükür Türk’üm.

İrfan hoca basbayağı hüzünlenmişti:

    1. Hadi kızım, öğleden sonra ki derse girmeden bir lokma bir şeyler yiyelim. Hepinize afiyet olsun.
Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü