Türk Dünyası Yardım Kampanyası

İrfan Öğretmenin Sohbetleri: Bu Kavga Nereye Gider?

27 Ocak 2014

“Hocam nereye gider bu işin sonu?”

İrfan öğretmenin üçüncü saati boştu. Öğretmenler odasından herkes çıkmış, hoca yalnız kalmıştı. Tam Abdülhak Şinası Hisar’ın “Çamlıca’daki Eniştemiz” isimli kitabını açmış kaldığı yerden birkaç cümle okumuştu ki Orhan selâm vererek girdi içeri ve hoca kitabı kapatmak zorunda kaldı, çünkü Orhan hazır kimse yokken şu hükümet – cemaat çekişmesinin gidişatını İrfan öğretmenle sohbet etmek istiyordu. Nitekim soruyu hemen selâmdan sonra sormuştu: “hocam nereye gider bu işin sonu?” 

“Aleykümselâm, Orhan kardeş. İki satır okuyayım diyordum yetiştin hemen. Ne bileyim ben nereye giderse oraya gider işte”

“Hocam kızmayın ne olur? O kitabı her zaman okursunuz ama bu konuyu ikimiz başbaşa rahatça konuşacak ortam bulamayız her zaman. Dersinizin olmadığını biliyordum, benim de yok. Aşağı kantine gidip avluda çay, sigara zehirlenip boşa vakit geçirmektense gelip sizinle iki faydalı şey konuşalım istedim.”

“İyi bakalım konuşalım. Sen bu kavganın ne zaman başladığını biliyor musun?”

“Dersaneler kapatılsın konusunda Bakanlar Kurulu kararı çıktı ya. Cemaat de ona kızıyor tabii, hemen yolsuzluk davasını devreye soktu. Ekmek parası ama dersanelerin kapatılması iyi de oldu. Okulların pabucu dama atılmıştı artık. Şimdi eğitim kendi asli müesseselerine, mekteplere döner. Cemaat de dersaneleri birer ikişer özel okul, kurs filan yapar herhalde.”

“Orhan kardeş iyi güzel söylüyorsun da dersanelerin bıraktığı boşluğu dolduracak tedbirler alındı mı? Her zaman söylerim, “nesiller deneme tahtası değldir” diye. Dersanelerin verdiği eğitimi verecek, hiç olmazsa son yarıyılda son sınıflarda üniversite sınavlarına hazırlık yapacak vaktimiz var mı? Müfredatı tamamlayamayız.”

“Yani?”

“Yanisi, hazırlık yapılmadan, tedbir alınmadan verilen bu tip kararların arkasında eğitim dışı sebepler aramak gerekir. Nitekim dersane kapatma işini PKK – KCK çok istiyordu. Çünkü, 5-6 sene öncesinden cemaatin güneydoğuda eğitim faaliyetlerini yaygınlaştırdığını duyuyorduk. Bunu örgüt hiç istemedi. Bina, arsa tahsis eden, hibe edilen arsaya okul yapma işini üstlenen insanları PKK’nın tehdit ettiğini, hatta kaçırdığını bir kaç defa duydum. Dolayısıyla dersane kapatma işinden kim memnun diye baktığınız zaman iş epeyce aydınlanıyor. Van’da yörenin bazı il ve ilçe Belediye Başkan adaylarını açıklarken, örgütün önde gelenlerinden birisi, “halkımızı Mustafa Kemalin askerlerine, imamın ordusuna ve Recep Tayip’in hırsızların mecbur etmeyeceğiz” diyordu. Örgüt, “paralel devlet” diyerek bir taraftan kendi paralel devlet yapılanmasını kamufle edip hedef saptırmakta, bir taraftan da cemaati, Atatürk’ün askerleriyle aynı önem derecesinde düşman olarak ilan etmektedir; söylemleriyle de adeta hükümete bunlara karşı mücadelesinde yol göstermektedir.”

“İyi de cemaatin hiç mi suçu yok İrfan hocam?”

“Kişileri ve grupları değerlendirirken bir sınıf öğretmeni gibi hareket etmeliyiz. Bu olayda, ama sadece bu olayda, Türk Milletinin menfaatleri bakımından bir değerlendirme yaptığımızda cemaat sınıfı geçiyor.”

“Hocam bu yaklaşımı şimdiye kadar kimseden duymadım. İlk tanıştığımızda sizi kızdırmıştım. Hakkınızı helâl edin.” Konuşan Neslihan’dı. Öğretmenler odasına ne zaman girmişti, nası girmişti? İkisi de farketmemişlerdi. Orhan sordu

“Neslihan hanım ders bitti mi?”

“Yok bitmedi, ama az kaldı. Ders bitmeden çocuklara Satuk Buğra Han efsanesiyle ilgili bir metin okuyacaktım. Dolapta unutmuşum. Onu almaya gelmiştim. Sizin konuşmanızı duyunca hemen çıkamadım, merakla dinledim. Bana müsaade...”

Neslihan çıkınca Orhan

“Hocam bu kız Cemaatten olduğu için mi, Hükümet gemisi batmaya başladı da gemiyi terketmek anlamında mı böyle bir takdir sergiledi?” diye sorunca hoca gülümsedi:

“Hüsn-ü zanda bulunmak durumundayız. Önceki militan tavırlarıyla hüsn ü zannı pek de hak etmiyor ama belli olmaz. Bu gençler efradını cami, ağyarına mani düşünemiyorlar. Pek tez canlı oluyorlar. Belki de samimidir çocuk. Günahını almayalım.”

“Peki hocam öyle diyorsanız öyle olsun. Biz konumuza dönelim izninizle. Deniyor ki, bu yolsuzlukların farkındaydılar da niçin bu kadar beklediler? Dersanelerin kapatılmasına karşılık bu dosyaların adeta şantaj unsuru gibi kullanılması cemaatin pek de saf olmadığını göstermiyor mu?”

“Onu bilemem. Bu tip dosyaların hazırlanması, dinlemeler, takipler, sorgular filan derken zaman alabilir.”

“Hocam bir de Başbakanın bir iddiası var ki, vatandaşı etkiliyor. Türkiye’nin ekonomik olarak yükselişe geçtiği, boğazın üstünde üçüncü köprü, altında tüp geçit, İstanbul’a üçüncü havalimanı projelerinin hayata geçtiği bu dönemde rakiplerimiz düğmeye bastı. Türkiye’nin yükselişini önlemek istyorlar. Cemaat de bu düşmanla işbirliği yapıyor.”

“Bunu da bilemem. Cemaatin bazen Suudi Arabistan’la bazen ABD ile işbirliği içinde olduğu, bu ülkelerden destek aldığı söylenmiştir. Ama bugünkü olaylara bakınca, yolsuzluklara bulaşmış İranlı iş adamı çocukları görünce, hele bir de Amerika’daki Suud devlet adamına suikast girişiminin sponsoru olarak bu çocukların biri çıkınca dış güçün İran olduğu şüphesi artıyor. İran’ın da cemaatle aynı sepete girmesi mümkün değildir. Neyse, her şeye rağmen bu iddialar da hakikat kırıntıları taşıyor olabilir.”

“Yani cemaat de sütten çıkmış ak kaşık değil?”

“Orhan kardeş, ben cemaatin avukatı değilim. Biliyorsun cemaate mensup da değilim. Ağzımla kuş tutsam cemaatin beni bir şekilde taltif etmeyeceğini de bilirim. Sütten çıkmış ak kaşık mıdır, bulaşığı var mıdır işte onu bilemem. Ama İran işbirliğine hiç ihtimal vermem. Baksana cemaatin okul açmadığı belki de tek ülke İran. Benim, Millet menfaati bakımından üzerinde durduğum konu dersanelerin kapatılma kararını verdiren sebep. PKK istediği için dersaneler kapatıldı görüntüsü, bu kapışmada cemaati haklı duruma sokuyor. Sınıfta kaldığı olaylar da var elbette. Meselâ çok amiyane bir ifadeyle, insanları dindar yapmak noktasında hizmet yapan bir cemaatin siyasete bu kadar bulaşması doğru değildir, sınıfta kalmıştır. Partiler dışındaki sivil toplum kuruluşları kuruluş maksatlarının dışındaki alanlarda insiyatif sahibi olmaya çalışmamalıdır. Bu tavır, kuruluşların inandırıcılığını ortadan kaldırıyor, halkın onlardan soğumasına yol açıyor. Yardım kuruluşuysan yardımla iktifa et, insanları dinle barışık yapacağım diye yola çıktıysan orada kal. 28 Şubatın intikamını almak üzere TSK’nın bu kadar yıpratılması cemaatin affedilemeyecek bir hatasıdır, sınıfta kalmıştır. Bunları söylerken mihenk taşımız sadece aziz Türk Milletinin faydası zararıdır Dersane konusunda cemaati haklı bulurken de yine Milletin faydası zararına bakarak bunu yapıyoruz Orhan kardeş... Cemaat, olayların gösterdiğine göre bakacak olursak devletin bazı kurumlarına adamlarını yerleştirmiş, bir kadrolaşmaya gitmiştir. Bu “paralel devlet” suçlamalarını haklı hale getiriyor. Elbette her devlet gibi T.C. devleti de kendisine ortak istemez, devlet erkini devlet kimseyle paylaşmaz. Ama burada dikkat edilmesi gereken iki husus var: Birincisi “paralel devlet yapılanmasını ortadan kaldıracağım diye kuvvetler ayrılığı prensibini rafa kaldrımak” olmaz. İkincisi paralel devlet diye nitelendirilebilecek yapılanma sadece cemaatin değil. Onun kadar, hatta ondan daha örgütlü bir yapılanma güneydoğuda KCK/PKK yapılanması. Devlet berikini görüp de onu görmezden gelemez. Dediğim gibi bütün bu değerlendirmeleri yaparken mihenk taşımız aziz Türk Milletinin faydası zararı olmalıdır.”

Orhan bir şey söyleyecekti fırsat kalmadığını görünce vaz geçti. Zil çaldı. Arkadaşları şimdi birer ikişer Öğretmenler Odasına gelirdi.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü