Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Türk Dünyasi Gençlerinin Dikkatini Çeken Başkurtlar

07 Kasım 2012

Avrupa ile Asya’yı bir birinden ayıran Ural Dağları ve Ural (Yayık) Nehri Başkurtların ana yurdudur. Bir Türk boyu olan Başkurtlar ve onların vatanı olan Başkurdistan, Türkiye’de ne yazık ki nerdeyse hiç bilinmemektedir. Zaten Başkurtlar sayı olarak da pek kalabalık değildir. Dünya’da toplam 2 milyon civarında Başkurt Türkü olduğu bilinmektedir. Bu sayı yüzyıllardır artmamaktadır. Bugün Rusya Federasyonu’na bağlı olan Başkurdistan’ın yüzölçümü 143 600 kilometre kare olup, toplam nüfusu 4 140 336 civarındadır. Başkurdistan nüfusunun etnik dağılımı şöyledir: %29,8 Başkurt, %36,3 Rus, % 24,1 Tatar, %2,8 Çuvaş, %2,6 Mari, %1,3 Ukraynalı, %0,6 Moldovalı, %0,5 Udmurt’tur. Rakamlardan da görüldüğü gibi, Başkurdistan’da Ruslar çoğunluktur.

1552 Kazan Hanlığı’nın işgalinden sonra, Başkurtlar da Rus zulmünden nasibini almıştır. Rusların zorla Hıristiyanlaştırma siyasetine karşı meydana gelen ayaklanmaların büyük çoğunluğu Başkurdistan topraklarında patlak vermiştir. XIX. yüzyıl sonlarında Rus zulmünden kaçıp Türkiye’ye sığınanlar arasında Başkurtlar da olmuştur. Başkurtların sayısı az olduğundan ayrı köylere yerleşmek yerine Kazan Tatarları ile aynı köyleri kendilerine mesken etmişlerdir. Böylece Türkiye’nin her yerinde tek tük Başkurt ailelerine rastlamak mümkündür. Toplu olarak yerleşemediklerinden olsa gerek kendilerinden söz ettirememiştir Başkurt Türkleri. Bundan dolayı da Başkurtlar Türkiye’de tanınmamaktadır. Tanınmak, bilinmek bir yana, bazı Türkler Başkurt kelimesini duyduklarında, ‘bunlar acaba Kürt müdür?’ diye düşünüyor, onun için Başkurtlara farklı gözle bakıyorlar. Normal halk bir yana, resmi makamlar bile Başkurtları Türk olarak kabul etmemektedir. Bunun en belirgin örneği ise, Türkiye’ye eğitim amaçlı gelen Başkurtların diğer Türk Dünyası’ndan gelen öğrencilerden farklı değerlendirilmesidir.

Gönlünü Türk Dünyası’na vermiş olan “Dünya Gençleri Dostluk ve Dayanışma Derneği” Pazar Kahvaltısı ve Sohbetlerinin üçüncüsünü Ural bölgesi Türkleri Başkurtları tanıtmak için ayırmıştır. 4 Kasım 2012 tarihinde gerçekleşen sohbetin konusu Başkurtlar, konuşmacısı ise Türksoy’un Başkurdistan temsilcisi Ahat Salihov’du. Dünya Gençleri Dostluk ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Sedat Adakan konuyla ilgili şunları anlattı: “Derneğin kurulması için 2007 yılından itibaren çalışmalar yürüttük ve 2008 yılında resmi olarak faaliyetlere başladık. 2008 yılından bu yana çeşitli ülkelerde 8 Uluslararası Türk Dünyası Gençlik Buluşması gerçekleştirdik. Belli aralıklarla derneğimizde Pazar günleri kahvaltı ve sohbet tertipliyoruz. Başkurtlara atfettiğimiz sohbetten önce birçok konuda kendi aramızda tartışmıştık. Amacımız Türk topluluklarını tanıtmaktır. İlk tanıtma toplantısını Başkurtlardan başlamayı uygun gördük. Çünkü Başkurtlar Türkiye’de en az tanınan Türk topluluğudur. Ayrıca Ahat Salihov ile olan samimi ilişkilerimiz de buna neden oldu. Başkurtlarla ilgili konularda Ahat Salihov’dan sık sık bilgi alıyoruz.  Başkurtları tanıtmak için Ahat Bey’in ne kadar yoğun emek harcadığını biliyoruz. Toplantıyı 4 Kasım’a koymakta önce tereddüt ettik, çünkü hem üniversite sınavları hem de MHP’nin 10. Olağan Büyük Kurultayı 4 Kasım tarihine denk gelecekti. Gelen olur mu olmaz mı derken katılımcılar beklentimizin 2 katına çıktı, bundan dolayı çok mutluyuz.” dedi.

4 Kasım 2012 tarihinde saat 11’de yapılacak olan kahvaltı ve sohbete katılmak için oğlum Erk’le Dünya Gençleri Dostluk ve Dayanışma Derneği’nin yolunu tuttuk. Derneğe geldiğimizde insanlar yavaş yavaş toplanıyordu, ilerleyen dakikalarda yoğunluk daha da arttı. Hatta oturacak yer bulmak zordu, gençler hemen masa eklediler ve gelenleri sofraya buyur ettiler. Kahvaltı başlamadan önce de aramızda tanışma kaynaşma oldu. Katılımcıların büyük çoğunluğu üniversiteli gençlerden ibaretti. Azerbaycan, Afganistan, İran, Irak, Bulgaristan, Kosova, Kırgız, Başkurt, Tatar Türkleri bir araya toplanmıştı. Herkesin söyleyecek bir çift sözü ve merak ettikleri sorular vardı. Türk Dünyası temsilcileri gençler ilgili oldukları kadar bilgiliydi. Heyecanlı ve coşkulu gençlerin dışında, Kıbrıs Türk Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı M. Erol Ekenleroğlu, emekli asker, Alfa Gençlik ve Spor Kulübü Başkanı Mustafa Köşker, hemşire Derya Köşker, Türksoy’un Hakas Türkleri temsilcisi Timur Davletov, araştırmacı yazar Roza Kurban (bendeniz)da hazır bulunuyordu. Gençler güzel bir kahvaltı sofrası hazırlamıştı. Bir taraftan kahvaltımızı yapakken, diğer yandan da sohbet devam ediyordu. Kahvaltıdan sonra söyleşi kısmına geçildi. Önce katılımcılar kendilerini tanıttı, sonra Dünya Gençleri Dostluk ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Sedat Adakan küçük bir açış konuşması yaptı ve sözü Ahat Salihov’a verdi. 6 yıldır Türksoy Başkurdistan temsilcisi görevinde bulunan Ahat Salihov, , Başkurtları tanıtmak için büyük bir özveri ile çalışmaktadır. Gece gündüz, hafta içi hafta sonu demeden milleti uğruna çalışan Salihov Başkurtları anlatacaktı. Ahat Bey, Başkurdistan’ın bulunduğu bölge ile ilgili bilgi verdikten sonra Başkurtların tiplerini, kıyafetlerini dinleyicilere en ufak detaylarına kadar anlattı. Başkurtların kullandığı damgaların şekillerinden bahseden Ahat Salihov, Başkurtların kullandığı alfabelerle ilgili şunları söyledi: “Başkurtlar 1928 yılına kadar Arap alfabesi kullanmış, 1928 Bakû Türkoloji Kongresi’nden sonra Latin alfabesine geçmiştir. Fakat bu uzun sürmemiş Başkurtlar 1939 yılından sonra Kiril alfabesini kullanmaya başlamış ve bugün de bu alfabeyi kullanmaktadır.” dedi. Başkurtların kısaca tarihine değinen Salihov, yüzyıllardır zorla Hıristiyanlaştırma siyaseti yürütülse dahi Başkurtların gelenek, göreneklerini korumayı başardığını, asimile olmadığını ve bu geleneklerini bugün de sürdürdüklerinin altını çizdi. Başkurdistan’da Başkurt dilinde yayın yapan televizyon, radyo, gazete ve dergilerin bulunduğunu söyleyen Ahat Bey, Başkurt dilinin yapısı ile ilgili de bilgi verdi. Başkurt edebi dilinin 1917’den sonra şekillendiğini vurgulayan Salihov, Başkurt yazarlar ve şairlerle ilgili malumat verdi. Başkurdistan Yazarlar Birliği’nden söz ederken, birliğe kayıtlı 240 yazar ve şair olduğunu söyledi. Ahat Salihov’un sunumu katılımcıların Başkurtlar konusunda ufkunu genişletti. Katılımcılar, Ahat Bey’i soru yağmuruna tuttu. Bazı sorulara latifeyle, bazılarını ise büyük bir ciddiyetle yanıtladı Ahat Salihov.

Başkurtları, Başkurt kültürünü ve Başkurdistan’ı tanıtmakta Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı Türksoy’un çalışmaları da unutulmadı tabii. Bugüne kadar Başkurt edebiyatı temsilcileri Salavat Yulayev, Miftahettin Akmulla, Mecit Gafurilerin (2011) şiirlerini, “Başkurt Halk Destanı Ural Batır” (1996) , “Başkurt Halk Destanları” gibi kitapların yanı sıra Z.V.Togan’ın “Başkurtların Tarihi”(2003), “Başkurt Şecereleri” (2009) kitapları Türksoy tarafından yayımlanmış ve Türk okurunun beğenisine sunulmuştur. Ayrıca Başkurtça-Türkçe Konuşma Kılavuzu da Başkurt dilini öğrenmek isteyenler için büyük bir destektir. Ahat Salihov, Türksoy Teşkilatı’nın Etimesgut Belediyesi katkılarıyla yayınladığı 2 tane yeni kitap getirmişti, tanıtmak için. XX. yüzyıl Başkurt Edebiyatı’nın önemli temsilcilerinden olan Dinis Bülekov’un (1944–1995) “Yabancı” ve “Ömür Tektir” adlı romanları Nigar Kalkan tarafından Türkiye Türkçesine çevrilmiştir. Bu romanlar Başkurtçadan Türkçeye kazandırılan ilk romanlardır. Birçok romanı olan yazar Dinis Bülekov, 1988 yılında Başkurdistan Yazarlar Birliği’nin 10. Dönem Başkanı olmuş ve 1993 yılında Başkurdistan Yazarlar Birliği’ne tekrar seçilmiştir. Yazar, “Ömür Tektir” adlı romanı ile Salavat Yulayaev Devlet Ödülü’nü kazanmıştır. “Yabancı” ve “Ömür Tektir” romanlarının konusu ise 1980–1990 yıllarındaki değişimler ve yaşanan sorunlardır. Dinis Bülekov’un romanları Rus ve Tatar diline de çevrilmiş olup, son olarak Türk okurun beğenisine sunulmuştur. Yukarıda saydığım birçok kitabın hazırlanma aşamasında Ahat Salihov’un da büyük katkısı vardır. Salihov sözlerini sonlandırırken, S.İ.Rudenko’nun “Başkurtlar” adlı kitabından bahsetti ve şöyle dedi: “Bu kitap Türkçeye çevrildi ve çevirmenlerin birisi bugün aramızda. Ben sözü Roza Kurban’a veriyorum” dedi.

Sergey İvanoviç Rudenko’nun 1955 yılında Moskova-Leningrad’da yayınlanan “Başkurtlar” adlı kitabını eşim İklil Kurban ile birlikte büyük bir titizlikle çalışarak 2 yıl kadar sure içerisinde Rusçadan Türkiye Türkçesine çevirmiştik. “Başkurtlar” kitabının yazarı S.İ.Rudenko (1885–1969) arkeolog, antropolog, etnograf olmanın yanı sıra SSCB Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü’nün üst düzey yöneticisidir. 1945 yılında teknik bilimler üzerine doktorasını alan Rudenko, 1921–1954 yılları arasında Leningrad Üniversitesi’nde profesörlük yapmıştır. Rudenko’nun başlıca çalışmaları İdil boyu (esasen Başkurtlar) ve Sibirya halklarının yani Eskimo meselesinin etnografyası, antropolojisi ve arkeolojisi üzerinedir. Rudenko’nun en önemli çalışmalarından birisi hiç kuşkusuz “Başkurtlar”dır. Bu kitap hakkında Rudenko şunları yazmıştır: “ Ben kendime Başkurtların etnografik monografisini yazmaya amaç edindikten sonra, 1905’ten başlayarak malzeme toplamaya başladım ve 1908’de araştırmalarımı bitirdim. 1908–1909 yılları arasında Başkurt folkloruna bağışlanmış ilk eserim yayınlandı. 1916’da Başkurtların fizik tipleri hakkındaki monografinin ilk kısmı, 1925’te Başkurtların yaşamına özgü ikinci kısmı basıldı.  İşte bu “Başkurtlar” adlı eserim, yukarıda bahsettiğim monografinin ikinci kısmının yeniden işlenmiş şekli olup, Başkurtların Ekim Devrimi’ne kadarki yaşamını anlatır. Eserimi yeniden işlerken, onu baştan sona yeniden gözden geçirmem gerekirdi. Çünkü 1925 yılından günümüze kadar tarih ve etnografya biliminde büyük gelişmeler oldu. Önceleri genel bakışla yanıtlanan, önemli sorulardan biri, Başkurtların ortaya çıkışı ve yapısı hakkındaki soru, bugün yeniden gündeme getirilip, tekrar işlenmiştir.” (Rudenko 2001: VIII). ‘Başkurdistan’ın Doğası’, ‘Kısaca Tarihi ve Etnografik Araştırmalar’, ‘Toplumsal İlişkiler, Kabile ve Uruk Bölünüşleri’, ‘Uğraş ve Yaşam Biçimleri’, ‘Hayvan, Kuş ve Balık Avcılığı’, ‘Orman Arıcılığı, Arıcılık, Hayvancılık, Kuşçuluk ve Çiftçilik’, ‘Besin’, ‘Evde Yapılan Üretimler’, ‘Giysi ve Süsler (Ziynet)’, ‘Barınak ve Yapılar’, ‘Taşıtlar ve Yöntemleri’, ‘Aile Yaşamı ve Halk Bayramları’, ‘Sanat ve Folklor’, ‘İslam’a Kadar Olan Dini Düşüncelerin Kalıntıları’, ‘Başkurtların Etnolojisi’ şeklindeki on beş bölümden oluşan “Başkurtlar” kitabı gerçek bir başyapıttır ki, Başkurdistan’da bugün de bilim adamlarınca başucu kitabı olarak değerlendirilmektedir.  Türkiye’de Başkurtlar ile ilgili böyle bir kitap yoktu ve bu alandaki boşluğu doldurmak eşimle bana düşmüştü. Çevri işlerini bitirdikten sonra kitabı yayımlatmak için Başkurdistan Bilimler Akademisi’nden izin belgesi almıştık. 29.01.2000 tarihli 1111–22 sayılı izin belgesi şöyleydi: “Sayın, Dr. İklil Kurban, Başkurdistan Cumhuriyeti’nin Fenler Akademisi olarak biz S. Rudenko’nun “Başkurtlar” adlı kitabının tarafınızdan Türkçeye çevrildiğini sevinçle duymaktayız. Bu Türkçe çevrinin, Başkurt etnografyasına,  maddi ve manevi kültürünü dünya Türk halklarına daha da geniş halde tanıtacağına inanmaktayız. Bu gerekçeyle, Başkurdistan Cumhuriyeti Fenler Akademisi, Rudenko’nun “Başkurtlar” adlı kitabının Türkçe olarak basılıp yayınlanmasını onaylıyor.

Başkurdistan Cumhuriyeti
Fenler Akademisi Başkan Yardımcısı
Prof. M.A. İlhamov”

Başkurdistan Bilimler Akademisi’nden alınan manevi destek ve izinle bizim de maddi katkılarımızla kitap 2001 yılında Kömen Yayınlarınca Konya’da yayımlandı. Resimlerle de desteklenen bu değerli kitabı Türk okurlarına kazandırdığımızdan ve Başkurtların tanıtımında az da olsa katkımız olduğundan son derece mutluyuz. Katılımcılara bu kitap ile ilgili bilgi verdim ve “eğer Başkurtları yakından tanımak istiyorsanız “Başkurtlar” kitabını mutlaka okumalısınız” dedim. Sohbet sırasında Ural bölgesi deyince ilk akla gelen isim Zeki Velidi Togan (1890–1970) sık sık söz konusu oldu. Tüm Başkurtların manevi babası sayılan ünlü tarihçi ve büyük devlet adamı Zeki Velidi’den bahsetmezsek ona haksızlık etmiş olurduk. Ben de “Başkurtlar” kitabının yanı sıra “Önce Vatan” Gazetesi’nde yayımlanan “Zeki Velidi Togan ve Edebiyat” ve “Zeki Velidi Togan ve Arkadaş(lık)ları” başlıklı yazılarımdan da kısaca söz ettim. Sözümün sonunda Rudenko’nun “Başkurtlar” kitabını ve adı geçen yazılarımın bulunduğu gazeteleri Dünya Gençleri Dostluk ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Sedat Adakan’a hediye ettim.

Konuşmalar bittikten sonra Ahat Salihov katılımcılara Başkurdistan’dan getirdiği çikolatalardan ikram etti. Ayrıca Ahat Bey, katılımcılara göstermek için Başkurt geleneksel erkek kostümünü getirmişti. Kostüm kürk şapka ve üstlükten ibaretti. Başkurt geleneksel kıyafetleri çok güzeldir ki, katılımcılar da bunun farkındaydı. Gençler Başkurt kostümünü giyip fotoğraf çektirme yarışına girdiler. Avrasya’nın incisi Başkurdistan, özgürlüğüne ve bağımsızlığına düşkün cesur Başkurtların tüm yönüyle tanıtıldığı toplantı mutlu bir şekilde sona ermişti. Lider Türk Dünyası’nın, lider gençlerinin buluşma noktası olan Dünya Gençleri Dostluk ve Dayanışma Derneği sayesinde katılımcılar Ural bölgesini, Başkurt milletini daha yakından tanımıştı. Derneğin Genel Sekreteri Sedat Atakan başta olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Yolunuz açık olsun gençler!

Kaynakça:

1. Bülekov, Dinis, Yabancı, Başkurtçadan Türkçeye çeviren Nigar Kalkan, Ankara 2012.

2. Bülekov, Dinis, Ömür Tektir, Başkurtçadan Türkçeye çeviren Nigar Kalkan, Ankara 2012.

3.Rudenko, Sergey, Başkurtlar, Rusçadan Türkçeye çeviren Roza Kurban, İklil Kurban, Konya 2001.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü