Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Bayram Gelse

03 Mayıs 2011
Seda ARTUÇ

-İçimizdeki çocuğa…-

Ey çocuk! Her şey Lidyalı çocuğun Dünya’nın dengesini değiştirecek bir buluşu gerçekleştirmesiyle başladı. Önceleri çok masum görünen ve “para” adı verilen icat, Dünya nüfusunun artmasıyla birlikte önem kazandı. İnsanlar, paraya o kadar çok değer vermeye başladılar ki ona ulaşmak için birçok şeyi feda etmekten çekinmediler. Zamanla paranın ve parayla ilgili şeylerin sahibi olmak, dünya lideri olmakla bir tutulmaya başladı. Artık, bütün kapıların anahtarı olan buluş; kendisine çıkan her yolu insanlara mubah gösteriyordu. Sonrasında ardı arkası kesilmeyen savaşlar, susmayan silahlar; yaşı dinmeyen gözler…

Etiyopya’da açlıktan, yokluktan, hastalıktan ölen akranların var çocuk! Onların oyuncak arabaları, bebekleri, uçurtmaları yok. Hatta kumdan kuleler de yapmıyorlar, çünkü hayalleri yok. Belki, her gerçeğin gerçekleşmeden önce hayal olduğunu biliyorlar: Yine de beyaz, pembe, uçuk mavi rüyalar göremiyorlar. Onlar, çocuk olmanın ne demek olduğunu dahi bilmiyorlar.

Doğu Türkistan’da, atalarının toprağında fazlalık olarak görülen akranların var çocuk! Vatanlarına sahip çıkmanın bedelini kanıyla ödeyen tüyü bitmemiş yetimler… Evcilik oyunlarında kurdukları ailelerin bile bir ya da birkaç ferdi eksik oluyor. Oyunları, gördükleri zulümle gölgeleniyor.

Irak’ta cetlerine özgürlük vaat edilen emperyalizm kurbanı akranların var çocuk! Annelerinin alnına kara çalınan bombaların gürültüsünden sağır olan çocuklar… Duysan, yağmurdan kaçıp doluya tutulan insanın hâli parçalar yüreğini.

Diğer yanda, Arap Dünyası’nın çocukları var. Lidyalı çocuğun bulduğu para, masumiyetini kaybettikten sonra belki de en çok onları tüketti. Uçakların, çocuk dünyasındaki o mucizevî hâli onların kâbusu oldu. Bir uçağa binmeyi hayal etmediler mesela, uçak kelimesinin o, çocuklara yakışan uçuk kaçık çağrışımları Iraklı çocuklara korkunç geldi.

Filistin’de de kendi toprağından kovulan akranların var çocuk! Kundağı henüz çözülmeden katledilen sabiler… Ezanları susturulan ve üstüne üstük bu zulme alkış tutanlara muhtaç çocuklar…

Japonya’da istikbali bir zamanların en kötü icadıyla yok edilmiş akranların var çocuk! Öyle kötü bir icat ki masum insanların, uzak gelecekte bile etkilerini hissedecekleri; sağlıklarının normale dönmeyeceği izler bıraktı. Belki onlar, aynadaki suretlerini bu nedenle hiç sevemeyecekler; atalarına hiç benzeyemeyecekler.

Anadolu’da hayalleri çalınan cetlerin vardı çocuk! İstiklal Harbi’nde Doğu’da, Batı’da, Kuzey’de, Güney’de güzel günler görebilmen için mücadele edildi. Bu milletin çocuğu olmak seni diğerlerinden daha şanslı kılan bir nedendi. Tarihinde hiç zulmetmeyen bir milletin çocuğu olduğun için Gazi Paşa sana bir bayram hediye etti. Seninle beraber dünyanın bütün çocuklarının bir bayramı olsun istedi. Çünkü günahsız, hesapsız, dosdoğru ve gerçek olan sizdiniz. Dünyanın ilk ve tek çocuk bayramı bu yüzden sizlerin olmalıydı. Aslında her şeyin en iyisini, en güzelini hak eden sizler Lidyalı çocuğun buluşundan sonra en büyük zararı gördünüz.

Ey çocuk! Sen temizsin, bize benzememelisin. Paranın sıcak yüzü, ellerini soğutmamalı. Uzat küçük, pak ellerini: İçimdeki çocuk, çocukluğuna hasret kaldı…

Seda ARTUÇ
(22.04.2011- Ankara)

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü