Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Beyaz Mucize

06 Nisan 2011
Seda ARTUÇ

Kâinat’ın kalbine inci harflerle yazılmış bir kitap düşmüştü. Bembeyaz sayfalara sütle yazılar yazılmıştı. Kader, sabırla kendisine gitmemizi bekliyordu. Biz, ona kavuşmak için aceleciydik. Kimilerinin kaderi kef’le yazılmıştı, “keder” diye okunurdu. Kimilerinin kalbi beyaza vurulmuştu…

Cenneti ayağının altına almaya layık olanların can evlerine bazen birer İlknur düşerdi. Bahar mevsiminde sahile çıkıp kapakçığını açan midyenin, yağmur damlasını yutup denize dönmesi hikâyesindeki gibi İlknur, zamanla inciye dönerdi. İnsan denilen inci, kabuğundan kurtulup gözlerini Âleme açınca, kenarı oyalı kundaklara sarılırdı. Beyaz, ak pak kundaklara… Eşref-i mahlûkat olarak kalmak çabasıyla, Kâinat’ın Kalbine Düşenin izinden gitmeye gayret ederdi…

Elest Bezmi’nden beri, zamanın Sırat-ı Müstakim’ine tespih taneleri gibi dizilen inciler, bazen Kenan Ellerinde can verir bazen Küffar ellerinde ruh teslim ederdi. Asumanı kimi zaman tatlı sevinç sedaları, kimi zaman çocuk nidalarının acı hıçkırıkları doldururdu. Beyaz yazılar, beyaz sayfalarda sessiz çığlıklar atsa da gerdanlık olma mertebesine ulaşmayı başaramamış kimi inciler ziyan olup giderdi. Kimi inciler de en güzel gelinlerin boynunu süslerdi…

Âleme saçılan inci görevini tamamlayınca Sürgününü Çağıran Çınar, nefesini geri alırdı. Artık, incisini sabırla bekleyen kaderin hasreti sona ermiş; Vuslatların Vuslatı gerçekleşmiş olurdu. İlknur’dan kalan suret, Âlem’e gözlerini açtığı şekilde, beyaz kundağına sarılır, gözleri son defa kapanırdı. Kabir- nasibiyse eğer- dört müminin omzunda, son yolculuğuna çıkarılan beyaz mucize, bir damla hâlinde toprağa düşer; geriye ondan sadece beyaz sayfalar kalırdı. Beyaz Melek, incisini hiç kimseye hissettirmeden alıp giderken onu yalnızca Mülkün Sahibi görürdü…

Seda ARTUÇ
(04.04.2011-ANKARA)

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü