Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Tabloların Farkı

00 0000
Seda ARTUÇ

Yıllar önce “Van Gogh Anısına” yaptığım bir yağlı boya tablonun çeşitli hatalarını, eksiklerini, fazlalarını bugün fark ettim. Bu fark ediş bana gönlümdeki tabloların noksanlarını da idrak ettirdi. Hayattaki her şeyin temelinde aşk vardır. Yaradılışın o mucizevî tezahüründen en basit oluşumlara kadar her şey bir aşk tohumundan filizlenir, dallanır, serpilir… Gönlümdeki ve ruhumdaki tabloların kanımla, fikirlerimle, hissiyatımla şekillenmiş olması ise benim hayatımın tohumu olan aşkın tecellisidir.

Van Gogh, sarı renge âşık olduğu için mi sarışın bir kıza âşık oldu; yoksa sarışın bir kıza âşık olduğu için mi ölümü bile buğday tarlasında oldu bilmiyorum. Ben, yağlı boya ilk tablomu perspektif hatasıyla tamamladığım için mi gönlümdeki tabloyu düzeltemiyorum; yoksa gönlümün tablosu hatalı olduğundan mı Van Gogh’un tablosunu kusurlu yaptım onu da bilmiyorum. Ancak, aşkın bir felsefe olduğu kanaatindeyim. İnsan, kafasındaki ülkünün sahibiyle beraberse mutludur. İnsanın kafasındaki ülkü, onun aşkıdır. Bu aşk, öyle çok şey ihtiva eder ki bir süre sonra âşığı peşinden koşturur. Artık, ona giden her yol mubah; onu çağıran her ses meşrudur. Dolayısıyla dışarıdan bakıldığında tablo hatalı olarak görünse bile, hatta bu görüntü âşığın kendisini de yanıltsa bile, aslında hata olarak telakki edilen şey peşinden koşulanın diğerlerinden farkıdır.

Âşık, sıradanlığı elinin tersiyle ittiği için yaşadığı toplumla çelişir. Kendisiyle çelişir… Onun derdi; gerçeği bulmak, kalıplara uymak, ömrünü uzatmak gibi şeyler değildir. Onun derdi: Bir damladan insanı vücuda getirenin, zerreden Kâinat’ı halk edenin efsanevi güzelliğini hissetmektir…

Bugün, yıllar önce yaptığım tablonun farklılıklarını fark ettiğimde, gönlümün tablosunun diğerleri gibi olmadığı için güzel olduğunu anladım. Her şeyin tohumu olan aşk, beni kendine esir etmişse suçlu aramanın mantıksız olduğunu anladım. Asıl hata, sıradanlığa boyun eğip etliye sütlüye karışmamakmış anladım. Ön yargıların milleti esir ettiği güzel ülkemde tarihin sararmış sayfalarının tekerrürü ile yanmak ne büyük imtihan; yüreklerinde filizlenen en ulvi aşklarla memleketi bugüne getiren büyüklerden feyiz almak yerine kendi çıkarları için çabalayan zavallılara alkış tutmak ne büyük hata, anladım…

Vatanı sevmek, her şeyi sevmektir. Vatan olmadan din, dil, ırk, tarih, namus, bayrak, eş, dost, arkadaş, mal, mülk yani maddi manevi hiçbir değer hiçbir mana ifade etmez. Her şeyin tohumu aşktır, derken de en çok bunu kastettim. Sonra fark ettim ki zaman içerisinde bu tohumu da ithal edenlerin sayısı arttı. Yürek, sadece bir organ değil, anladım. Bu nedenle aşkım, istikbalimiz olan çocukların eline taş değil, sapan değil kalem vereyim istedi. Şimdi yüreğim, milletimin hâline acısa da gönlümdeki tablo, değerini muhafaza etmeye, çocuklara farkını anlatmaya ant içti...

08.06.2011- ANKARA

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü