Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Öpülesi Bir Elden Hatıra…

03 Şubat 2011
Seda ARTUÇ

“Ali Akbaş Hocama Arz-ı Hürmetle…”
Öpülesi bir elin, hayranlık uyandıran yüreğiyle söylediği mısralar düştü aklıma:
“Yıldızlar,
İri, şehlâ gözlerdir
Geceyi gamlı kılan
Uzaktan süzerler bizi
El değmemiş terütaze tenleri
Ölmüş ergen kızlardır
Yıldızlar” [1]

Efsunlu sözlerinde kendimi bulduğum O adamı, ilk bu dizelerle tanımıştım…
Harran göklerinin izlemeye doyamadığım gecelerini hatırladım. İnsan, bu dizelerden sonra tasvirde de zorlanıyordu. Ancak gurbet, bir de sevgileri yarınlara bırakmışsanız, yüreğinizde onmaz yaralar açıyor zamanla… Harran göklerinin geceyi gamlı kılan yıldızlarla bezeli bağrından, damgaların nihaî göçünün kayalara çizdiği bir bozkır coğrafyasına gelmiştim. Sevgisi hesapsızsa insanın, kişi mutlu olur. Çünkü o zaman insan, hayatın her gün defalarca yaptığı sürprizleri fark eder; bu fark ediş nükte bile olsa kişiyi gülümsetmeye yeter. Terütaze tenleri el değmemiş ergen kızlar diyerek şair, benden bahsediyordu. Herkesin bizi kavganın içinde büyüyoruz sandığı Şark’ın kutsal topraklarından… Bir gün bu yüreğin sahibinin ellerini öpebileceğim hesapta olmadığı için sürprize gülümseyebildim…
Üstat, ana-baba toprağımın adını zikrettiğimde, “İkisi de töreli memleket” dedi. Asya’nın derinliklerinden, Anadolu’nun ortalarına gelinceye kadar töresini yalçın kayalara işleyen atalarımı rahmetle yâd etti. Değerli olan şey paylaşılamaz; paylaşılamayan şey için kavga edilirdi. Töre, değerlerin ebediyeti için konulmuş kurallardı: Gelinliğimiz, kefenimiz, düğünlerimiz, taziyelerimiz, türkülerimiz, hoyratlarımız, yemeklerimiz, yeni doğan çocuğa ad verme törenlerimiz, sevdalarımız, kavuşamayışlarımız en önemlisi gerçekliğimizdi. “Gerçek”leşirsek töremizi de öğretebilirdik. Etrafımızda kavga vardı, cehalet vardı; kendi şuursuzluğunda kaybolmuş kimi çevreler, töre diye dayatılan aslında töremizle uzaktan yakından ilgisi olmayan saçmalıklara inanmak istiyordu. Bu arada da yaşla kuru bir yanıyor, adımız bühtanlara karılıyordu. Hâlbuki kavgacı olan biz değildik, Allah’ın bize bahşettiği topraklara fitne sokmak için hasmımız kavga ediyordu. Fakat Üstat, töremin aslında Türk anayasası olduğunu biliyordu, ellerini öptüğüm için bir kez daha göğsüm kadardı…
Hocamın, ikisi de töreli memleket diye zikrettiği Elazığ ve Urfa’ydı. Türkistan coğrafyasının sacayağı diye bahsedecek olursam kulağımda türküleriyle büyüdüğüm Kerkük’ü de hatırlamalıydım. “Vatanın her tarafı bizim” ifadesinin hakkını vermek Ay-Yıldızlı Al Bayrak’ın dalgalandığı her yerde yabancılık hissetmemekti. Hatta vatan, Türk’ün nefes aldığı her yerdi. İnsana huzur veren tevazuuna hayran olduğum adam da buna inanıyordu ki Maraş’ın kucağında yetişmiş olmasına rağmen “Şiir ve Şehir”de şöyle diyordu:
“Bahane edip şiiri
Bağrıma bastım şehiri
Belli ki yıllardan beri
Gelip gitmemden bezdiler
Beni Harputlu yazdılar


Başka yerde doğsam bile
Gözetmediler silsile
Sevgimi edip vesile
Eski kütüğü bozdular
Beni Harputlu yazdılar” [2]

Damgaların nihaî göçünün kayalara çizdiği bozkır coğrafyasını artık gurbetim saymayış nedenim buydu. Hesapsız sevgilerimin sürprizleriyle saadet sürerken heyecandan yüreğim yerinden fırlayacak sandığım bir görevle müşerref oldum. Üstat, Türk Dünyası’nda yılın edebiyat adamı seçilmişti; tebrik için düzenlenen merasimi ben arz edecektim. İtikadımca O, yılın değil yüzyılın edebiyat adamı seçilse bile azdı. Körün ölüp badem gözlü; kelin ölüp sırma saçlı olduğu güzel ülkemde, kadri kıymeti kelimelerle ifade edilemeyecek Hocamın, Rabbim uzun ömürler versin, değerinin bilinmesi güzelliği karşısında gözyaşlarımı tutamadım…
Belki de ömrümün en şerefli vazifesini, elim erdiği dilim döndüğünce yerine getirdim. Merasim sonunda Üstat’ın ellerini bir kez daha öptüm. Şimdi Hocamın sureti, divitimi yüreğimin hokkasına batıra batıra töremi yazdığım âcizane satırları izliyor. Fildişi kulemin en görkemli duvarında asılı bir resim… Altını “S… Kızıma…” diye imzalamıştı… Hasretinde olduğum Harran gökleri, Cennet Harput havalisi ve Kerkük türküleri anladım ki aslında bana şah damarım kadar yakın…


[1] Akbaş, A.(2011, Ocak). Eylüle Beste. Bengü Kitap: Ankara.

[2] Akbaş, A. (2011, Ocak). Turna Göçü. . Bengü Kitap: Ankara.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü