Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Aklıma Bir Şey(ler) Takıldı

07 Mart 2014

“Bayrak gibi olmalısın
Her daim başı dik ve hür
Ekmek gibi baş üstünde
Sudan aziz, şefkate gebe…

Bayrak gibi olmalısın
Uğruna kan dökülen
Toprak gibi yürek üstünde
Vatan kadar aziz, namusa gebe…”

Kendine körse bir insan dünyaya kördür! İşte bütün ezilmişlik, yenilmişlik, kırılmışlık, itilip kakılmışlık buradan doğar. Kaç aldatılmış kadının hikâyesini dinlediniz? Kaç şiddete maruz kalmış kadın gördünüz? Ya hakaret, taciz, aşağılanma mağduru kaç kadın sıralayabilirsiniz? Bir de din kurallarının bile ataerkil yorumlandığı hususu göz önüne alınırsa bu yazı okunduktan sonra kimler bizi “döver” hesaplayabiliyor musunuz?

Diğer yandan kaç kadın kendi katilini doğurdu? Kaç kadın,  bir başka kadına eş olsun diye bir oğul yetiştirdi? Kim bir evlat yetiştirirken “insan insana” sohbetler etti? Hangimiz evliliğe unvanların birleşmesi yahut şirketlerin büyümesi nazarıyla bakmadı? Kaç ana evladına yüksek sesle konuşmanın bir adabımuaşeret kuralını ihlal etmek olduğunu öğretti? Ya kaç kadın, gücün bilekte değil yürekte olduğu gerçeğiyle yollar kat etti?

Kaç erkek, Cennet’in yalnızca kendi analarının ayakları altında değil; annelik istidadına sahip kişilerin de ruhlarında olduğunu bildi yahut kaç erkeğe bu, bildirildi? Kaç “adam” varlığının sebebine bir kadının vesile kılındığını hiç unutmadı? Kimler oğullarına bir kadının sadece tenden, şehvetten ve bir tencere yemekten, bir sepet çamaşırdan ya da bir üreme aracından ibaret olmadığını öğretti?

Kaç kadın kızına, bir erkeğin korumasına değil şefkatine ihtiyacı olduğunu söyledi? Kim, bir oğul doğurmanın bir kız doğurmaktan daha yüce bir iş olmadığını fark etti? Hanginiz, “namus” kavramının sadece kadınların sahip çıkması gereken bir değer olmadığını idrak etti? Kaç kadın bir erkek için başka bir kadının canını yaktı? Kimler güzellik kavramının, dünyayı “et pazarına” çeviren bir rekabet ortamı oluşturmak olmadığının bilincinde?

Kimin aklına dedikodu deyince bir kadın gelmiyor? Kim, ortamda meydana gelen kısa süreli sessizlikler için söylenen “bir kız doğdu” ifadesine itiraz etti? Hanginiz “saçı uzun aklı kısa” tabirine muhtelif biçimlerde itiraz etti? Neden kendilerinden onlarca yaş küçük kızlarla evlenen erkekler tenkit edilmiyor da kendilerinden birkaç yaş küçük erkeklerle evlenen kızlar yerden yere vuruluyor? Bu toplum neden kadınlara “dul” diye bir damga vururken, erkeklerin sonsuz kez izdivacı mubah sayılıyor?

Şiddeti, tacizi, eziyeti gören kadınlar olduğu hâlde, neden bütün bunlara itiraz eden kadın olduğunda “adı çıkan” da kadın oluyor? Niçin saçma sapan, niteliksiz gündüz yayın yapan birtakım televizyon gösteriminin adı “kadın” programı? Neden hâlâ erkek egemen birçok konferansta vs. “kadın şair olur mu” şeklinde içi boş sualler gündeme geliyor? Nasıl bir gerekçeyle kadın haklarını dahi erkekler savunduğunu sanıyor, dahası bu yüzyılda neden kadın haklarının savunulması gibi bir konu gündeme geliyor? Ne zaman kadınlar arasında: Başı açık- kapalı, okumuş- okumamış, hizmet- alan hizmetçi, aldatan- aldatılan sınıfları oluştu? Elinin hamuru, eteğin eksikliği ne demek? Nerede yanlış, doğru nerede?

Aklıma ve aklımıza daha birçok şey takıldı, neden illa ki şimdi soramıyoruz?

Seda…

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü