Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Fergana Vadisinden Kafkasya’ya Enerji Mücadelesi

21 Mart 2011
Sefer Aşır ERASLAN

Yetmişli yılların başında bir rapor hazırlayıp ABD başkanlığına sunan strateji kurumu şunları yazar:Gelecek otuz yıl içinde Sovyetler dağılacak ortaya muazzam bir enerji havzası çıkacak. Bu havzanın sahibi olan Türkler, Kafkasya’dan, Çin’e kadar bu büyük coğrafyada Türkiye’nin elini ve etki alanını kuvvetlendirerek yeni bir kutup, yeni bir güç ortaya çıkaracaktır. Planlar buna göre yapılmalıdır. Türkiye’nin etkisi sadece bununla kalmayacak yakın doğuda Balkanlarda da ortaya çıkacak olan yeni durum Türkiye’yi önemli bir konuma getirecektir. ”

İşte bu raporların gerçek olanlarının yanında, kaçan fırsatlar, heba edilen imkanlar, bu süreci iyi idare edemeyen bu günkü idarecileri yarın tarih affetmeyecektir. 1992 yılında İstanbul’danTürk Dünyası liderler zirvesinden dönen Kerimov, hava alanında şunları söyler. ”Devletleri ayrı ayrı ancak ortak parlamentosu bir oluşum kurma peşindeyiz”. Bunun ne anlama geldiğini herkes bilir. Ya bu günkü geldiğimiz noktanın ne olduğunu sorumlusunun kim olduğunu bilen var mı acaba?

Fergana vadisinin diğer adı da “Altın Vadi”dir. Çünkü altın değerinde topraklara sahip bir yerdir. Her ne ekerseniz o yetişir ancak Ruslar, Sovyetler Birliği zamanında pamuktan başka bir şey ektirmemişler. Dünyanın kilometre kareye en fazla insanın düştüğü bir yeridir. Buna rağmen en refah içinde yaşayan bölgesidir Özbekistan’ın. Fergana vadisini üçe bölmüş Ruslar. Yukarı Fergana bölgesi Kırgızistan’a, güney Fergana bölgesi Tacikistan’a verilmiş olup bu parçalanan bölgelerdeki nüfus dahi Özbek ‘tir. Tacik nüfus az olmakla beraber, Namangan, Andican, Korgantepe, Celalkuduk, Taşkömür, bölgelerinde üç yüz bin Kırgız yaşar. Bunca olaylara rağmen Özbek –Kırgız çatışmasının olmaması aynı milletin mensubu olmalarındandır. Bizdeki gibi Ermeni’nin peşine düşen katil sürürleri gibi oyuna gelememişlerdir. Tacikistan’ın, Kanlıbadem bölgesinde Özbek, Kırgıistan’ın, Oş, Özgen, Celalabt, Maylisay, Karasu bölgelerinde yine Özbek nüfus kalabalıktır. Ayrıca Kırgızistan’ın başkenti ile bu bölge arasındaki karayolu kış aylarında kapanarak geçişe izin vermez. Çünkü Tanrı Dağlarının devamı olan Pirvali dağları geçit vermez. Bunu avantaj olarak gören ayrılıkçı unsurlar, yönetim karşıtı güçler Özbekistan’a buradan sızarlar. İşte bu sebeple de Kırgız- Özbek anlaşmazlıkları vardır. Sovyet döneminde Kanlıbadem ‘den geçen Fergana bölgesini Taşkent’ e bağlayan kara ve demir yolu burada zaman zaman haraç alma, zorluklar çıkarma gibi sıkıntılara hatta tren ve otobüs taramalarına varan Tacik tacizleri sebebiyle Pirvali dağlarından kara yolu yapma çalışmaları imkansızlar sebebiyle yavaş ilerlemektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki Kazakistan’ın Türkistan(Yesi)ve Çimkent şehirlerinde de Özbek nüfusun kalabalık olmasına rağmen başkasına verilmiştir. Bunların altında yatan sebep, İngiliz’in Keşmir’de uyguladığı bölme, problem yaratma gayesinden başka bir şey değildir. Nitekim olaylara şahit olmaktayız.

Fiziki duruma gelince:Tanrı Dağlarının devamı olan Fergana Vadisinin doğu kısmı Kırgızlara aittir. Tarıma elverişli olmayan bu bölge dağlıktır. Zaten Sovyetler zamanında yapılan Hanaabat barajı(su ambarı)da gövdesi Özbek, uzantısı da Kırgız tarafındadır. Siriderya üzerindeki bu baraj hem sulama hem de enerji amaçlıdır. Kırgızlara hiçbir faydası yoktur. Karasu, Maylisay(Yağlıdere)ve Karaderya’nın suları Tanrı Dağlarından kopup Özbek tarafının sulama ve enerji ihtiyacını karşılamaktadır. Kırgız tarafında gaz ve petrol yoktur. Hatta Özgen şehrindeki dağın eteğindeki kömür madeninden istediği kömürü alıp gelecek mazotu bulamadıkları için soğukta titreyenlere de rastlanır. Su ile gaz ve petrol takası yapmak için pazarlık yapmak isteyen Kırgız tarafına alaycı, küçümseyici bir tavırla yaklaşan Kerimov yönetimi işin böyle gidemeyeceğini bilmekte geç kalmamıştır inşallah. Çünkü Tanrı Dağlarından gelen bu su kollarının üstüne ABD tarafında hidroelektrik santrali yapılmaktadır. Beş adet barajı yapmaya Kırgızların gücü yetemeyeceği gibi beş santrale ihtiyaçları da yoktur. Ancak bu güne kadar girdiği, üs kurduğu ülkeden kovularak çıkarılan tek ülke olan Özbekistan’a kızgın olan ABD, böylece ders vermek isterken Kırgızları da şahdamarından yakalamak arzusundadırlar. Şayet bu barajlar yapılırsa Altın Vadi çöle döner. Hatta ileride Taşkent yakınlarında Angren’de karıştığı Zarafşan deryasının da suyu azalacaktır. Maveraünnehir’in en büyük su kaynağı olan Ceyhun veya Amuderya güney Özbekistan’ı Kaşgaderya’dan başlayıp Aral’a kadar sularken Seyhun veya Sirideya ise kuzeyden Fergana’dan Taşkent’ e hatta Semerkant’a kadar Cizzah, Siriderya, Kitap ve Şehr- i sebz ‘e kadar sular. Bu problem, Özbek –Kırgız münasebetlerinde önem arz ederken ileride bir çatışma unsuru olmasa bile anlaşmazlık konusu olacağı, pazarlık konusu olacağı kesindir.

Kış aylarında sulamaya lazım olmayan, dolan barajların suları serbest bırakılınca taşkınlara sebep olmaktadır. Bu iş yaz aylarında tersine dönerek Celalabat, Oş, Karasu bölgelerindeki sulamaya elverişli topraklar öncelikle sulanırken az bırakılan su yine problem yaratmaktadır. Beş baraj daha da büyük problemler çıkacağı kesindir.

Tacikistan ile sınırı teşkil eden ancak nüfusun çoğunluğu Özbek olan Kanlıbadem ‘deki baraj hem sulama hem de enerji amaçlı düşünülse de bu gün sulama amaçlı kullanılmaktadır. Kırgızistan tarafına yapılacak olan bu beş baraj burayı da etkileyecek zaten azalan su kaynaklarını onlarla paylaşmayacak olan Özbek tarafı ile zaten var olan ulaşım anlaşmazlıklarına bir de su konusu eklenecektir. Büyük Fergana Kanalı(kette Fergana Kanalı)ile Siriderya ‘nın sularını seksen kilometrelik bir kanalla yön değiştirten Sovyet yönetmi bu günleri hesaplamış mıydı bilinmez? Ama bu üç devleti su konusunda karşı karşıya getirirken olan Özbek insanına olacak gibidir.

Tibet Dağlarından çıkarak Tacikistan’dan geçip, Afganistan-Özbekistan sınırını teşkil ederek Karşı şehrinden itibaren Özbek topraklarına hayat veremeye başlayan Amuderya bu topraklar için hayati önemdedir. İşin ilginç tarafı bu bölgedeki Afgan nüfusu da Özbek’tir. Termiz şehrinden itibaren Buhara, Nukus, Karakalpakistan üzerinden Aral gölüne dökülürdü. Semerkant, Buhara ile Hive ve Karakalpakistan topraklarında çölü sularken yok olur. Çünkü devletin parasız tahsis ettiği çölde pirinç yetiştirirken emek kadar su da önemlidir. Çünkü büyük kara parçası olan tarlaların etrafları bir set ile çevrilip havuz haline getirilerek içi su ile doldurulur. Çölün tuzu dibe çöküp kaybolunca ikinci defa doldurularak pirinç ekerler. İşte bu ve benzeri işler O koskoca Ceyhun’u Aral’a varamadan takatsiz bırakır.

Fergana Vadisinde petrol de çıkar. Andican ve Oş’tan borularla taşınan ham petrol Fergana rafinerisinde işlenir. Kapasite fazlası ve diğer bölgelerdeki üretilen ham petrol, Karadeniz ‘deki Soçi’ye pompalanmış. Güney Özbekistan’da tamamen Ceyhun’a bağlıdır hayat. Ancak petrol ve gaz boru hattı ile taşınan enerji yeni Rus yönetimi tarafından %30 kadarını kendilerinin alması yönünde anlaşmalar imzalamışlardır. Özbeklerin ihtiyaç fazlası enerjilerinin ikinci büyük müşterisi Çin’dir. İhtiyacının %45’ini Somali ve Habeşistan’dan sağlayan Çin, alternatif enerji kaynağı olarak ŞİÖ ortaklarından olan Özbekistan’dan sağlamaktadır. Kızıldeniz’de korsan, haydut(!)avlama işi ABD’nin Çin’in enerji yolunu kontrol etmek maksadına hizmetten başka bir şey değildir. Özbekistan ayrıca önce nazlanmasına rağmen sonradan katılmak istediği NABUCCO projesine katılma kararı almasına rağmen pahalıya mal olacağı için tercih edilmemiştir. Çünkü ilave olarak üç bin kilometre daha boru döşemek gerekecektir.

Nabucco trans boru hattının akıbetine gelince. İlk katılımcılarının Nabucco operasına gittikten sonra bu ismi koydukları söylenir. Merkez olarak Avusturya seçilirken bu projenin katma değerini de bu ülkenin alacağı ifade edilmektedir. Fransa nazlanmakta, Almanya ise ABD’nin zorlamasıyla gönülsüzce katılmıştır. Diğer katılımcıların Macaristan, Romanya, Bulgaristan ve diğer devletlerin maddi güçleri de kafi gelememektedir. Buna bir de Rusya’nın enerji doktorası olan Başbakanı Putin ‘in enerji politikaları işin içine girince tablo iyice imkansızı gösterir olmuştur. Mayıs ayına kadar tedarikçi ülkelere çağrı yapan konsorsiyum ülkeleri mayıs ayına kadar 2017 yılına kadarki gazı taahhüt etmeleri gerektiğini yoksa temel atmayacaklarını” ilan etmiştir. Bu projenin imzaları atılırken “asrın imzası” diye lanse eden TV kanalının sahibinin boru hattının inşaatına talip olması bu işin hiç de asrın imzası ve asrın projesi olmadığını göstermiştir.

Rusya’nın enerji naklettiği iki güzergah vardır. Kuzeyden, Baltık kıyılarından geçen ve Almanya’nın ihtiyacını karşılayan hatta zaman zaman soğuktan patlamalar olmakta, hırsızlıklar olmaktadır. Ukrayna’dan geçen hattan Trakya üzerinden biz de gaz almaktayız. Bu hattan gaz, Orta Avrupa’ya taşınmaktadır. Zaman zaman hırsızlıklar ve kira anlaşmazlıkları olmaktadır Ukrayna ile.

Bütün bu zorluklardan bunalan Rusya yeni bir hat ile hem bu problemlerden kurtulmak, hem de Nabucco’nun önünü kesmek için “güney hattı”nı inşa etme kararı almıştır. Soçi’den başlayıp, Bulgaristan’ın Burgaz şehrine, oradan da Yunanistan’ın Dedeağaç şehrine kadar gidecek olan bir hat. Bu hat ile Ege denizine ulaşacak olan gaz hem İtalya, Fransa hem de eski Yugoslavya ülkelerine ulaşacaktır. Burgaz ile Dedeağaç arasındaki boru hattının ihalesini dahi yapan Rusya, kontrolü elinde tutmaktadır. Hazar havzasının ve Orta Asya enerji kaynaklarının sahibi bellidir. Kavga taşıma, nakil yolları ve usulü üzerindedir. Sahiplenmeyi batılı şirketlere kaptıran Rusya son fırsat olarak enerji taşıma güzergahına sahip olmak arzusundadır. Şayet Hazar havzasındaki anlaşmazlık Rusya’nın tezi olan “deniz statüsü”ne göre değil de Azerbaycan ve Türkmenistan, Kazakistan ve İran’ın tezi olan “göl statüsü”nde çözülürse Rusya’ya bağımlılık azalacaktır. İşte o zaman Nabucco’nun boruları gazla dolabilecektir. Aksi takdirde bu proje ölü doğmuş olacaktır. İran’ın projeye katkısı, ABD tarafından engellenmektedir. Şahdeniz havzasından gelecek gazın %40 ‘nı Rusya 30 yıllığına satın almıştır. Eski hatlardan nakledeceği için masrafsız olacak olan bu taşıma Rusya’ya ucuza mal olabilecektir. Wikleaks belgelerinde “Türkiye’nin enerji terminali olmasına izin vermeyeceğiz “diyenler olsa da buna mecbur olduklarına inandıkları zaman iş işten geçmiş olabilecektir. Boru hattını gazla hiç olmazsa beş yıllığına doldurulması bile baştan problemler yaratırken gelecek olan problemlerle nasıl baş edileceğinin hesabı iyi yapılmalıdır. Açığın Irak’ın kuzeyinden sağlanmasını empoze etmeye çalışan ABD, devleti bırakını aşiret yönetimi dahi olamayan çapulcularla devletimizi yüz göz etmeye çalışmaktadır. Bekleyen tehlike nedir peki?

Tunus’tan başlayıp Mısır Yemen ve şimdilerde Libya ve Bahreyn ile devam eden ara sıra Suriye ‘den de ayaklanma sesleri gelirken içimizdeki Ermeni bozuntuları da isyan provaları yapmaya hazırlanmaktadırlar. Libya’ya yapılan gibi bir BM veya Batı müdahalesi ile neler hayal etmektedirler neler!Bu durumda kim Nabucco’nun dolmayan borularını düşünür acaba?Hem hükümet, hem de Silahlı kuvvetler, hazırlıklıdır inşallah. Politikalarını da hükümet yarınki bu gelişmeye göre tanzim edebilmelidir. Aksi takdirde acı ve gözyaşının eksik olmadığı bölgemizdeki kan, korkarım ülkemize de sıçrar. Ateş kapımıza dayanmıştır. Yeni dünya düzeninin yeni yansıması olarak şimdi alevleri gözümüz alan bu yangın, inşallah yarın ateşiyle yakmaz. Tedbir almak, tedbirli olmak devleti yönetenlerin işi. Vebali de iftiharı da onların olacaktır.

20-3-201KIRŞEHİR

SEFER AŞIR ERASLAN

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü