Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Sümelekten Taş Taptım

18 Mart 2011
Sefer Aşır ERASLAN

“Nevruz Eyyamı” denilen bahar bayramı bir gün, bir hafta değil, adından da anlaşılacağı gibi günlerce sürer. Kırk gün devam eder genellikle. Bu kırk günde okullar, üniversiteler, devlet daireleri, şirketler, kolhozlar, salhozlar… herkes farklı zamanlarda bu günü kutlarlar. Aynı zamanda bir fırsat, bir bahane, bir kaçamak. . olarak görüp akıllarda olan el kesesinden, devlet kesesinden yeme, içme, eğlenme zamanıdır. Bu güne “sümelek kılmak” denilen bir iş damgasını vurur. Nevruz bayram olarak kutlanırken Ramazan ve Kurban Bayramlarına “hayt” denilir. Kurban hayt, roza hayt gibi. Hayt” kelimesi Allah’ın sıfatlarından olan “hayy”ile” iyd”(bayram)kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Yani dini bayramları Arapça ve aslına uygun olarak, milli bayramları da Türkçe isimlerle kutlamaktadırlar.

Nevruz Bayramı, Türk dünyasında da farklı kutlanır. Özbekistan’daki kutlamalarda ateş ögesi yoktur. Ancak Azerbaycan ‘daki kutlamaların en mühim enstrümanıdır. Bizde olduğu gibi. Bunun sebebini Mecusilikte, ateşperestlikte aramak gerekir. İran ‘daki, Güney Azerbaycan’da da aynı durum vardır. Ateşten atlamak, büyük ateşler yakmak, etrafında oyunlar oynamak, birazcık da olsa “sin sin”oyununu hatırlatsa da içerisinde ibadet ögesi olmadığı için sin sin daha farklıdır.

Özbekistan’da Nevruz adeta kıştan kurtuluş bayramı gibi kutlanır. Bağımsızlık günü olan eylül ayının birinci günü dahi bu kadar şen –şakrak olmaz. Caddeler zafer taklarıyla, flamlarla, bayraklarla süslenirken şehirdeki devlet görevlilerinin işi bununla da bitmez. Her mahalle ve her kışlak kendi hünerlerini göstererek yarışırlarken el emeği göz nuru işler, yemekler, hamur işleri, bayramlıklarını giyen bu güne has yapılmış başka zamanlarda giyilmeyen o rengarenk atlas kumaşlardan yapılan giysileri ile arz-ı endam ederler. Erkekler ise takım elbiseleri ile bir birine kur yaparak, hava atarak sahne alırlar. İp üstündeki cambaz, güreş, ağırlık kaldırma, sihirbazlık…gibi şahsi eğlencelikler sunulurken belediye ve valilik ise daha masraflı olan tiyatro, konser, akşamları havai fişek gösterileri gibi faaliyetleri organize ederler.

Bu günde hazırlanan yemeklerin tamamı “kök” denilen ot ile yapılan yiyeceklerdendir. Kök mantı, kök samsa, kök çiçüvere, kök lahman(Uygur çorbası), kök nan… gibi ottan yapılmış yiyecekler takdim edilir. Ancak her yerde olduğu gibi ekmek almasan da bir şişe kola almak mantıksızlığı bizdeki gibi burada da geçerli. Tabiidir ki içeceklerin şahı kımız bu günde bol bol tüketilir. Kazaklar “kazı “denilen çok kıymetli bir at eti mahsulünü tüketirler. En önemli parça olan sümelek kılmaya gelince:

Bazı rivayetler sümeleğin Peygamber Efendimiz zamanında çıkan kıtlık sebebiyle efendimizin ambarların dibinde kalmış yeşermiş, çinlenmiş buğdayların dahi getirilerek kaynattırıp yenmesinden doğmuş bir lezzettir. Bir az da dini, mistik tarafına dikkat çekilir. Bir başka rivayet ise, ölümsüzlük iksiridir. İbn-i Sina bu iksiri görürken bir kuyuya düşürür. İşte tam olarak hatırlanmasa bile bu sümelek o iksirin yerine ikame edilmiş cana can katan bir yiyecektir. Şifadır, ilaçtır, dermandır. Sümelek de ilahi bir dayanağa bağlanırken aynen Oş’daki Süleyman Dağı’nın altından akan bir ırmağın Kabe’ye kadar gittiği inancı ile Semerkant’taki Registan(farça kumluk alan demek)meydanının altından akan ırmağın yine Kabe’ye doğru akması aslında onca baskıya rağmen gönüllerin ırmak olup, derya olup o ulu menzile akıtılması işinden başak bir şey değildir. Slav ırkına her ideoloji dikkate alınmadantanınan ayrıcalıklara rağmen muhafaza edilebilen dini kimliklerdir bunlar.

Sümelek yapmak, sümelek kılmak külfetli bir iştir. Herkes yapamaz. Çünkü sümelek kılmak demek ziyafet vermek demektir. Varlıklı insanlar yapar ancak. O mahallede oturanlar da dahil her oradan geçen ziyafet sofrasına davet edilir. Baş ikram Özbek aşı ve votkadır. Bu arada sümelek de yapılmaya çalışılır. Üç hafta çimlendirilen buğdayın ot kısmı, yeşil kısmı kesilerek kalan kısmı da bir kevgirden geçirilerek posası ayrılıp sulu kısmı kazana doldurulur. Kazan kaynatılırken dibine tutmaması için de alt kısmına taş atılır. Bu taşlar karıştırılırken ufalanır. Zaten küçük parçalar halindeki taşın kumları yerken hissedilir. Bayramlık elbiseleriyle sümelek karıştıran kızların etrafında pervane olan delikanlılar evlenecekleri kızları buradan seçebilirler. Erkekler sümelek karıştırmaz. Bizdeki bir zamanlar var olan ancak şimdi motorize olduğu için kaybolan “bulgur sohusu”nda tokmak sallamakla eş değerde bir iş. ”Evlerinin önü bulgur sohusu yel estikçe gelir yarin kokusu” boşuna söylenmemiştir. Kızlar sümelek karıştırmaktan yorulsalar da işi bırakmazlar çünkü “yiğidini buradan bulacaktır. Ancak sümelek karıştırıken fark edilebileceğini iyi bilmektedir. Karıştırma işi yirmi dört saat devam eder. Sabaha karşı dinlendirmeye bırakılır. Bizim pekmez kaynatılıp akşam dinlenmeye bırakılan pekmeze oyun oynayan çocukların takılıp dökmemeleri için”pekmez uyuyor uyandırmayın” ikazı gibi “sümelek uykuda sabaha kadar uyuyacak” denilerek dinlenmeye bırakılır. Bir gün sonra üstü açılarak başta komşulara olmak üzere bütün herkese dağıtılır. Bunu almak da şarttır. Dargın bile olunsa sümelek hürmetine reddedilmez.

Sümelek sütlü kahve renginde, peltemsi ve kendi nişastasından başka tadlandırıcı bir şey karıştırılmamış tabii bir yiyecektir. Kazanın dibindeki taşların kumları hissedilerek yenir. Sümeleğin rengi şarkılarda sevgilinin göz rengine benzetilmiştir. Sevgilinin kaşları da zarafeti sebebiyle kelebeğin kanatlarına benzetilmiştir. ”KAŞI KEPELEK, GÖZÜ SÜMELEK MİHRİBANU” ideal sevgilinin tasviridir. Bir şarkıda ise bakını ilk dörtlüğünde neler söylenir:

Sümelekte taş taptım
Könglüme kuyaş taptım
Aşkından yandı bağrım
Bir acaip sırdaş taptım
NOT:Taptım-buldum, kuyaş-güneş

Sümeleği ile kök mantısı, kök samsası ile kök lahmanı ile Nevruz Bayramı öz be Türk bayramıdır. Sadece yeni gün, yeni yıl değil Türkün eğlenirken bile ne kadar asil duygularla abide işler yaptığının belgesidir. Nevruz mührünü söküp almadan Türk’ün tesanüt duygularını yok etmek de mümkün değildir. Nevruzlar bilen tebrikliymen, Nevruzlarınızı tebrik ediyorum. Türk dünyası Nevruzu nişanlarken nevruzda nişanlanlara da saadetler dilemek gerekir. Azerbaycan’da buğdayın yeşertilmiş şekline SEMENİ deniliyor. Bir gelin kız gibi beline kırmızı kurdela bağlanarak satılıyor. Özbekler ‘de herkes kendi sümeleğini yaparken de kendi buğdayını çimlendirir. Gözleri sümelek renkli, kaşları kelebek kanatlı sevenlere selam olsun. Bu bayramı savaş alanına çeviren haydutları kınarken sahibi olduğumuz değerlerin farkına varmak umut ve arzusuyla. Bir Özbek vecizesi ile bitirelim:

GULLAP YAŞNAGEY HÜR TÜRKİSTANIM

17-03-2011-Gemlik

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü