Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Gül Bahane Didar Ganimet

06 Şubat 2011
Sefer Aşır ERASLAN

Bir Özbek kelam-ı kibarı…Yiğidine kavuşmak için, sevdiği ile buluşabilmek için annesini gül bahanesi ile kandırarak erişilen mutlu son, yani didar…Bu Özbek genci çiçeklerin en güzelinin sevgisiyle, yaratılmışlara rumuz olan gül yüzlü aşkıyla onları ve bütün yaratılmışları var eden Yaratan’ın ne kadar güzel olduğunu düşünüp ilahi sevda yollarında çileye talip olarak mutlu oldu mu, didara erdi mi bilinmez…Ama bahane güzel, netice güzel, araç güzel, amaç güzel. Sevgililer günü sebebiyle bir yazı yazmak için beni zorlayan dostlara bu güzel söz ile başlamak istedim.

İmam-ı Gazali, ”sevenler arasındaki uzaklık ne kadar çoksa, aşkın katsayısı da o kadar yüksektir” der. Uzaklık ve aşk birbiri ile orantılı iki kavram. Aynı şekilde ne kadar yakın ve iç içe isek o derece aşktan uzak, sevgiden bahsedilemez demek de mümkündür. Yani birliktelikler sevgiyle, aşkla değil istek, arzu ve tatmin duygularıyla oluşan bir ortamın ürünüdür.

Kalp ve duyu organlarımız hoşlandığı, zevk aldığı, huzur bulduğu şeylere yönelir. İşte bu duygunun adı “sevgidir”. Gönül duyup beğendiği, göz görüp sevdiği, kulak işitip hoşuna gittiği, dil de tadıp beğendiği şeyleri sever. Gönül ile sevdiklerimiz, gönülden sevdiklerimiz daha değerli ve daha kalıcıdır. Tutku, kara sevda, melankoli.. hep gönülden sevginin tabi neticesidir. Sevmek için tanımak da gerekir. Acıyı-tatlıya, atını- toprağa, zindanı-saraya, belayı-nimete, kahrı- rahmete dönüştüren sebep işte bu gönülden sevmedir. Sevmek, sevdalanmak, tutulmak, bağlanmak için tanımak gerekir. Güzeli sevmek için çirkini tanımak, güzelin kıymetini bilmek için kötüyü tanımak, güneşi ve sıcağı sevmek için soğuğu tanımak gerekir.

Sevgi, bir küçücük incir çekirdeği kadar olan sevgi bile büyük yeşerir orman olur. Yeter ki o”incir çekirdeğini dahi doldurmayan” diye küçümsediğimiz miktarda sevgi. Yeni bir hayatın, yeni dünyanın keşfi kadar değerlidir. Kayalıklar arasına düşen bir incir çekirdeği orada hayat bulur. Ne su var ne de toprak. Ancak o kayalıkları, taş yığınlarını şerha şerha yarıp çıkaran işte bu sevgidir. İnsanımızın, neslimizin kalbine, gönlüne incir çekirdeği kadar bir sevgi aşılarsak neler olmaz ki!Yaratan sevgisi, insan sevgisi, vatan –millet, bayrak, ana-baba sevgisi…

Sevginin temelinde itimat vardır. İtimat etmediğini nasıl seversin? Karşılık alamayacağımıza inandığımız insanları sevmez” gözüm tutmadı” deriz. İtimat etmediğimiz insan ile aramıza şüphe, korku, endişe girer. İşte bu beraberlik “karşılıksız sevda” denilen “elektrik alamadım” denilen ve hüzünle biten bir serüven haline gelir. Düşmanlıkların temelinde de sevgisizlik vardır.

İnsanlar arsındaki sevginin ölçüsü endazesi kaçarsa amacından sapar, tehlikeler saçar. Zaten “sevdiklerinizi çok fazla methetmeyiniz ola ki bir gün kötü olur da söylediklerinizden pişman olursunuz, sevmediklerinize de küfretmeyiniz ola ki ileride aranız düzelir iyi olursunuz da söylediklerinizden pişman olursunuz” buyuran yüce bir rehberin yolundan giden insanlar olarak dikkat edilmesi gereken husustur. Şayet sevginin ölçüsünde ayar kaçarsa “kara sevda, tutulmak, melankoli” denilen ruhları hasara uğratan bir durum ortaya çıkar.

Sevgi adeta bir mıknatıs gibidir. Seveni sevilenin yanına çekip alır gider. Yağmur toprağa muhabbet duyarsa onu gök yüzünde hangi kuvvet tutabilir ki. Bulutlar bir birine aşık olan bulutların kucaklaşması ile ortaya çıkan sevda kıvılcımları ateş olur yıldırım olur, şimşek olur yer yüzüne iner. İndiği yerde hayat emaresi bırakmaz bu kuvvetli aşk. Bir insan arayıp da bulamadığı değerleri kimde bulursa onu ara bulur, yanına çeker. Kavuşamazsa şayet hayal ederek, tahayyül ederek onunla beraber olur.

Aşk iki parçanın birbirine doğru olan çekim kuvvetinin adıdır. Sevgi insanları çekip alır gider, vuslat veya didar dediğimiz noktada buluşturur. Sevgiler çoğaldıkça dostluklar başlar. ”Arkadaştık ahbap olduk biz bize, sırrımız meydana çıktı bakamaz olduk yüz yüze” atasözü bizim duygu dünyamızın billur damlası niteliğindeki dersidir.

Dost ve dostluk kapımızın önünde bekleyen iki sırdaştırlar. Kapıyı açınca dostlarımızla kucaklaşır dostluk kurarız. Mahremiyetlerimizin içinden fark edilebilinen dostluk gerçek dostluktur. Yani çok özellerimizi kendimize saklarsak gerçek ve daimi dost olabiliriz. Mühim olan diğeri ile bütünleşmektir. Efendimiz, ”Ebu Bekir söylüyorsa doğrudur” kanaatine bu dostluk sayesinde ulaşmıştır. Ali Efendimiz ise” dostumun dostu benim de dostumdur” buyurarak günümüzün olumsuzluklarda müspet arayışının beyhudeliğini ortaya koymuştur. Düşmanımın düşmanı benim dostum” mu yoksa “dostumun dostu mu” daha değerlidir? Elbette ikincisi değerlidir.

Ben eksik dostum eksik, birimizin noksanlarını nasıl tamam edip mükemmel olacağız? O tamam ben mükemmel nasıl olur da birbirimize ihtiyaç duyarız. Öyleyse dostlar birbirinin eksikliklerini tamam etmek için vardır. Dost Yaratan’ın lütfudur. Bu lütfa herkes mazhar olamaz. Kaç kişi birbirini karşılıksız sever, çıkarsız tamam eder ki?

Batılı aşkı libido zanneder. Çocukların annelerini bu libido sebebiyle emdiğine inanırlar. İşte batılının anlayacağı sevginin özünü libido oluşturuyor. Batılı her daim bir arada yaşadığı için ölümsüz aşk hikayelerine rastlanmaz. Çünkü aşık olmaya gerek yok de yok sebep de yok. Zaten beraber. Bir asil ile bir kölenin aşkı olan Romeo ve Jüliyet aşkından başka bir aşk hikayesi ne rastlanmaz.

Çocuklarımıza sevdiğimizi belli etmeliyiz. Sevgimizi onun başını okşayarak yanağına dokunarak saçlarını düzelterek şu mesajı verebiliriz:Evladım ben seni nasıl ki seviyorsam sen de atanı dedeni, vatanını, milletini bayrağını seveceksin. Bir komşunun arkadaşının sıkıntısı seni mutlu etmemeli ancak huzursuz etmeli ki bu mutsuzluğu giderecek tedbirleri almakta geç kalmamalısın.

Bir divan şairimiz “insan bolgen bi gam bolmas, bi gam bolgen insan bolmas” derken Özbeklerin bir kelam-ı kibarında “aşksız eşek, dertsiz kessek” derler. Son olarak Yunus Emre’nin bir beyti ile son verelim:

 

Aşksızlara verme öğüt, öğüdünden alur değil,
Aşksız kişi aşksız olur, hayvan öğüt bilür değil.

Gökten yağmur gibi sevgi yağsın, sevgi yağmurları hanelerimizi, gönüllerimizi ıslatsın ki huzurlu bir toplum RASLANolabilelim. Ah keşkem, keşkem…

7-2-2011
SEFER AŞIR ERASLAN

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü