Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Batılılar ve Duvarcılar

23 Ocak 2011
Sefer Aşır ERASLAN

Batılı devlet adamları taa küçücükken bağlandıkları ve hayatlarının hiçbir evresinde unutmadıkları tek varlık kilisedir. Kimi huşudan, kimi korkudan, kimi de çıkarına öyle geldiği için orası ile hiçbir zaman rabıtalarını kopartamaz. Yaptıkları gerek iç siyaset, gerekse dış siyasette usul ve üslupta temel etkileyici faktör kilise ve papaz efendilerin söyledikleridir. Her ne kadar çağdaş ve akılcı gibi davransalar da gönüllerinden kiliseyi ve söylemlerini hiç ama hiç çıkaramazlar. Bunları batı düşmanlığı yapmak için değil bir tespit olarak sunmaktayım. Batıya karşı değiliz. Hele hele batının ilmine, fennine, bedii sanatlarına asla ve kat’a düşman olamayız. Çünkü “İlim Müslümanın yitik malıdır onu bulduğu yerden almalıdır.” Prensibi bizim inanç sistemimizin bir düsturudur. Hatta uzayda bile olsa, hayatımızın her devrinde “beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz” ilkesi de başımızın tacıdır.Keklik için “nesline ihanet eden hayvan” olarak bilinir. Çünkü tuzağın yanına konulan ve bir kayanın başında ötüşüyle, sevgi davetiyeleri çıkaran ancak bu davete icabet edenin de bunu hayatıyla ödediği bir ihanete de alet olamayız. Batılı din adamları sadece Osmanlı döneminde değil daha önceki Selçuklular döneminde de uğradığı mağlubiyetlerin, kaybettiği kendisince kutsal olan yerlerin acısıyla buraları tekrar almadan dinmeyecek bir kinle doludurlar. Kendilerinden sonra gelenleri de bu kinle doldururlar. İster kapitalist, isterse de sosyalist zihniyete sahip olsun  her kesin mutabık oldukları nokta budur. İstanbul’daki bir kilisenin “kin kapısı” olarak taa 1453’ten beri kapalı olduğunu İstanbul’u tekrar alınınca açılacak olan kapının varlığı da bunun, ispatıdır.

Batılı devletler yani AB,  bize sınırı olan hudut devletleri olan Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarına telden duvar örme telaşındadırlar. Zaten gönüllerinde var olan bu duvarların yeniden ve maddeten de örmek istemeleri ile “hürriyetçi olmak, global davranmak…” gibi  kulağa hoş gelen ancak  slogandan ileri gitmeyen söylemlerinde de ne kadar  iki yüzlü olduklarını göstermektedir. Bizim içimizdeki AB bağımlılarına, AB maaşlılarına  ibret alacakları olay pek çok olmasına rağmen gözlerini kör edercesine, kulakları sağır edercesine bir ibretlik olaydır bu. İşleri düşüne, ihtiyaçları olunca her türlü ikiyüzlülüğü gösterenler, şayet ihtiyaçları kalmamışsa en şedit düşmandır artık. Buna Almanya güzel bir örnektir. Birinci dünya savaşında kader birliği ettiğimiz, ikinci dünya savaşından sonra da işbirliği ettiğimiz Almanya bu gün Türkiye’nin en büyük düşmanıdır. Görünmese de belli etmese de bu günkü sıkıntılarımızın özellikle siyasi sıkıntılarımızın en büyük destekçisi, azdırıcısı, besleyicisi ve tahrik edicisi Almanya’dır. Birinci dünya savaşından mağlup çıktık  onlarla. Savaşı çıkaran onlar, ama vatan topraklarının dörtte üçünü kaybeden biz olduk. Almanya’ya hiçbir şey olmadı. Başkaları yurtlarına üç senede dönerlerken biz hala “kaybolan yurt”un peşindeyiz. İşte o Almaya kalkıp Kıbrıs’ı “işgalden” bahsedebiliyor. İç işlerimize  en fazla müdahale eden Almanya’dır. Bunu gerek devletin resmi kurumları aracılığı ile gerek vakıflar ve fonlar vasıtasıyla gerekse de bu duvar çeken uydu zavallı ve  fakir işbirlikçileri eliyle yaparlar. ABD’inin işgalinden ve boyunduruğundan kurtulup bir ordu kurma hevesi yüzünden milletini onca sıkıntıya katlandırarak adına “AB ordusu” denilen kıytırık bir orduyu denemesine rağmen izin alamamıştır. O da ABD  ile ancak bu fonlar, vakıflar eliyle mücadele etmektedir.

AB ‘ni duvar çekmesini bir faydası olabilir. O da içimizdeki kölecesine AB hayranı olan, kovulma işaretlerine, içeriye alınmama ışıklarına rağmen  AB kapısında yatmaktan, AB düşü görmekten haz alan eniklerin içlerine girmelerine izin vermemek açısından anlamlı olabilir. Belki onlara  bakarak başka beslemelerin kendi nesline ihanet edip başkalarının kapısında ikbal ve unvan arayanlara ders olur.

Dünkü “Berlin Duvarı”, demir perde de onların mahareti ile ortaya çıkmış bir utanç abidesiydi. Aynı milletin arasına Berlin duvarını çekenler, iki ayrı ve düşman millet olan Kıbrıslıların arasına da duvar çekmek istediler ancak biz, duvar değil bir hat çekerek “ola ki bir gün birbirine bakarak  gönülleri sevgi dolar, kalpleri yumuşar da bir arada insanca yaşamaya karar verirler”, diye duvar çektirmedik, demir perde ile görünmez kılmadık. Çünkü biz insanca yaşamak, insani değerleri rehber almak gibi ulvi özelliklerimiz vardır.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü