Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Vahşi Kapitalizmin Şantaj Operasyonu

23 Mayıs 2011
Seyhan GÜNEYCE

Dünyaya egemen olmak istiyorsanız her yol mubahtır. Böyle bir ahlak, böyle bir insanlık, böyle bir adalet olabilir mi? Savaşın bile kurallarının olduğu varsayılırsa bunun izahı yapılamaz. Makyavel’den beri çok tartışılan bu şantaj yolu, batı emperyalizminin çok sık kullandığı bir yöntemdir. Üstelik kendilerinden olan insanlara da acımasızca kullandıklarına tarih şahittir. Bizim zannettiğimiz gibi bütünleşik bir Hıristiyan Kulübü değildir. Vahşi kapitalizm kazanma hırsları için kendi kardeşini bile boğazlamaktan çekinmez.

Biz batı karşısında hem yenik, hem de onların sayesinde yenikliğimizi aşmaya çalışan bir toplumuz. Tarih boyunca adalet ve ahlak için mücadele verdik. Egemen olduğumuz yerlerde barışı ve huzuru sağladık. Merhametimiz ve yardımseverliğimiz bazen zaafımız oldu. Hatta “merhametten maraz doğar” atasözünü bile söyledik. Ama düşmanımız bile olsa elimiz zulme gitmedi. Daha doğrusu şimdiye kadar gitmezdi. Son zamanlarda çok şaşıracağımız olaylar kendimizden şüphe duymamıza yol açmaya başladı. Bireysel suç kapsamında akla hayale gelmeyecek olayları sosyolojiyle ve psikolojiyle izah etme güçlüğü çekiyoruz. Geçen yıl Mardin Bilge Köyü katliamı bunun en çarpıcı örneği.

Vahşiliğin boyutu bizde henüz toplumsal boyutta yaygınlaşmadı. Örgütlü ve rasyonel kurgusal boyutta pek görülmedi. Zaten batının kurgusal akılcılığını fazla sevmedik. Biz duyguları hala ağırlıkta olan bir toplumuz. Bazen bundan şikâyet etsek de içimizdeki merhamet duygusu belki insanlığımızı koruyor. İnsanlığın bir boyutu, hatalarıyla – sevaplarıyla bu yönümüz olsa gerek. Nihayetinde teknik veya rasyonel robotlar değiliz. Allah’ın yaratılış hikmetine uygun şekilde denenmeye devam ediyoruz.

Son günlerde MHP’ye yönelik bir kaset operasyonu yapıldı. Bundan bir yıl önce de CHP genel başkanına benzeri bir operasyon yapılmıştı. Operasyon o kadar çirkin bir şekilde uygulandı ki, insanların günahları üzerinden ülkenin geleceğine yönelik tezgâhlar gölgelendi. İnsanlar üzüntüden ve kızgınlıktan oyunu görme imkânı bulamadı. Hâlbuki olayların arka planı daha önemliydi. Operasyonu kim veya kimler yaptı, amaçları neydi, bunun arkasından neler gelecek gibi önemli sorular gözden kaçmaya başladı. Hatta bunu özellikle kamufle etmek ve daha büyük bir etki yaratmak için insanları birbirine düşürmeye çalıştılar. Bazılarının bu tezgâha hemen düşmeleri veya fırsatçılık yapmaları olayın daha üzücü yönü oldu.

Sözde dindar kesimin bazı yazarlarının ve yayınlarının olaya yaklaşımı ise ahlakın nerelere düştüğünün göstergesi gibiydi. İslam’ın ahlak boyutundan nasip almamış tipler neredeyse başkalarının günahı üzerinden kendilerine pay çıkartmaya çalıştı. Kimisi siyasi ikbal, kimisi ego tatmini, kimisi de bitmeyen kinleri doğrultusunda yorumlar yaptılar. Hâlbuki hepsi de peygamberimizin güzel ahlakından feyz aldıklarını düşünürler. Peygamberimizi biraz hatırlasalardı yaklaşımları mutlaka farklı olurdu. Müslümanlar birbirlerinin kusurlarını ve günahlarını edep gereği gece gibi örtmek mükellefiyetindedir. Kusur aramak, günah ifşa etmek, dedikodu etmek, iftirada bulunmak, suizanda bulunmak İslam ahlakına uygun ameller değildir. Buna riayet etmeyen her kim olursa kendisini mutlaka sigaya çekmelidir. Hiç kimse insanlara günah veya günahsızlık üzerinden yaklaşmamalı. İnsan hiçbir zaman insan olduğunu unutmamalı…

Konunun insani boyutu son derece önemlidir. Bizim kanaatimize göre olay, Türkiye’yi yeniden şekillendirmek isteyen gizli güçlerin profesyonel bir operasyonu. Bunun çok anlamlı ipuçları var. Teknik boyutta sıradan bir amatör iş olmadığını uzmanlar dile getiriyor. Bizim bu boyuta dikkat çekerken vahşilikten bahsetmemizin sebebi burada düğümleniyor. Olaya küçük bir kız çocuğunu ve zavallı bir kadını harcayacak derecede gözü dönmüşlük ya kinden olur, ya da acımasız bir operasyon görevinden. Bazı yazarların kurulan tezgâhın yönlendirmesine kapılarak bu MHP’lilerin iç hesaplaşması şeklinde yorumları kendi ahlaklarını da ortaya koyuyor. Çünkü bırakın ülkücünün ülkücüye yapması, insan olan bunu yapamaz. Çok kızgın birisi zaten hiddetinden ilgilisinin yakasına yapışır veya gözü dönmüş şekilde saldırır.

Olaya operasyon dememizin önemli sebeplerinden birisi de Türkiye üzerine oynanan oyunlarla paralellik taşımasıdır. Soğuk Savaş sonrası dünyada önemli bir güç merkezi olarak ön plana çıkmaya başlayan Türkiye doğal mecrasına bırakılırsa bunu kısa sürede başaracak görünüyor. O zaman başını beladan kurtarmamak gerekli. İçeriden küresel merkezlerle uyumlu çalışacak ve isteklere direnmeyecek kesimler bulunmalı. Direnç gösterecek kesimler ise çeşitli yöntemlerle yola getirilmeli. Bu yöntemler zaman zaman değişebilir. Son operasyon bu değişik yöntemlerden birisi olarak dikkat çekiyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki Müslüman toplumlar yeniden şekillendirilirken, Türkiye bunun dışında düşünülemez. Üstelik Türkiye kendi haline bırakıldığında bu bölgelerde de söz sahibi olabilecek bir potansiyeli var. Bu potansiyeli küresel güçler doğru okuduğu zaman zaten hedef haline gelirsiniz.

Hedef haline gelen Türkiye’yi kontrol altında tutmanın yolu olarak en iyi araç Marksist – Leninist PKK örgütü seçildi. Biraz da bunu örgüt kendisi sağladı. Emperyalistlerin kullanımına en uygun maşa olduklarını yıllardır verdikleri mücadeleyle ispatladılar. Bunun karşılığı olarak işin boyutunu biraz daha büyütmek istiyorlar. Bu boyut Türkiye’yi dönüştürmekten geçiyor. Gelecek yasama döneminde yeni anayasa hazırlığı bu kapsamda düşünülüyor. Şehit kanlarıyla kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti devletinin Türk egemenliği tartışmaya açılıyor. Bunun karşısındaki en güçlü kurumsal direnç noktası, Türk milliyetçiliğini bir dünya görüşü olarak benimsemiş kuruluşlardır. Siyaset alanında ise MHP bunun sembolü durumundadır. O zaman MHP’yi devreden çıkartmak için en hassas yerden vurmak gerekirdi ve öyle yapıldı. Muhafazakâr bir yapısı olan milliyetçi kesimlerin MHP’ye desteğini çekeceği düşünüldü. Eğer oyunun gerçek boyutu görülemez ve hissedilemezse milliyetçiler birbirini yerken, birileri ülke üzerinde asıl operasyonlara başlayacaklar. Bunu engellemenin yolu bilinç ve dirayettir. Milliyetçiler kimsenin günahı veya sevabıyla uğraşmadan sevdasını çektikleri milletin istikbali için kararlı tutumlarını sürdüreceklerdir.

Türkiye demokrasi yolunda şeffaf ve ahlaki siyaset yürütmek zorundadır. Birilerinin hazırladığı tezgâhı kimse bana yarıyor diye alkışlayamaz. Herkes bu oyunu bozmak için kararlı bir tutum göstermelidir. Millet hür iradesiyle seçimlerde tercihini en iyi şekilde yapacaktır. Türk milliyetçisi olanlar zaten milleti kendilerine ölçü olarak alır, millete güvenir, millete inanır. Demokrasiye inanan herkes bunu yapmak zorundadır. Yapılmak istenen operasyonlara hiç kimse örtülü destek vermemelidir. Çirkin yöntemlerin yol bulduğu bir siyasi arenada yarın kimin başına nelerin geleceğinin garantisi olmaz. Türkiye hep birlikte bu oyunu bozabilir. Özellikle Türk milliyetçileri saflarını sıklaştırarak ülkedeki oyunları ve kirli tezgâhları bozacak feraseti göstermek zorundadır. Zaman birlik zamanıdır. Camianın seçimden sonraki ilk işi de bireysel zafiyetlerin asgariye ineceği bir yapılanma olmalıdır.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü