Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Bize Sunulanlar Ne Kadar Gerçek

17 Ocak 2010
Seyhan GÜNEYCE

Felsefe işe şüpheyle başlar. Şüphenin yöntem olarak sağlam bilgilere ulaşmada kullanılmasını sağlayan en önemli filozof Fransız düşünür Descartes olmuştur. Varlığın gerçekliğini temellendirirken kendisinin şüphe ediyor olmasını ve dolayısıyla düşünüyor olmasını inkar edemeyeceği gerçeğine varmıştır. Bu “düşünüyor olma halini” felsefesinin temeline koymuştur. Doğru bilgiye ulaşmada şüphe edebilmenin önemini de çarpıcı bir şekilde göstermiştir.

Bizde Gazali de şüpheciliği yöntem olarak kullanmıştır. Ama yöntem olarak şüphecilik yaygın bir kültür haline dönüşmemiştir. Bunun çeşitli sebepleri vardır. İlgilenenler din ve düşünce tarihine kısaca bakabilirler. Şüphe edilmeden ve doğruluğu tetkik edilmeden kabul edilen bilgilerin durumu bu yüzden her zaman sıkıntı olmuştur. Burada şüpheyi sadece bir bilginin doğruluğunu kontrol etmek için “yöntem” olarak kullanmak istediğimiz sanırım açıktır. Yoksa felsefe tarihinde bilginin imkansızlığına götürecek şekilde “şüphecilik felsefesi” diyebileceğimiz anlayışlar vardır ki, şu an bu görüşler konumuz dışıdır.

Şüpheden giriş yapmamızın sebebi modern çağdaki iletişim araçlarının ve bunları kullanan güçlerin insanları yanıltmalarındandır. Medya çağı, bilgi çağı, internet çağı gibi adlandırmalarla yorumlanan modern ortamda her şey karmaşık bir hal almış durumdadır. Artık bireylerin bizzat süreci takip etmesi ve kontrol etmesi mümkün değildir. Bilgi süreçleri artık en yüksek teknolojiyi kullanan profesyoneller tarafından kontrol edilmektedir. Bunların arkasında da büyük güçler vardır. Bu güçler ya sermayeye, ya da devletlere bağlıdır. Doğru bilgi kaygısını ne kadar taşıdıkları bellidir.

Dünyada milletler ve medeniyetler arası bir rekabet ve mücadele sürmektedir. Küreselleşme süreci bu mücadeleyi ortadan kaldırmış değildir. Sadece boyut ve şekil değiştirmiştir. Bu mücadelede tarihte önemli roller üstlenmiş ve kendilerine büyük misyonlar edinmiş milletler her zaman taraf olmuştur. Bu milletlerin aydınları ve yöneticileri bu şuuru kaybetmiş olsa dahi diğer milletlerin bakış açısı değişmez. Dolayısıyla varolan mücadelede yerinizi idrak edemediğiniz durumlarda sürekli darbe almaya devam edersiniz. Bu son söylediklerimiz maalesef bizim milletimiz için geçerli bir durum haline gelmiştir. Bize karşı modern dönemin araçlarıyla yapılan hamleler bunu göstermektedir.

Milletler mücadelesinde hazırlanan komplo teorilerini bu çerçevede düşünürsek, oyunun rasyonel kurgulara dayalı olduğunu görürüz. Oyun artık modern imkanlar ve araçlarla devam etmektedir. Bunda da en çok iletişim yöntemleri ve teknolojileri kullanılmaktadır. Özellikle medya adı verilen yayın araçlarının büyük sermaye tarafından kontrol edilmesi bunu kolaylaştırmaktadır. Dolayısıyla bilgi çağında bize sunulan bilgilerin hakikatle ne kadar ilgili oldukları şüphe taşımaktadır.

Her Türk evladı öncelikle kendisine sunulan bilgileri eleştiri süzgecinden geçirmelidir. Her sunulan bilgi kırıntısına veya hazırlanan tezgaha itibar etmemelidir. Çeşitli merkezlerin yönlendirmelerine karşı dikkatli olmalıdır. Bu tür yanıltıcı etkilere karşı ortak bilinç ve ortak akıl gücüne yönelmelidir. Düşünme ve eleştirme yolunu her daim aktif tutmalıdır. Aksi taktirde çok basit oyunlar bile bize zarar vermeye devam eder.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü