Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Kırgızistan Olaylarının Hatırlattıkları

00 0000
Seyhan GÜNEYCE

Türkiye soğuk savaş sonrası beklemediği bir dünyayla karşılaştı. Orta Asya’da Sovyetler Birliğinin esareti altında yaşayan Türklerin varlığından sadece Türk milliyetçileri bahsediyorlardı. O bölgeden Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan önemli şahsiyetlerin varlığı da bu olgunun en önemli şahidiydi. Komünist SSCB egemenliğini kırmak için sürekli hazırlık yapan ABD’nin çalışmaları ise o bölgeyle ilgili yazılı kaynak oluşturuyordu. Çok kişi doğru bilgiye dayalı bir bakış açısı geliştirememişti. Zaten devlet yetkilileri ve aydın zümre bu bölgeyle ilgili görmemeyi ve bilmemeyi tercih ediyorlardı. Fakat komünist sistem çökünce her şey değişti.

Yirmi yıldır Türkiye’nin önünde artık farklı bir dünya var. Türkiye’nin yöneticileri ve aydınları istese de istemese de Orta Asya Türk bölgesinde karşılarında beş ayrı devlet var. Bu dünyanın ve çağın bir çıplak gerçeği. Örtbas edemeyeceğiniz, ilgisiz kalamayacağınız, görmezden gelemeyeceğiniz bir gerçek. Tarihi ve kültürel bağlarınızın çok bariz olduğunu gördüğünüz bir sosyal olgu. Karşımızda yıllarca Türkçülerin ısrarla göstermeye çalıştıkları bir Türk Dünyası var. Üstelik yüzyıllar içinde istenen gelişmeleri yaşayamadan kendi problemleriyle baş başa kalmış bir Türk Dünyası. İşte Kırgızistan bu dünyanın belki de en sıkıntılı bölgesi. Bugün meydana gelen olaylar tesadüfi değil. Çok yönlü ve çok faktörlü bir problemli yapının kanayan yarası.

Kırgızistan’da 2005 yılında, ilk olarak Celalabad ve Oş'ta meydana gelen olaylar, seçimlere hile karıştırıldığı iddiasıyla büyüdü ve başkent Bişkek'e sıçradı. Yaklaşık 10 bin muhalif meclis ve başkanlık sarayını ele geçirdi. Kırgızistan’da meydana gelen bu kadife devrim, tıpkı Sırbistan, Gürcistan ve Ukrayna'daki gibi kansız bitti. Fakat son yaşanan olaylarda Kırgızistan’da kan akıyor. Hem de kardeş kanı. Geçici yönetim Rusya Federasyonu’ndan askeri destek istiyor. ABD ve BM insani yardım için bölgeye girmeye çalışıyor. Türkiye kendi vatandaşlarını kurtarma telaşında. İnsanların can güvenliği kalmamış durumda. Kadife devrimin tetikleyicisi Soros Vakfı şu sıralar neyle meşgul bilinmez ama biz ülke olarak uzaktan seyirci kalmayı tercih ediyoruz.

Dünya güçler dengesinde bir mücadele alanı olmaya devam ediyor. ABD karşısında eski ve yeni güç odakları sürekli şansını denemeye devam ediyor. Orta Asya’da Türk kökenli farklı lehçelere ve devletlere sahip devletlerin gün geçtikçe istenen gelişmeleri sağlamaları doğal olarak birilerini ürkütecektir. Bu bölgede nüfuz sahibi olmak isteyenler her türlü çatışma potansiyelini kullanacaklardır. Türkiye ise bu bölgede doğal bağlantılarıyla oyuna girmek zorunda olan bir güç merkezidir. Daha doğrusu Türkiye kendisini böyle görmese de diğer oyuncular tarafından aynı şekilde algılanacaktır. Ona göre tedbirler alınacak ve manipülasyonlar yapılacaktır. Bu durumda bölgeye Türkiye’nin faydalı olması ve çözüm üretebilmesi zorlaşacaktır. Şu anda Türkiye bu çıkmazı yaşamaktadır. 20 yıl önce hazırlıksız yakalanmış olan Türkiye, üzülerek kabul etmemiz gerekir ki bölgede dengeleri etkileyecek konuma gelebilmiş değildir. Üstelik hükümet “dünyada gündem belirleyen bir Türkiye” söylemini sık sık kullanmasına rağmen.

Küresel güç olmak tesadüfen olamaz. Bunun gereklerini yerine getirmek zorundasınız. Önce bilgisine sahip olmak, sonra da bu bilgiler doğrultusunda politikalarınızı uygulamak zorundasınız. Sayın Davutoğlu bir akademisyen titizliği ile çok güzel hazırlamış olduğu “Stratejik Derinlik” kitabında anlattıklarını hükümetin icrası olarak uygulayabilme başarısı gösterebileceği noktasında henüz kendisini ispat edememiştir. Son zamanlarda dengesiz bir şekilde İsrail zıtlaşması ve Türk Dünyası ihmali bunu göstermektedir. Türk Dünyası ihmali sadece bu hükümete has bir durum değildir. Türkiye hala kendi vizyonunu bir dünya devleti ve global oyuncu olarak oluşturamamaktadır. Bu vizyon tarihi ve kültürel bağlara dayalı olduğu kadar rasyonel hazırlıklara ve planlamalara dayalıdır. Maalesef bu konuda Türkiye’de sınıfta kalacak çok kesim vardır. Bundan Türk milliyetçileri de muaf değildir. İğneyi kendimize batırmak zorundayız. Böyle olmasa Kırgızistan’da meydana gelen olaylar Ankara’yı sarsardı. Gördüğümüz kadarıyla sarsıntı bir tarafa, Mavi Marmara kadar yansıması yoktur.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü