Türk Dünyası Yardım Kampanyası

ÇAĞRI

24 Kasım 2006

Türkiye içeride ve dışarıda ciddî problemlerle dolu yeni bir yıla girmiş bulunuyor. Bunların çözümlenmesi hususunda göstereceğimiz başarı ileri ki yılları da etkileyecek, ülke geleceğinin belirlenmesini sağlayacaktır.

2000-2001 krizi ve sonrasındaki gelişmeler, ekonominin yönetilmesinin ne derece önemli olduğunu, siyasetin doğasında bulunan popülist eğilimlerin istikrarı ve malî disiplini sarsmasının nelere mal olduğunu ortaya koymuştur.

Yakın geçmişte yaşadıklarımızdan gerekli dersleri çıkararak, hataları tekrarlamamak, geleceği sağlam ve istikrarlı bir ortamda yapılandırmak mecburiyetindeyiz.

Temel millî meselelerde iktidar ve muhalefet ayrımı olmaksızın herkesin sorumluluk bilinci içerisinde hareket etmesi ve ortak akıl alanları tesis ederek, müşterek paydalar oluşturarak problemlerin çözümüne katkı sağlanmasının yaşadığımız ortamda tarihi bir mecburiyet teşkil ettiğine inanıyoruz.

Bu cümleden olarak, 2007 de yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçiminin tehlikeli bir gerginliğe yol açmadan, demokratik düzenin sarsılmasına meydan vermeden, politik bir savaşa dönüştürülmeden kendi kuralları içerisinde cereyan etmesinin zaruretini bir kere daha vurgulamak istiyoruz.

Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin tartışmaların temel nedeninin, bu makama 1982 Anayasasıyla tanınmış olan geniş yetkilerden kaynaklandığı ortadadır. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, göreve başladığı ilk günlerde yetkilerinin fazla olduğunu ve bunların sınırlandırılması gerektiğini defalarca belirtmişti. Bizim ki gibi demokratik parlamenter sistemlerde pek görülmeyen ve aslında yarı başkanlık sisteminin varlığı anlamına gelen bugünkü cumhurbaşkanlığı statüsünün vakit geçirilmeden masaya yatırılarak Türkiye’nin şartlarına, ihtiyaçlarına cevap verecek, politik dengeleri dikkate alacak tarzda yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Teklifimiz şudur:
1- Cumhurbaşkanlığı siyasî sistemimizde 1982 Anayasasına kadar olduğu şekilde bir temsil makamı olması durumunda, burası siyasî tarafların elde etmek için yarıştıkları bir tür politik muharebe alanı olarak görülmekten çıkmış olacaktır.

2- Şimdiki yedi yıllık görev süresi uzundur ve birçok bakımdan sakıncalıdır. Yetkiler bir taraftan l982 Anayasası öncesine çekilirken süre de değiştirilmeli, bir ara gündemde olan 5+5 şekli benimsenmelidir. Böylelikle birikimlerinden ve devlet tecrübesinden yararlanılmak istenen bir cumhurbaşkanının bir dönem daha görev yapması imkanı temin edilmiş olacaktır.

3- Bu esasları kapsayan Anayasa değişikliğinin yapılması ve 2007 seçiminde uygulanmaya konulması için zaman henüz geçmiş değildir. İktidar ile muhalefet partileri, ülkemizin içinde bulunduğu kritik ortamı, gündemdeki meselelerin ciddiyetini göz önüne alarak, ekonomik, sosyal ve siyasal istikrarı kökünden sarsma ihtimali yüksek bugünkü tartışma üslubunun dışına çıkmalı, rasyonel zeminde çözüm sağlamak üzere işbirliği yapıp, girişim başlatmalıdırlar.

Unutmamak gerekir ki, her ne kadar 2007 kritik bir yıl olarak görülüyorsa da, esas 2007 sonrasında daha yoğun problemlerle karşılaşmamız kaçınılmazdır. Bunları genişletip derinleştirmek yerine asgari düzeye çekmek elimizdedir.

Başta siyasî merkezler olmak üzere, geleceğimizle ilgili kaygı ve sorumluluk taşıyan herkesi zaman varken harekete geçmeye çağırıyoruz.

TÜRK OCAKLARI GENEL MERKEZİ

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü