Türk Dünyası Yardım Kampanyası

30 Ağustos Zaferi Anadolu’nun Türklüğünü Bütün Dünyaya Kabul Ettirmiştir

08 Eylül 2012

Milletler mücadelesinin bir sonucu olarak gelişen tarih, Türk Milleti’nin sayısız zaferlerine şahitlik yapmıştır. Eski zamanların teknolojisinin ve iklimlerin de etkisi ile Mayıs-Eylül ayları arası genellikle sefer ve savaş dönemi olur, ilkbaharda gerçekleşen hazırlıklar sonrası ordu sefere çıkardı. Ağustos ayı savaşlar içinbelki de en uygun ay olduğu için Türk tarihinin en parlak zaferleri bu ayda kazanılmıştır. Diğer bir ifade ile Ağustos ayı Türk tarihi açısından bereketli bir aydır. Mesela Malazgirt, Kosova, Otlukbeli, Çaldıran, Mohaç, Mercidabık, Anafartalar Zaferleri, Belgrad’ın, Kıbrıs’ın, Girit’in, Mora’nın, Korsika’nın, Erivan’ın, Estergon’un, Fas’ın,  Navarin’in, Trabzon’un, Ani’nin,  fethi gibi pek çok zaferimiz Ağustos ayı içinde gerçekleşmiştir.

Belki de zaferlerinin çokluğu neticesinde bazen millet olarak tarihin akışını etkileyen sonuçları olmasına rağmen bu zaferlerimize ilgisiz kalmaktayız. Tarihlerindeki neredeyse tek ciddi savaş olan Çanakkale savaşlarında ölen atalarını anmak içinmemleketlerinden kalkıp gelen binlerce Avusturalyalı ve Yeni Zelendalı genç, son zamanlarda Çanakkale şehitlerimize ilgimizi artırmaya sebep olmuştur. Bunun gibi yukarıda zikrettiğimiz zaferlerimizin neredeyse tamamını tarih kitaplarımızın sayfalarına terk etmiş durumdayız.

Yakın zamanlarda maalesef 30 Ağustos Zaferine karşı da ilgisizliğin artmaya başladığını gözlemlemekteyiz. Hâlbuki 30 Ağustos zaferi sonuçları itibarıyla dünya tarihine iz bırakan hatta tarihin akışını değiştiren bir zaferdir. Sonuçlarını anlayabilmek için sebepleri üzerinde kısa bir tahlil gereklidir.

Bu zafere Türk Milletini sürükleyen en büyük sebep, Batının Türk’e duyduğu kin ve nefrettir. Bu nefretin dini, milli, siyasi ve ekonomik sebepleri vardır.Tarihe uzun asırlar boyunca yön veren bir Milletin düşmanlarının çok olmasını yadırgamamak gerekir.  Batının nezdinde Türk Milletinin günahı büyüktür. Türkler, Hıristiyanlığın erken dönem tarihinin yaşandığı Anadolu’yu İslamlaştırmışlardır. Hıristiyanlığın Kudüs’ten sonraki en kutsal yerleri Anadolu topraklarındadır. Hıristiyanlığın azizlerinin önemli bir kısmının memleketleri Anadolu’dur. Anadolu Hıristiyanlığın kaybedilmiş kutsal toprağıdır. 1453’den bu yana Doğu Hıristiyanlığının merkezi İstanbul’da Ayasofya’da çanlar çalmamaktadır. Türkler, sadece Anadolu’yu değil aynı zamanda Balkanları ve Avrupa’yı da İslamlaştırmaya kalkışmıştır. İslamiyet öncesinde Attila, İslamiyet sonrasında Fatih Sultan Mehmet Han Papalığın merkezi Roma’yı tehdit etmiştir.

Batıyı en fazla rahatsız eden Türklerin özelliklerinden birisi Türk’ün medeniyet kurma gücüdür. Türkler kurdukları devletleri bu güçleri ile kurmuştur. Türk’ün adalet anlayışı, estetik zevki, insan sevgisi gibi özellikleri askeri kabiliyetleri ile birleşince bu güç ortaya çıkmış her gittikleri yerde devlet olmayı başarmışlardır.  Medeniyet kurma gücünün zirveye çıktığı Osmanlı Türkleri zamanında İstanbul Ortodoksları Müslüman sarığını Katolik külahına tercih etmişlerdir. Diğer bir ifade Türkler Batının alternatifi olan cezbeden bir medeniyet kurmuşlardır. Dolayısı ile Türklere karşı Batı çok güçlü kötü önyargılara sahiptir. Adına Şark Meselesi ya da Doğu Sorunu dedikleri bir sistematik Türk düşmanlığı değişik asırlarda değişik şekiller ve isimler almış, ama Balkanları ve Anadolu’yu Türklerden temizleme amacından kıl payı sapmamıştır.

Türk Milleti bu çerçevede Milli Mücadele şartlarına getirilmiştir. 1774’den itibaren Büyük Devlet sıfatını kaybeden Osmanlı Türklerinin 1918’e kadar başına bütün musibetler, zulümler gelmiş, Rusya, İngiltere, ve Fransa üçlüsünün kurduğu tezgah ve savaşlar neticesinde devlet Balkanlardaki beş asırlık Türk illerini terk ederek Sakarya Nehrinin doğusuna kadar çekilmiştir. Bu ümitsiz buhran anında Türk Milletini son bir gayrete getirerek Milli Mücadeleyi başarıyla sonuçlandıracak olan Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları 30 Ağustos’ta Türk Milletine Büyük Zaferi kazandırmışlardır.

İngiltere’nin özellikle Başbakanları Lloyd George ile Dışişleri Bakanları Lord Curzon’un ısrarla takip ettiği Türkiye’nin bölünmüşlüğü politikasının maşası olan Rumlar ve Ermeniler, Osmanlı Devleti’nin acizlik içine düştüğü Mondros sonrası dönemde tahrik edilmiştir. Özellikle küçük Yunanistan’ın çapını kat be kat aşan Anadolu’nun işgal ettirilmesi hamlesi emperyalist İngiltere ve müttefiklerinin kendileri yormadan Türk’ü Anadolu’dan çıkarma düşüncesinin başarısız bir uygulaması olmuştur. 300 bini aşan bir kuvveti Anadolu’ya sokan 2 milyonluk Yunanistan, yaşayacağı büyük hezimeti Küçük Asya Felaketi olarak isimlendirecek ve 1930’a kadar kendisine gelemeyecektir.  Gazi Mustafa Kemal aynı Sultan Alp Arslan’ın İmparator Diyojen’e Malazgirt’te gösterdiği alicenaplığı gösterecek, büyük zafer sonunda  esir edilen Yunan Başkomutanı General Trikopis’e çadırında çay ikram edip herhangi bir ihtiyacı varsa karşılanacağını belirterek ailesi ile telefon görüşmesi yapmasını sağlayacaktır. Bu zafer sonrasında 3,5 yıldır Yunan işgali altındaki Batı Anadolu, tarihin nadir şahit olduğu bir yıldırım hareketi ile işgalden kurtarılacaktır.

30 Ağustos, sadece askeri sonuçları itibariyle bir büyük bir zafer değildir. Bu zafer,Anadolu’yuTürk’den ve İslam’dan arındırmak isteyen Hristiyan Batı’nın hevesini boşa çıkardığı için büyüktür. Anadolu’da Türk’ü ve İslam’ı imha planı olan Sevr projesini parçaladığı için büyük bir zaferdir. Eğer Sevr uygulansaydı, Anadolu’nun büyük bir bölümünde Türkçe yerine başka diller konuşuluyor, ezan yerine Hristiyanlığın Çan sesi yankılanıyor olacaktı. Başkenti Amisos ismi ile Samsun olarak planlanan Pontus Rum Devleti’nin önü açılmış, Yunanistan’ın Büyük Ülküsü hem Batı Anadolu’da hem de Karadeniz’de gerçekleşme fırsatı bulmuş olacaktı. Yine Erzurum başkent olarak üzere Sivas dahil Doğu Anadolu’da  Büyük Ermenistan planı uygulanma imkanına kavuşacaktı.  İstanbul uluslar arası (İngiliz-Fransız-İtalyan) idaresi altında Konstantinopolis olacaktı. Bu zafer sonucunda imzalanan Lozan Antlaşması ile Türk Milleti ekonomik, hukuki ve kültürel kapitülasyonlardan  (teslimiyetlerden) kurtulmuş, Anadolu’da maddi-manevi varlığını koruyabilmiş ve bu gün bir büyük devlet olmanın alt yapısını geliştirebilmiştir. Nihayet Göktürklerden sonra  tarihte ikinci kez Türk’ün ismini taşıyan modern, milli Cumhuriyetimiz kurulma imkânına kavuşmuştur.

Büyük Sultan Alp Arslan Gazi’nin 26 Ağustos 1071’de Anadolu’nun kapısını açan Malazgirt Zaferi ile nasıl tarihin akışı değişti ise,30 Ağustos 1922 deki Dumlupınar Meydan Muharebesi ve Zaferi ile tarihin akışı Türk Milleti’nin lehine değişmiş Anadolu’nun ilelebet Türk Yurdu olduğu bütün dünyaya kabul ettirilmiştir. Bu gün Türkiye’de yaşadığımız menfur terör belasının arkasında 30 Ağustos’un rövanşını almak isteyen genel anlamda Batının olduğunu söylemek yanlış olmasa gerektir.

Bu büyük zaferi gerçekleştiren başta Büyük Önder ATATÜRK ve silah arkadaşları ile bütün Şehitlerimizi ve Gazilerimizi, şükranla anıyorum. İnanıyorum ki Türk Gençliği kendisine bırakılan emanetlere sonuna kadar sahip çıkacaktır.

Milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu olsun!

Tuncer Çağlayan
Prof. Dr. Tuncer Çağlayan, Türk Ocakları Samsun Şube Başkanı

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü